MÜHÜR
BÖLÜM 8
ANAHTAR
Ata, karanlığın içinde elindeki anahtara bakıyordu.
Üzerinde yalnızca iki rakam vardı.
07.
Elektrikler hâlâ gelmemişti.
Evin içi sessizdi. Öyle sıradan bir sessizlik değildi bu. Sanki bütün ev nefesini tutmuş, Ata'nın yapacağı şeyi bekliyordu.
Ata anahtarı avucunun içinde çevirdi.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra...
Tık.
Evin içinden çok hafif bir ses geldi.
Ata olduğu yerde dondu.
Ses nereden gelmişti?
Koridordan mı?
Mutfaktan mı?
Yoksa...
Duvarın içinden mi?
Ata bir süre kıpırdamadan bekledi.
Sonra yavaşça koridora çıktı.
Adımlarını olabildiğince sessiz atıyordu.
Duvarlar aynı duvarlardı.
Kapılar aynı kapılardı.
Ama ev...
Farklıydı.
Bunu açıklayamıyordu.
Sanki daha önce defalarca yaşadığı bu ev, şimdi ona ait olmayan bir yere dönüşmüştü.
Koridorun sonuna geldiğinde durdu.
Gözleri karanlığa alışmaya çalışıyordu.
Sonra gördü.
Duvarın altında küçük bir kapak açıktı.
Ata kaşlarını çattı.
Böyle bir kapak daha önce yoktu.
En azından o, olmadığını biliyordu.
Yavaşça eğildi.
Kapağın kenarına dokundu.
Soğuktu.
Ata kapağı biraz daha açtı.
İçeride küçük, eski bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde daha önce gördüğü o işaret duruyordu.
Mühür.
Ama bu kez işaretin yanında başka bir şey vardı.
Bir çizik.
Sanki biri kutuyu aceleyle bırakmıştı.
Ata kutuyu çıkardı.
Bir süre elinde tuttu.
Sonra kapağını açtı.
İçinden eski bir kaset çıktı.
Ata'nın yüzündeki ifade değişti.
Kaseti elinde çevirirken üzerindeki hiçbir yazıyı anlamlandıramadı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Maraz içeri girdi.
Ata başını kaldırdı.
Maraz'ın gözü doğrudan kasete takıldı.
Bir anda durdu.
Yüzündeki ifade değişmişti.
Korkmuştu.
Ata bunu fark etti.
"Bunu evimde buldum."
Maraz cevap vermedi.
Birkaç saniye boyunca yalnızca kasete baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
"Bunu kimseye göstermeyecektin..."
Ata kaşlarını çattı.
"Artık geç."
Maraz başını kaldırdı.
"Bunu dinlersen..."
Bir an sustu.
"...bazı şeyler geri alınamaz."
Ata kaseti tekrar eline aldı.
Artık korktuğu şey kasetin içinden ne çıkacağı değildi.
Asıl korktuğu şey, Maraz'ın bu kaseti neden bu kadar iyi tanıdığıydı.
***
Aynı saatlerde Sara başka bir yerde, elindeki kasete bakıyordu.
O da aynı kasetten bir kopya bulmuştu.
Ama nereden geldiğini bilmiyordu.
Kaseti birkaç kez çevirdi.
Üzerinde hiçbir açıklama yoktu.
Sara cihazın başına oturdu.
Elini kasete uzattı.
Tam çalıştıracakken arkasından bir ses geldi.
"Dinleme."
Sara dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Odanın kapısı açıktı.
Koridor boştu.
Sara birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden etrafına baktı.
Sonra tekrar kasete döndü.
Bu kez elini çekti.
Çünkü artık bunun sıradan bir kayıt olmadığını biliyordu.
***
Metro tünelinin derinliklerinde Zaza sessizce duruyordu.
Elinde eski bir cihaz vardı.
Uzaktan bakıldığında hiçbir şey yapmıyor gibiydi.
Ama gözleri dikkatle bir noktaya sabitlenmişti.
Sanki başka bir yerde yaşananları görebiliyordu.
Elindeki cihazı çalıştırmadı.
Sadece baktı.
Sonra kendi kendine fısıldadı:
"Henüz erken..."
***
Ata yeniden evindeydi.
Kaseti masanın üzerine koydu.
Maraz gitmişti.
Ama söyledikleri hâlâ aklındaydı.
"Bazı şeyler geri alınamaz."
Ata teyp cihazını önüne çekti.
Kaseti içine yerleştirdi.
Bir süre parmağı çalıştırma düğmesinin üzerinde bekledi.
Sonra bastı.
Teyp çalıştı.
Önce yalnızca cızırtı duyuldu.
Eski bir kayıt...
Bozuk bir ses...
Sonra bir insan sesi duyuldu.
"Eğer bunu dinliyorsan..."
Ata nefesini tuttu.
Ses birkaç saniye sustu.
"...artık içindesin."
Ata'nın yüzü gerildi.
Kayıt devam etti.
"07 bir başlangıç değil..."
Cızırtı arttı.
"...bir sonuçtur."
Ata gözlerini kasete dikti.
Tam o anda...
Teyp durdu.
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Ama bu kez sessizlik farklıydı.
Ata bunu hissediyordu.
Sanki ev artık yalnızca onun yaşadığı bir yer değildi.
Sanki ev...
Onu tanıyordu.
Ata yavaşça arkasına baktı.
Karanlık koridor hâlâ oradaydı.
Ama artık karanlığın içinde bir şeylerin onu izlediğinden emindi.
Ve ilk kez...
07'nin bir anahtar olmadığını düşünmeye başladı.
Belki de anahtarın açtığı şey...
çok daha büyük bir şeydi.