İçeriğe geç

Korkularla Baş Etme

Ertesi gün bütün aile denize girmişti. Arca, suyun yüzeyinde bir süre yüzdükten sonra gözlerini suyun altına çevirdi. Birkaç metre ileride, kayaların arasında sallanan yosunları fark etti.

Birden yüzünü buruşturdu.

— Baba, şunlara bak! Ne kadar korkutucu görünüyorlar!

Mert Bey oğlunun baktığı yere gözlerini çevirdi.

— Onlar yosun, oğlum. Denizin önemli canlılarından biridir. Denizdeki yaşamın devam etmesine yardımcı olurlar. Ayrıca suyun temiz kalmasında da önemli rolleri vardır.

Arca’nın gözleri bir anda parladı.

— Baba, suyun altına dalıp benim için onlardan bir tane koparır mısın?

Mert Bey gülümsedi.

— Normalde yosunları koparmak doğru değil. Onların denizde kalması ve çoğalması gerekiyor. Ama sana göstermek için, bu kez yalnızca küçük bir parça alacağım. Sonra yerine bırakalım, olur mu?

Arca heyecanla başını salladı.

Mert Bey yaklaşık üç metre derinliğe kadar daldı. Birkaç saniye sonra elinde küçük bir yosun parçasıyla suyun yüzeyine çıktı ve onu Arca’ya uzattı.

Arca yosunu iki eliyle tuttu. Parmaklarının arasında çevirerek büyük bir dikkatle inceliyordu.

— Baba, koparırken elini acıtmadı mı?

— Hayır oğlum. Yosunların böyle bir savunması yok. Ama yine de denizdeki hiçbir canlıya gereksiz yere zarar vermemeliyiz.

Arca bir süre daha yosuna baktı.

Sonra aklına başka bir soru geldi.

— Baba, yosunların arasında deniz kestanesi olur mu? Hani daha önce bana deniz kestanelerinin olabileceğini söylemiştin.

Mert Bey başını salladı.

— Olabilir. Bu yüzden denizde yürürken ve dalarken her zaman dikkatli olmak gerekir. Ben bu bölgede defalarca daldım ama şimdiye kadar hiç deniz kestanesine rastlamadım.

Arca’nın merakı daha da arttı.

— Baba, bir kere daha dalar mısın? Bu sefer ayağını yosunlara değdir.

Mert Bey tam dalmaya hazırlanırken Asel heyecanla bağırdı:

— Baba, dal!

Selen Hanım ile Mert Bey birbirlerine bakıp güldüler.

— Peki bakalım, — dedi Mert Bey.

Sonra derin bir nefes alıp suyun altına daldı.

Arca gözlüğünü takmış, babasının hareketlerini suyun üzerinden dikkatle takip ediyordu. Mert Bey yosunların bulunduğu bölgeye kadar ilerledi ve ayağını hafifçe yosunlara değdirdi. Birkaç saniye sonra yeniden suyun yüzeyine çıktı.

Arca hemen sordu:

— Baba! Acımadı değil mi?

— Hayır oğlum. Gördüğün gibi hiçbir şey olmadı.

Mert Bey gülümseyerek ekledi:

— İstersen sen de benimle birlikte biraz dalabilirsin.

Arca’nın yüzündeki heyecan bir anda kayboldu.

— Olmaz… Olmaz baba.

Aslında merak ediyordu. Ama yosunlara yaklaşma düşüncesi hâlâ içini ürpertiyordu.

Selen Hanım oğlunun yanına yaklaştı.

— Arca, buraya daha önce defalarca daldık. Baban yanında olacak. İstersen önce sadece biraz dalarsınız. Yosunlara kadar gitmek zorunda değilsin.

Arca bir süre sessiz kaldı.

— Yine de olmaz…

Mert Bey ile Selen Hanım el ele tutuşup birlikte suyun altına daldılar. Arca ile Asel onları yüzeyden izliyordu. Asel ise bu manzarayı çok eğlenceli bulmuş olacak ki kahkahalar atıyordu.

Bir süre sonra anne ve babaları yeniden suyun yüzeyine çıktı.

Arca babasına baktı.

— Baba, sen annemle birlikte daldığın gibi benimle de dalar mısın?

Mert Bey gülümsedi.

— Tabii.

Bu kez Arca babasının elini tuttu.

İlk dalışta yosunlara kadar gitmediler. Birkaç saniye suyun altında kaldıktan sonra yeniden yüzeye çıktılar.

Arca’nın yüzünde şaşkın bir gülümseme vardı.

— Baba… Ne kadar güzelmiş!

Mert Bey:

— Bir daha ister misin?

Arca hiç düşünmeden:

— Evet!

Birlikte yeniden daldılar.

Bu kez yosunlara biraz daha yaklaştılar.

Arca’nın ayakları yosunlara hafifçe değdi.

Bir an durdu.

Sonra suyun yüzeyine çıkar çıkmaz heyecanla bağırdı:

— Baba! Ayaklarım ilk defa yosunlara değdi!

Mert Bey gülümsedi.

— Gördün mü? Korktuğun kadar kötü değilmiş.

Arca’nın merakı artık korkusundan daha büyüktü.

— Bir daha dalalım!

Bir kez daha daldılar.

Sonra bir kez daha…

Ve bir kez daha.

Her dalışta Arca biraz daha cesaretleniyordu.

Sonunda babasına dönüp:

— Baba, bu sefer bütün bedenim yosunlara değebilir mi? dedi.

Mert Bey, daha sığ ve güvenli bir bölgede oğluyla birlikte yeniden suya girdi. Arca’nın bedenini kontrollü bir şekilde yosunların bulunduğu bölgeye yaklaştırdı.

Arca suyun altında yosunlara dokundu.

Korku yoktu.

Sadece merak ve heyecan vardı.

Suyun yüzeyine çıktığında kahkahalar atıyordu.

— Baba! Bütün bedenim değdi!

Mert Bey oğlunun yüzündeki mutluluğu görünce gülümsedi.

— Evet. Az önce korktuğun şeyin içinden şimdi gülerek çıktın.

Arca bir süre düşündü.

— Aslında yosunlar hiç korkunç değilmiş.

Denizden çıkıp eve doğru yürürlerken Arca karşı binada oturan komşularını gördü. Daha “Merhaba” bile demeden yanlarına koştu.

— Ben bugün yosunlara ayağımı değdirdim, biliyor musunuz? Sonra bütün bedenimi de değdirdim! Aslında hiç korkulacak bir şey yokmuş. Bir de yosunlara dokunmak çok güzelmiş!

Komşuları şaşkınlıkla Arca’yı dinliyordu.

Selen Hanım gülümseyerek söze girdi:

— Arca bugün ilk defa daldı. Daha önce suyun altına girmekten korkuyordu. Yosunlara dokunmak ise ona çok ürkütücü geliyordu.

Komşuları Arca’ya dönerek gülümsedi.

— Bravo sana Arca. Bugün önemli bir şey öğrendin. Bazen korktuğumuz şeyleri zihnimizde olduğundan çok daha büyük ve ürkütücü hâle getirebiliriz. Ama bu, her korkumuzun üzerine düşünmeden gitmemiz gerektiği anlamına gelmez. Güvenli olduğundan emin olduğumuz durumlarda, yanımızda bize yardımcı olan büyükler varken, korktuğumuz şeye küçük adımlarla yaklaşabiliriz.

Arca dikkatle dinliyordu.

— Sonra ne olur? diye sordu.

Komşusu gülümsedi.

— Sonra bazen korkunun azaldığını, merakının arttığını ve başardığını fark edersin. İşte o zaman kendine olan güvenin de büyür.

Arca başını salladı.

Komşusu onun başını okşadı.

— Umarım bundan sonra korktuğun zaman hemen vazgeçmezsin. Önce düşünür, güvenli olup olmadığını öğrenir ve gerekiyorsa yardım istersin. Sonra da cesaretini küçük adımlarla keşfedersin.

— Tamam! dedi Arca.

Komşuları ailesine veda edip evine doğru yürüdü.

Arca ise hâlâ denizin altındaki yosunları düşünüyordu.

Sabah ona korkunç görünen yosunlar, şimdi ona bambaşka görünüyordu.

Mert Bey oğluna baktı.

Arca’nın yüzündeki mutluluk, yalnızca denize dalmanın mutluluğu değildi.

O gün Arca, korkusunun karşısında durup ona biraz daha yakından bakmayı ve güvenli bir şekilde küçük bir adım atmayı öğrenmişti.

Mert Bey, oğlunun bu küçük ama önemli başarısını gururla izledi.