MÜHÜR
BÖLÜM 10
SESSİZ BAŞLANGIÇ
Şehir sessizdi.
Ama bu kez sessizlik yalnızca sokaklarda değildi.
Sanki bütün şehir aynı anda nefesini tutmuştu.
Ne araba sesi vardı.
Ne insan kalabalığı.
Ne de uzaktan gelen sıradan şehir uğultusu.
Her şey durmuş gibiydi.
Ata tek başına yürüyordu.
Adımları boş sokakta yankılanıyordu.
Telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
Sinyal yoktu.
Ata kaşlarını çattı.
Tam telefonu kapatacakken ekran bir anda titredi.
Sonra kendi kendine açıldı.
Tek bir bildirim vardı.
07 aktif.
Ata birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Telefonu kapattı.
Fakat ekran tekrar açıldı.
Aynı yazı.
07 aktif.
Ata bu kez telefonu cebine koydu.
Başını kaldırıp etrafına baktı.
Sanki birinin onu izlediğini hissediyordu.
Ama sokakta kimse yoktu.
***
Maraz ve Sara şehrin başka bir noktasında buluşmuştu.
İkisinin de yüzünde aynı gergin ifade vardı.
Sara sessizliği bozdu.
"Bu şehir neden böyle?"
Maraz bir süre cevap vermedi.
Gözlerini uzaklara çevirdi.
"Çünkü bir şey başladı."
Sara ona baktı.
"Ne başladı?"
Maraz cevap vermedi.
Sadece şehre baktı.
Çünkü bazı cevapların verilmesi, gerçeği değiştirmiyordu.
Ve bazı gerçekler...
insanın duymaya hazır olmadığı kadar ağırdı.
***
Terk edilmiş yapının içinde Karahan tek başına duruyordu.
Önünde kapalı bir kapı vardı.
Kapının üzerinde yine aynı işaret bulunuyordu.
Yanındaki adam kapıya bakarak konuştu.
"Bunu açarsak..."
Karahan sözünü kesti.
"Zaten açıldı."
Adam sustu.
Karahan kapıya doğru yürüdü.
Elini işaretin üzerine koydu.
Bir an hiçbir şey olmadı.
Sonra...
Kapı kendi kendine açıldı.
İçeriden karanlık yükseldi.
Karahan içeri baktı.
Yüzünde şaşkınlık yoktu.
Sanki bunu zaten bekliyordu.
***
Zaza karanlık bir odada oturuyordu.
Etrafında onlarca kâğıt vardı.
Hepsinde aynı sembol.
Duvarlarda...
masada...
kâğıtların üzerinde...
Aynı işaret tekrar tekrar karşısına çıkıyordu.
Zaza uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra önündeki fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta Ata'nın bulunduğu sokak vardı.
Fakat fotoğrafın köşesinde çok hafif bir gölge görünüyordu.
Zaza fotoğrafa dikkatlice baktı.
İlk kez sesi bu kadar ciddiydi.
"Artık saklanmıyor..."
***
Ata şehrin ortasında durdu.
Gökyüzüne baktı.
Bir anda bütün ışıklar söndü.
Şehir tamamen karanlığa gömüldü.
Ata olduğu yerde kaldı.
Bir süre hiçbir şey göremedi.
Sonra uzakta küçük bir ışık fark etti.
Karanlığın içinde tek başına duran bir ışık.
Ata ona baktı.
Ve yürümeye başladı.
Her adımında şehir biraz daha geride kalıyordu.
Işık ise giderek yaklaşıyordu.
***
Ata sonunda eski bir girişin önüne geldi.
Kapı yarı açıktı.
İçeriden soğuk bir hava geliyordu.
Ata kapının önünde durdu.
Duvarlara baktı.
Aynı işaret...
Tekrar tekrar...
Her yerdeydi.
Ata yavaşça içeri girdi.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Karanlık onu tamamen içine aldı.
***
İçerisi zifiri karanlıktı.
Ata hiçbir şey göremiyordu.
Bir süre yalnızca kendi nefesini duydu.
Sonra...
bir ses geldi.
"Geç kaldın..."
Ata donup kaldı.
Başını kaldırdı.
Sesin nereden geldiğini anlayamıyordu.
Sonra ses tekrar duyuldu.
"07 bir anahtar değil..."
Kısa bir sessizlik oldu.
"...bir kapıdır."
Ata nefesini tuttu.
Artık ne aradığını bilmiyordu.
Ama geri dönemeyeceğini biliyordu.
Önünde karanlık vardı.
Arkasında ise şehir.
Ata bir adım daha attı.
Tam o anda...
arkasındaki kapı kapandı.
GÜM.
Kilitleme sesi karanlığın içinde yankılandı.
Ata arkasına döndü.
Kapı artık kapalıydı.
Karanlık her şeyi yutmuştu.
Ve son bir fısıltı duyuldu.
"Artık içindesin."
Sessizlik.
Mühür...
ilk kez kapanmamıştı.
Aksine...
yeni bir şeyin kapısını açmıştı.