Karanlık Sis Dağları’nın zirvesine giden tırmanış boyunca gruptaki hava değişmişti. Yıllardır sarayın ve akademinin katı kurallarıyla yetişen Elian ile sokakların ve doğanın serbestliğiyle büyüyen Kaelen, Avengers ekibinin disiplini ve cesaretinden etkilenmişti. Steve Rogers’ın liderlik duruşu Elian’a bir stratejistin sadece plan yapmayıp ekibine güvenmesi gerektiğini öğretmiş, Thor’un kudreti ve Tony Stark’ın hazırcevaplığı ise Kaelen’in kibrini kırıp ona gerçek bir savaşçı sorumluluğu kazandırmıştı.
Dağın en yüksek noktasında, doğrudan kayalığın içine oyulmuş devasa bir yapı belirdi: Karanlık Sis Tapınağı. Tapınağın girişinde kapı yoktu; sadece koyu mor, zihni bulandıran dondurucu bir sis perdesi geçidi kapatıyordu.
"Geçit bu," dedi Tony Stark, zırhının taranan verilerini gözünün önüne getirerek. "İçerideki enerji yoğunluğu bizim dünyadaki reaktör patlamalarına benziyor. Büyü ya da teknoloji... ne derseniz deyin, burası oldukça tekinsiz."
"Dünyamızın felaketi ile bu diyarın kaderi birbirine bağlanmış durumda," dedi Steve Rogers, kalkanını koluna yerleştirirken. "Sonuna kadar birlikteyiz."
Samara, ellerindeki Işık Kristali’ni sıktı. Avengers ekibinin ve yanındaki iki genç adamın varlığı ona sonsuz bir cesaret veriyordu. Hep birlikte mor sis perdesinden içeri adım attılar.
Tapınağın içi, zemini pürüzsüz siyah camdan oluşan, sonsuz görünen dairesel bir salondan ibaretti. Salonun ortasında, ikinci anahtar olan Gölge ve Sis Kristali süzülüyordu. Ancak kristale doğru adım attıkları an, zemin çatladı ve altlarından simsiyah bir illüzyon sisi yükseldi.
Bu sis, herkesin zihnindeki en büyük korkuları gerçeğe dönüştüren bir tuzaktı.
Elian’ın karşısında kendisinin karanlık bir versiyonu belirdi: "Tüm o stratejilerin, planların... Hiçbiri Samara’yı korumaya yetmeyecek. Senin bir anlık tereddüdün yüzünden o ölecek."
Elian’ın nefesi kesildi. Zihninin en derinindeki o büyük korku yüzüne vurulmuştu. Ancak tam o sırada Samara onun elini tuttu. "Sana inanıyorum Elian," dedi Samara. "Senin kalbin bizi ayakta tutuyor." Steve Rogers da Elian’ın omzuna elini koydu: "Korkularına teslim olma evlat, zihnini yönet."
Elian derin bir nefes alıp kılıcıyla kendi gölgesini yardı.
Kaelen ise yalnızlık illüzyonunu Thor’un gürbüz kahkahası ve avucundan çıkardığı devasa alev patlamasıyla yok etti. Tony Stark zırhındaki sistem kilitlenmelerini zekasıyla aşarken, Samara içindeki kadim ışığı tamamen serbest bırakarak tapınaktaki gölge yanılsamalarını yok etti.
Zihinsel tuzak parçalandığında, tapınağın ortasındaki Gölge ve Sis Kristali süzülerek Samara’nın eline kondu. İkinci anahtar da ellerindeydi!
Ancak kristalin alınmasıyla birlikte tapınak çökmeye başladı. Devasa taş parçaları üzerlerine yağarken, Thor gürzünü yere vurarak düşen kayaları parçaladı, Tony Stark ve Steve Rogers ise grubun güvenli bir şekilde dışarı çıkması için yolu temizledi.
Dışarıdaki güvenli kayalığa ulaştıklarında, tapınak arkalarında büyük bir gürültüyle dağın bağrına gömüldü.
O sırada, gökyüzünde devasa, parıldayan kozmik bir portal açılmaya başladı. Avengers ekibinin enerjisi, kendi evrenlerindeki geçit ile yeniden senkronize oluyordu.
Steve Rogers, Samara, Elian ve Kaelen’e baktı. "Görünüşe göre bizim yolculuğumuz şimdilik burada bitiyor. Dünyanızı kurtarın. Birbirinize güvenmeyi asla bırakmayın."
"Yine görüşeceğiz," dedi Tony Stark, kaskını kapatıp havaya yükselirken. "Özellikle sen kıvırcık büyücü, bir dahakine sana zırh tasarlayacağım!"
"Uğurlar olsun kahramanlar!" diye bağırdı Kaelen el sallayarak.
Avengers ekibi parıldayan portalın içinde kaybolurken, gökyüzü yeniden sakinleşti. Ancak aralarındaki bağ ve bıraktıkları tecrübe Kristal Diyar’ın muhafızlarında sonsuza dek kalacaktı. (İlerleyen bölümlerde, karanlığın en koyu anında yolları tekrar kesişecekti.)
Elian, Samara’ya döndü. Savaşın ve tozun ortasında genç kadını kendine çekip dudaklarına derin, koruyucu bir öpücük kondurdu. "Seni asla kaybetmeyeceğim," diye fısıldadı Elian.
Samara gülümsedi. Haritayı çıkardıklarında, son durağın parıldadığını gördüler: Karanlık Lord’un Kalesi — Göksel Kristal Tapınağı.