MÜHÜR
BÖLÜM 5
KAPALI KAPI
Gece, Ata’nın evine sessizce çökmüştü.
Salonun ortasında oturuyordu.
Elindeki eski fotoğrafı masanın üzerine bırakmış, arkasındaki işarete tekrar tekrar bakıyordu.
Daha önce de görmüştü onu.
Duvarlarda.
Sokaklarda.
Bir aynanın üzerinde.
Ama artık aynı işaret, farklı bir anlam taşıyor gibiydi.
Ata parmağını fotoğrafın arkasındaki çizginin üzerinde gezdirdi.
“Bu ne lan?”
Cevap yoktu.
Tam o sırada kapı çaldı.
Ata bir anda dondu.
Ev sessizdi.
Bir süre bekledi.
Sonra kapı tekrar çaldı.
Bu kez daha kısa.
Ama daha ısrarcıydı.
Ata yavaşça ayağa kalktı.
Koridora çıktı.
Kapıya yaklaştı.
Gözetleme deliğinden baktı.
Kimse yoktu.
Koridor boştu.
Kapıyı açtı.
Karşısında sadece karanlık vardı.
Aşağıya baktığında ise yerde küçük bir anahtar gördü.
Ata eğildi.
Anahtarı eline aldı.
Eskiydi.
Üzerinde tek bir numara kazılıydı.
07.
Ata kaşlarını çattı.
Bu numarayı daha önce görmüştü.
Ama nerede gördüğünü hatırlayamıyordu.
Anahtarı avucunun içinde sıkıca tuttu.
Ertesi gün Maraz’ın yanına gitti.
Anahtarı masanın üzerine bıraktı.
Maraz’ın yüzü bir anda değişti.
Anahtara baktı.
Sonra Ata’ya.
“Bunu nereden buldun?”
Ata sandalyesine yaslandı.
“Kapımın önündeydi.”
Maraz anahtarı eline aldı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sanki elindeki şey bir anahtar değilmiş gibi davranıyordu.
Ata gözlerini ondan ayırmadı.
“Ne bu?”
Maraz cevap vermedi.
Anahtara bir kez daha baktı.
Sonra yavaşça masaya bıraktı.
“Bunu görmemeliydin.”
Ata’nın yüzündeki ifade değişti.
“Niye?”
Maraz başını kaldırdı.
Ama cevap vermedi.
Bazı soruların cevabı söylenmeden de korkutucu olabilirdi.
Aynı saatlerde, şehrin başka bir yerinde Karahan bir sokağın karşısında durmuştu.
Ata’yı uzaktan izliyordu.
Yanındaki adam ona doğru eğildi.
“Yaklaşalım mı?”
Karahan gözünü Ata’dan ayırmadı.
“Hayır.”
“Niye?”
Karahan birkaç saniye sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
“Henüz doğru yerde değil.”
Adam ne demek istediğini anlamadı.
Ama tekrar sormadı.
Çünkü Karahan’ın bazı cümleleri açıklama istemezdi.
O sırada Sara, terk edilmiş bir binanın önünde duruyordu.
Elinde küçük bir fener vardı.
Bina yıllardır kullanılmıyor gibiydi.
Duvarlarda aynı işaret tekrar tekrar çizilmişti.
Sara fenerini duvarlara tuttu.
Bir işaret.
Bir tane daha.
Sonra bir tane daha.
Hepsi aynıydı.
Ama Sara artık o işareti gördüğünde eskisi gibi düşünemiyordu.
İçeri girdi.
Ayak sesleri boş koridorda yankılandı.
Fenerin ışığı duvarlarda gezindi.
Bir kapının önünde durdu.
Kapı aralıktı.
Sara elini kapıya uzattı.
Yavaşça itti.
Oda tamamen karanlıktı.
Fenerini içeri tuttu.
Hiçbir şey görünmüyordu.
Tam geri dönecekken içeriden bir ses geldi.
“Geç kaldın…”
Sara’nın nefesi kesildi.
Bir anda geri çekildi.
Feneri elinden düşecek gibi oldu.
Odanın içi hâlâ karanlıktı.
Ama Sara artık orada yalnız olmadığını biliyordu.
Geri geri yürüdü.
Sonra binadan çıktı.
Fakat duyduğu o iki kelime zihninden çıkmıyordu.
Geç kaldın.
Kimin için?
Neye?
Ve neden özellikle ona söylenmişti?
Şehrin altında ise Zaza başka bir şey fark etmişti.
Metro tünelinin karanlığında duvara bakıyordu.
Duvarın üzerinde yeni bir işaret vardı.
Ama bu kez bir farklılık vardı.
İşaretin üzerine kırmızı bir çizik atılmıştı.
Zaza uzun süre hiçbir şey söylemeden baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Birileri oyun değiştiriyor…”
Uzaktan metal bir kapının sesi duyuldu.
GÜM.
Zaza başını çevirdi.
Tünel yine sessizdi.
Ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Aynı gece Ata evine döndü.
Anahtar hâlâ cebindeydi.
Masaya oturdu.
07 yazılı anahtarı çıkardı.
Önündeki masaya koydu.
Bir süre sadece ona baktı.
Sonra ayağa kalktı.
Ev sessizdi.
Anahtarı eline aldı.
Etrafına baktı.
Nerede kullanılacağını bilmiyordu.
Anahtarı çevirdi.
Hiçbir şey olmadı.
Ata birkaç saniye bekledi.
Sonra anahtarı tekrar çevirdi.
Yine hiçbir şey olmadı.
“Saçmalık…”
Tam yerinden kalkacakken ışıklar söndü.
Ata olduğu yerde kaldı.
Ev tamamen karanlığa gömüldü.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra duvardan küçük bir ses geldi.
Tık.
Ata başını çevirdi.
Duvarın bir bölümünde daha önce fark etmediği küçük bir kapak açılmıştı.
Ata nefesini tuttu.
Yavaşça oraya doğru yürüdü.
Kapağın içine baktı.
Eski bir dosya vardı.
Toz içindeydi.
Üzerinde tek bir kelime yazıyordu.
MÜHÜR.
Ata dosyaya dokunmadı.
Sadece baktı.
Çünkü artık bunun tesadüf olmadığını anlamıştı.
07.
İşaret.
Fotoğraf.
Gizli kapak.
Ve şimdi…
MÜHÜR.
Ata’nın yüzündeki ifade değişti.
Elini dosyaya uzattı.
Ama tam dokunacakken durdu.
Sanki içindeki bir şey ona yaklaşmamasını söylüyordu.
Fakat artık çok geçti.
Çünkü bazı kapılar açılmadan önce insanı çağırır.
Ve bazı kapılar açıldığında…
Bir daha kapanmaz.