İçeriğe geç

Mühür Kapısı

Vadiden yükselen çığlık, kayaların arasında katlanarak yankılanırken, üçlü vakit kaybetmeden sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Sis giderek yoğunlaşıyor, bastıkları zemin pürüzsüz mermer taşlardan oluşan antik bir geçide dönüşüyordu. Unutulmuş Vadiler’in girişinde yükselen devasa Mühür Kapısı, yüzyıllar boyunca diyarı karanlıktan koruyan bir bariyerdi. Ancak şimdi, kapının üzerindeki devasa kristal çatlamış, çatlakların arasından zift gibi simsiyah bir duman sızıyordu.

Kapının önünde, insan formu almış ama yüzleri tamamen karanlıktan ibaret olan iki Gölge Elçisi duruyordu. Ellerindeki simsiyah mızraklarla kapının mühür taşını parçalamaya çalışıyorlardı.

"Mührü kırmaya çalışıyorlar!" dedi Elian, kılıcını kınından çıkarırken. Mavi gözleri anında savaş alanını taramış, hamlesini planlamıştı. "Kaelen, sen sağdakini büyülerinle engelle. Samara, benimle kal. Mührün tamamen kırılmasına izin veremeyiz!"

"Anlaşıldı Stratejist!" dedi Kaelen. Avuçlarında toplanan parlak mavi alevleri öne fırlatarak gölge yaratıklarından birinin dikkatini üzerine çekti. Büyü patlamaları antik geçidi aydınlatırken, Kaelen kıvrak hareketlerle saldırılardan sıyrılıyordu.

Elian ise doğrudan diğer Gölge Elçisi’ne saldırdı. Kılıcı, yaratığın karanlık mızrağıyla buluştuğunda etrafa kıvılcımlar saçıldı. Elian’ın hamleleri son derece hızlı ve disiplinliydi, ancak yaratığın bedeninden yayılan soğuk aura, hareketlerini zorlaştırıyordu. Yaratık, mızrağının tersiyle Elian’ın göğsüne sert bir darbe indirdi. Elian savrularak mermer zemine düştü.

"Elian!"

Samara’nın içindeki bir şey o an koptu. Elian’ın acı içinde yere düştüğünü görmek, ruhunun derinliklerinde uyuyan kadim mirası fırtına gibi uyandırdı. Samara öne doğru bir adım attı. Avuçlarından yükselen ışık artık sadece cılız bir kıvılcım değil, gözleri kör eden ak bir alev dalgasıydı.

Ancak güç çok büyüktü. Samara’nın damarlarındaki kristal hatlar derisinin altından parıldamaya başladı. Kontrolü kaybetmek üzereydi. Gökyüzündeki sis rüzgarla savruldu, etraftaki taşlar havalanmaya başladı. Samara’nın gözleri tamamen beyaza bürünmüştü; savurduğu ışık dalgası Gölge Elçisi’ni tek bir hamlede toza çevirdi, fakat durmadı. Büyü dalgası Mühür Kapısı’nı ve etraftaki sütunları da sarsmaya, her şeyi yok edecek bir patlamaya dönüşmeye başladı.

"Samara, dur! Kendini yakacaksın!" diye bağırdı Kaelen, oluşan fırtınanın baskısından korunmaya çalışarak.

Samara çığlık attı. Güç onu yutuyordu; bedenindeki yakıcı sıcaklık kontrol edilemez bir boyuta ulaşmıştı. Hiçbir şeyi duyamıyor, sadece içindeki o devasa gücün gürültüsünü hissediyordu.

Tam o sırada, fırtınanın ortasından bir silüet fırladı.

Elian, vücudundaki acıya ve üzerlerine savrulan keskin taş parçalarına aldırış etmeden doğrudan Samara’ya doğru koştu. Fırtınanın yarattığı basınca karşı koyarak Samara’nın yanına ulaştı. Hiç tereddüt etmeden, Samara’nın parıldayan ve etrafa yıkıcı enerjiler saçan ellerini kavradı.

"Samara! Bana bak!" dedi Elian. Sesi fırtınanın gürültüsünü yarıp geçti.

Samara’nın kontrolden çıkmış gözleri Elian’a kaydı ama güç hala onu esir tutuyordu. Elian, aralarındaki mesafeyi sıfırlayarak Samara’yı kendine çekti ve kollarının arasında sıkıca kenetledi. Bir elini Samara’nın ensesine koyup alnını onun alnına dayadı. Bedeninden geçen yıkıcı büyü akımına rağmen pes etmedi.

"Geri dön Samara," diye fısıldadı Elian, sesi titreyerek ama sonsuz bir kararlılıkla. "GÜCÜNÜN SENİ YUTMASINA İZİN VERME. Ben buradayım. Seninleyim."

Elian’ın dokunuşu, o dondurucu ve yakıcı fırtınanın ortasında Samara için tek çapa oldu. Elian’ın kokusu, gözlerindeki o katıksız sevgi ve güven, Samara’nın kalbindeki karmaşayı dindirdi. Samara derin bir nefes verdi; gözlerindeki beyazlık yerini kendi doğal rengine bıraktı. Ellerinden yayılan yıkıcı ışık yavaşça söndü ve taşlar yeniden yere çakıldı.

Geniş geçit derin bir sessizliğe büründü.

Samara, gücün getirdiği bitkinlikle Elian’ın kollarında yığılacak gibi oldu. Elian onu düşmeden tuttu, yavaşça yere oturtarak yüzünü ellerinin arasına aldı. Genç adamın elleri titriyordu, gözlerinde büyük bir korku ve rahatlama iç içe geçmişti.

"İyisin... Geçti," dedi Elian, alnını Samara’nın şakaklarına bastırarak.

"Sana... zarar verecektim," diye fısıldadı Samara, gözlerinden süzülen bir damla yaş Elian’ın parmağına düştü.

"Bana hiçbir şey yapamazsın," dedi Elian içtenlikle. "Senin ışığın beni asla incitmez."

O sırada, Mühür Kapısı’nın yanındaki savaşı bitiren Kaelen yanlarına yaklaştı. Her zamanki şakacı tavrı gitmiş, yerini şaşkınlık ve ciddi bir hayranlığa bırakmıştı.

"Bu... sıradan bir büyü değildi," dedi Kaelen, Samara’ya bakarak. "Sen sadece bir soylu değilsin Samara. O güç, Kristal Diyar’ın İlk Muhafızları’na ait. Mührü yapanların gücü bu."

Samara başını Elian’ın göğsünden kaldırıp Kaelen’e ve ardından çatlamış Mühür Kapısı’na baktı. Gerçek, soğuk bir su gibi yüzüne çarptı. Geçmişi, soyu ve o haritanın onu neden çağırdığı artık anlam kazanıyordu.

Mühür Kapısı tamamen yıkılmamıştı ama üzerindeki derin çatlak, karanlığın çoktan diyara sızmaya başladığının kanıtıydı. Gerçek savaş yeni başlıyordu.