İçeriğe geç

BÖLÜM 6 DOSYA 07

MÜHÜR

BÖLÜM 6

DOSYA 07

Ata, dosyanın başında öylece duruyordu.

Üzerindeki tek kelime hâlâ gözlerinin önündeydi.

MÜHÜR.

Parmakları hafifçe titriyordu.

Dosyayı açmayı denedi.

Olmadı.

Bir kez daha denedi.

Kilitliydi.

Ata kaşlarını çattı.

“Şaka mı bu?”

Dosyayı masanın üzerine bıraktı.

Tam o sırada telefonu titredi.

Ekrana baktı.

Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.

Mesajda yalnızca üç kelime vardı.

“07’yi açma.”

Ata olduğu yerde kaldı.

Bir süre ekrana baktı.

Sonra mesajı tekrar okudu.

07.

Anahtardaki numara.

Dosyanın içinde ne olduğunu bilmediği şey.

Ve şimdi biri ona bunu açmamasını söylüyordu.

Ata hızla ayağa kalktı.

Ceketini aldı ve evden çıktı.

Maraz’ı bulmalıydı.

Sokağa çıktığında yağmur yağıyordu.

Şehir her zamanki gibi kalabalık değildi.

Ata etrafına baktı.

Kimse yoktu.

Sokağın sonunda bir siluet gördü.

Karanlığın içinde hareketsiz duruyordu.

Ata birkaç adım attı.

Siluet de hareket etmedi.

Biraz daha yaklaştı.

Bir anda…

Yok oldu.

Ata durdu.

Sokağın sonuna baktı.

Kimse yoktu.

Yerde küçük bir kâğıt gördü.

Eğilip aldı.

Kâğıdın üzerinde yine aynı işaret vardı.

Ata kâğıdı buruşturmadı.

Atmadı.

Sadece elinde tuttu.

Artık bu işaretin peşinden geldiğini biliyordu.

Maraz’ın yanına vardığında kapıyı hızla açtı.

Maraz ona baktı.

Ata doğrudan konuya girdi.

“Biri bana mesaj atıyor.”

Maraz’ın yüzü ciddileşti.

“Ne yazıyor?”

Ata telefonu ona uzattı.

Maraz mesajı okudu.

“07’yi açma.”

Uzun bir sessizlik oldu.

Maraz telefonu geri verdi.

Ata gözlerini ondan ayırmadı.

“Ne bu 07?”

Maraz cevap vermedi.

“Maraz.”

Yine sessizlik.

Sonunda Maraz başını kaldırdı.

“Unutulmuş bir şey.”

Ata kaşlarını çattı.

“Ne demek unutulmuş?”

Maraz gözlerini kaçırdı.

“Bazı şeyler unutuldukları için değil…”

Bir an durdu.

“…hatırlanmamaları gerektiği için unutulur.”

Ata bu cevaptan hiç hoşlanmamıştı.

“Dosya bende.”

Maraz’ın yüzü değişti.

“Ne?”

“Dosya bende.”

Maraz ayağa kalktı.

“Onu kimseye gösterme.”

“Niye?”

Maraz cevap vermedi.

Çünkü ikisi de artık bunun sıradan bir dosya olmadığını anlamıştı.

Şehrin başka bir yerinde Karahan terk edilmiş bir otoparkta duruyordu.

Yanındaki adam ona yaklaşarak konuştu.

“Dosya ortaya çıktı.”

Karahan başını çevirdi.

“Kimde?”

Adam kısa bir süre bekledi.

“Ata’da.”

Karahan’ın gözleri kısıldı.

Birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra sakin bir sesle konuştu.

“O zaman biri hata yaptı.”

Adam ne diyeceğini bilemedi.

Karahan arabaların arasından uzaklaşmaya başladı.

Fakat yüzündeki ifade değişmişti.

Artık sadece izlemiyordu.

Bir şeylerin harekete geçtiğini biliyordu.

Aynı saatlerde Sara evde tek başına oturuyordu.

Televizyon kapalıydı.

Oda sessizdi.

Bir anda televizyon kendi kendine açıldı.

Sara irkildi.

Ekrana baktı.

Görüntü normal değildi.

Karanlık bir oda vardı.

Odanın ortasında eski bir dosya duruyordu.

Kameranın görüntüsü yavaşça dosyaya yaklaştı.

Dosyanın üzerinde tek bir şey yazıyordu.

07.

Sara birkaç adım geri çekildi.

“Hayır…”

Televizyon bir anda kapandı.

Oda yeniden karanlığa gömüldü.

Sara nefesini toparlamaya çalıştı.

Ama gördüğü görüntü zihninden çıkmıyordu.

07.

Bu numara artık sadece Ata’nın karşısına çıkmıyordu.

Şehrin her yerinde kendini göstermeye başlamıştı.

Yeraltında, metro tünellerinin karanlığında Zaza duvarın karşısında duruyordu.

Yeni bir işaret çizilmişti.

Zaza işarete yaklaştı.

Bu kez farklı bir şey vardı.

İşaretin hemen altında küçük bir numara bulunuyordu.

07.

Zaza uzun süre baktı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

“Demek başladınız…”

Tünelin derinliklerinden bir ses geldi.

Metal bir kapı kapanmıştı.

Zaza arkasına baktı.

Sonra tekrar duvara döndü.

Sanki beklediği şey sonunda gerçekleşmişti.

Ata ise evine geri dönmüştü.

Masaya oturdu.

Dosyayı önüne koydu.

“07’yi açma.”

Mesaj hâlâ telefonundaydı.

Ata dosyanın kilidine baktı.

Sonra cebinden anahtarı çıkardı.

07.

Bir süre elinde tuttu.

Sonra anahtarı dosyanın kilidine yerleştirdi.

Çevirdi.

Bu kez kilit açıldı.

Ata nefesini tuttu.

Dosyayı yavaşça açtı.

İçinden eski fotoğraflar çıktı.

Bir tane.

İki tane.

Sonra bir tane daha.

Fotoğrafların hepsinde aynı işaret vardı.

Ata fotoğrafları tek tek inceledi.

Bazılarında tanıdığı yüzler vardı.

Bazılarında ise hiç tanımadığı insanlar.

Ama hepsinin ortak bir noktası vardı.

Aynı işaret.

Dosyanın en altında tek bir sayfa duruyordu.

Ata sayfayı eline aldı.

Üzerindeki başlığı okudu.

MÜHÜR — GÖZLEM DOSYASI.

Ata’nın yüzü değişti.

Artık bir şeylerin ne olduğunu anlamaya başlıyordu.

Ama hâlâ eksik bir parça vardı.

Tam o sırada ışıklar söndü.

Bu kez geri gelmedi.

Ata karanlıkta tek başına kaldı.

Elindeki sayfaya baktı.

Sonra karanlığın içinden bir ses duyuldu.

Çok yakından.

Fısıltı gibi.

“Artık içindesin.”

Ata donup kaldı.

Karanlıkta hiçbir şey göremedi.

Ama artık emindi.

Bu dosya onu bulmamıştı.

O, dosyayı bulmuştu.

Ve bazı şeyleri öğrendikten sonra…

Geri dönmek mümkün değildi.