İçeriğe geç

BÖLÜM 7 KAPANAN ÇEMBER

MÜHÜR

BÖLÜM 7

KAPANAN ÇEMBER

Ata, dosyanın başında öylece duruyordu.

İçindeki fotoğraflar masanın üzerine dağılmıştı.

Hepsine tek tek baktı.

Farklı tarihler.

Farklı insanlar.

Ama aynı yer.

Ve aynı işaret.

Ata fotoğraflardan birini eline aldı.

“Bunlar ne zaman çekilmiş?”

Cevap yoktu.

Dosyanın içinde hiçbir açıklama bulunmuyordu.

Sadece fotoğraflar vardı.

Sanki birileri yıllardır aynı şeyi izliyor ve kaydediyordu.

Tam o sırada kapı çaldı.

Bu kez önceki gibi değildi.

Daha sertti.

Ata başını kaldırdı.

Bir süre bekledi.

Sonra ayağa kalktı.

Kapıya doğru yürüdü.

Bu kez gözetleme deliğinden bakmadı.

Kapıyı doğrudan açtı.

Kimse yoktu.

Koridor bomboştu.

Ama yerde bir şey duruyordu.

Eski bir telsiz.

Ata eğilip telsizi aldı.

Cihaz kendi kendine cızırdadı.

Önce sadece parazit duyuldu.

Sonra bozuk bir ses yükseldi.

“…07…”

Ata’nın yüzü gerildi.

Telsiz tekrar cızırdadı.

“Duyuyor musunuz…”

Sonra ses kesildi.

Ata telsize baktı.

Bunu Maraz’a götürmeliydi.

***

Maraz telsizi masanın üzerine koydu.

Uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Ata karşısında duruyordu.

“Bu ne?”

Maraz telsize baktı.

“Bunu ben de ilk kez görüyorum.”

Ata gözlerini kıstı.

“Yalan söylüyorsun.”

Maraz cevap vermedi.

Sessizlik uzadı.

Sonunda Maraz başını kaldırdı.

“Bunu açarsan geri dönüş yok.”

Ata telsize baktı.

“Zaten geri dönüş kaldı mı?”

Maraz’ın yüzü değişti.

Bu kez söyleyecek bir şey bulamadı.

***

Şehrin başka bir yerinde Karahan terk edilmiş bir otoparkta oturuyordu.

Karşısındaki adam konuştu.

“Ata dosyaya ulaştı.”

Karahan’ın yüzünde şaşkınlık yoktu.

“Biliyorum.”

“Ne yapacağız?”

Karahan yavaşça ayağa kalktı.

Bir süre etrafına baktı.

Sonra tek bir cümle söyledi.

“Artık izlemiyoruz.”

Adam sustu.

Çünkü bunun ne anlama geldiğini biliyordu.

Artık Ata sadece takip edilmeyecekti.

Artık ona yaklaşacaklardı.

***

Sara gece tek başına yürüyordu.

Sokaklar sessizdi.

Bir süre sonra durdu.

Karşısındaki sokak tamamen boştu.

Ama ortasında siyah bir dosya duruyordu.

Sara etrafına baktı.

Kimse yoktu.

Yavaşça dosyaya yaklaştı.

Eğilip elini uzattı.

Dosya bir anda kendi kendine açıldı.

Sara geri çekildi.

İçinde yalnızca tek bir sayfa vardı.

Sayfanın ortasında büyük bir şekilde:

07

Sara’nın nefesi kesildi.

Sayfayı eline almak istedi.

Ama dokunamadı.

Bir süre sonra dosya yeniden kapandı.

Sara olduğu yerde kaldı.

Artık 07 sadece Ata’nın hikâyesi değildi.

Bu numara ona da ulaşmıştı.

***

Metro tünelinin karanlığında Zaza duvarın karşısında duruyordu.

İşaret artık eskisi gibi değildi.

Üst üste çizilmişti.

Sanki biri onu silmeye çalışmış, sonra başka biri yeniden çizmişti.

Zaza duvara yaklaştı.

Parmaklarını işaretin üzerinde gezdirdi.

Sonra hafifçe güldü.

“Demek artık görünür oldu…”

Arkasından bir ayak sesi geldi.

Zaza sustu.

Başını çevirdi.

Tünel bomboştu.

Bir adım daha attı.

Yine ses geldi.

Bu kez daha yakından.

Zaza gülümsedi.

Ama arkasına dönmedi.

Çünkü bazı şeyleri görmeden de kimin geldiğini anlayabilirdi.

***

Ata eve döndüğünde hava kararmıştı.

Dosyayı masanın üzerine bıraktı.

Telsiz hâlâ aklındaydı.

07.

Aynı numara.

Aynı işaret.

Aynı gizem.

Dosyanın içindeki son sayfaya tekrar baktı.

Sonra dosyanın kapağını tamamen açtı.

İçinden küçük bir şey düştü.

Masaya çarptı.

Tık.

Ata aşağı baktı.

Bir anahtar.

Yavaşça eğildi ve anahtarı aldı.

Üzerinde yine aynı numara vardı.

07.

Ata’nın eli titredi.

“İki tane…”

Anahtarı avucunda sıktı.

Tam o anda ışıklar söndü.

Ev tamamen karanlığa gömüldü.

Ata kıpırdamadı.

Telsiz masanın üzerinde kendi kendine cızırdamaya başladı.

Sonra karanlığın içinden bir ses duyuldu.

“Kapı açıldı.”

Ata nefesini tuttu.

Etrafına baktı.

Hiçbir şey göremiyordu.

Ama artık emindi.

Bir şey harekete geçmişti.

Ve bu kez…

Sadece onu izlemiyordu.

Onu çağırıyordu.