29 EYLÜL 2028 — 00.24
ANKARA
Ekrandaki mesaj hâlâ durmaktadır.
LEVIATHAN // PHASE II COMPLETE
Altında:
PHASE III: 29 OCTOBER
Ve koordinat:
ANKARA.
Kriz merkezindeki herkes aynı şeyi düşünmektedir.
Bir ay sonra Cumhuriyet'in 105. yılı kutlanacaktır.
Anıtkabir.
TBMM.
Devlet erkânı.
On binlerce insan.
Canlı yayınlar.
Dünyanın gözü Ankara'da olacaktır.
Bir saldırgan için bundan daha sembolik bir tarih düşünülemez.
Fakat MİT Başkanı masadaki herkesi şaşırtan bir şey söyler:
“Belki de 29 Ekim hedef değil.”
General dönüp bakar.
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Bize hedefin Ankara olduğunu düşündürmek istiyor olabilirler.”
30 EYLÜL — 11.20
CUMHURBAŞKANLIĞI
Karar verilir.
29 Ekim törenleri iptal edilmeyecektir.
Bunun açıklanması bile tartışma yaratır.
Muhalefet bazı etkinliklerin güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılmasını ister.
Hükûmet ise törenlerin iptal edilmesinin saldırganın istediği psikolojik sonucu yaratacağını savunur.
Fakat kamuoyunun bilmediği bir şey vardır.
Türkiye tarihinin en büyük güvenlik operasyonlarından biri başlamıştır.
Kod adı:
KALKAN-105
2 EKİM — TEL AVİV
İsrail'deki askerî komuta merkezine Türk tarafından şifreli mesaj gelir.
Üç hafta önce iki ülke birbirlerine ateş etmişti.
Şimdi ilk kez ortak bir teknik çalışma grubu kurulmaktadır.
Amerikalılar da masadadır.
Ama güven hâlâ yoktur.
İsrailli general Türk generale bakar:
“Bunun arkasında siz olmadığınıza yüzde yüz emin değiliz.”
Türk general:
“Biz de sizden değiliz.”
Amerikalı temsilci araya girer:
“O zaman Leviathan tam olarak istediğini elde etmiş.”
Sessizlik.
İlk kez mesele anlaşılır.
Leviathan'ın silahı füze değildir.
Güvensizliktir.
4 EKİM — MERSİN
Tarsus'taki depodan alınan materyaller yeniden incelenir.
Duvar boyasının altında görünmeyen yazılar bulunur.
Ultraviyole ışık altında tek bir kelime belirir:
“JANUS”
Roma mitolojisindeki iki yüzlü tanrı.
Bir yüz geçmişe...
Diğeri geleceğe bakar.
MİT arşivlerinde kelime aranır.
Sonuç çıkar.
JANUS — 1994
NATO arşivlerinden sızdırıldığı düşünülen eski bir çalışma.
Ama dosyanın içeriği bulunamaz.
Sadece bir isim vardır.
Dr. Elias Varga.
Macar sistem mühendisi.
Resmî kayıtlara göre...
2003 yılında ölmüştür.
7 EKİM — BUDAPEŞTE
Türk istihbaratından küçük bir ekip Macar makamlarıyla birlikte Varga'nın geçmişini araştırır.
Eski evinin bodrumunda mühürlü bir kutu bulunur.
İçinden hiçbir silah çıkmaz.
Bir kaset çıkar.
Üzerinde:
JANUS / TEST 4
Kaset dijital ortama aktarılır.
Varga'nın 1998'de çekilmiş görüntüsü belirir.
Yaşlı bilim insanı kameraya bakmaktadır.
“Geleceğin savaşında düşmanın füzesini durdurmak yeterli olmayacak.”
Bir süre susar.
“Çünkü gelecekte düşmanın füze fırlattığına inanmanız yeterli olacak.”
Odada kimse konuşmaz.
Varga devam eder:
“İki nükleer devletin sensörlerini aynı anda kandırabilirseniz...”
Görüntü bozulur.
Son cümle güçlükle duyulur:
“…savaşı üçüncü bir ülkeye ihtiyaç duymadan başlatabilirsiniz.”
10 EKİM — WASHINGTON
CIA, NSA ve Pentagon ortak değerlendirmesini tamamlar.
Sonuç ürkütücüdür.
Leviathan bir devlet olmayabilir.
On yıllar içerisinde farklı ülkelerden kopmuş askerî teknoloji, istihbarat ve özel savunma çevrelerinden oluşmuş gevşek bir ağ olabileceği düşünülmektedir.
Amaçları para değildir.
Toprak değildir.
İdeoloji bile olmayabilir.
Amaç:
Devletlerin karar sistemlerini manipüle ederek savaş üretmek.
Ve Türkiye–İsrail krizi onların şimdiye kadarki en büyük denemesidir.
13 EKİM — ANKARA
Bir başka gelişme her şeyi değiştirir.
MİT'e anonim bir paket gelir.
İçinde yalnızca bir USB bellek vardır.
Dosya açılır.
Video.
Kamera karşısında bir adam.
Yüzü görünmüyor.
Sesi değiştirilmiş.
“29 Eylül'de doğru kararı verdiniz.”
“Ama bunun sizin kararınız olduğunu düşünmeyin.”
Ardından ekrana Türkiye haritası gelir.
Adam devam eder:
“29 Ekim'de önünüzde iki seçenek olacak.”
Birinci kelime belirir:
SAVAŞ.
İkincisi:
İÇ BARIŞ.
Video biter.
15 EKİM — TÜRKİYE
Video kamuoyuna açıklanmaz.
Ama Ankara'daki tartışma büyür.
Çünkü ülkede başka bir kriz devam etmektedir:
ertelenen seçim.
Muhalefet meydanlardadır.
Ekonomi ağır yara almıştır.
Türkiye–İsrail çatışması durmuş olmasına rağmen seçim tarihi hâlâ açıklanmamıştır.
Ve internette söylentiler yayılmaktadır:
“Savaş bilerek çıkarıldı.”
“Seçimler için yapıldı.”
“İsrail'le gizli anlaşma var.”
“NATO Türkiye'yi terk etti.”
Birbirini tamamen çürüten iddialar aynı anda milyonlarca hesaba yayılır.
MİT raporundaki değerlendirme tek cümledir:
“Leviathan'ın ikinci cephesi toplumun kendisidir.”
18 EKİM — TBMM
Muhalefet liderleri ortak çağrı yapar:
“Savaş tehdidi azaldı. Seçim tarihini belirleyelim.”
İktidar ilk kez geri adım sinyali verir.
TBMM Başkanı siyasi parti temsilcilerini toplantıya çağırır.
Saatler süren görüşmenin sonunda üzerinde uzlaşılan tarih ortaya çıkar:
18 MART 2029.
Ancak henüz resmî karar verilmemiştir.
Tam bu sırada Genelkurmay'dan acil mesaj gelir.
Doğu Akdeniz'de yeni bir hareketlilik vardır.
19 EKİM — 03.50
KIBRIS
Türk radarları Kıbrıs'ın güneyinde bilinmeyen bir hava aracı tespit eder.
Bu kez sistem otomatik olarak ateş açmaz.
29 Eylül'den sonra bütün otomatik angajman protokolleri değiştirilmiştir.
İnsan doğrulaması gerekir.
Hedef incelenir.
Ve gerçek ortaya çıkar:
Sahte hedef.
Leviathan tekrar sistemi test etmektedir.
Fakat bu kez Türkiye ateş etmez.
Tel Aviv'den mesaj gelir:
“Biz de gördük.”
Ankara cevap verir:
“Biz de ateş etmedik.”
İki ülke arasında tuhaf bir ilişki doğmuştur.
Dost değillerdir.
Müttefik hiç değillerdir.
Ama artık aynı düşmanın kullandığı yöntemi biliyorlardır.
23 EKİM
29 Ekim'e altı gün.
Ankara'ya dünyanın dört yanından istihbarat ekipleri gelir.
ABD.
İngiltere.
Fransa.
Pakistan.
Azerbaycan.
İtalya.
Ve gizlice...
İsrail.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir güvenlik operasyonu yürütülmektedir.
Fakat hâlâ kimse gerçek hedefi bilmiyordur.
27 EKİM — 21.13
MİT'teki analistlerden biri Leviathan mesajlarındaki tarihleri yeniden inceler.
3 Eylül.
23 Eylül.
29 Eylül.
29 Ekim.
Bir şey fark eder.
Bunlar saldırı tarihleri değildir.
Bunlar dikkat dağıtma tarihleri.
Her olay sırasında başka bir yerde çok küçük bir şey gerçekleşmiştir.
3 Eylül'de Avrupa'daki bir uydu yer istasyonu kısa süreliğine kapanmıştır.
23 Eylül'de Akdeniz'deki denizaltı haberleşme ağı kesilmiştir.
29 Eylül'de Türkiye ve İsrail'in erken uyarı sistemleri manipüle edilmiştir.
Hepsinin ortak noktası:
STRATEJİK HABERLEŞME.
Analist ayağa kalkar.
“Ankara hedef değil.”
Odadaki herkes ona döner.
“29 Ekim'de Ankara'ya saldırmayacaklar.”
“Peki hedef neresi?”
Analist ekrana dünya haritasını getirir.
Bir nokta yanıp söner.
KÜRECİK.
Sonra ikinci nokta.
İNCİRLİK.
Üçüncü.
SİCİLYA.
Dördüncü.
GİRİT.
Beşinci.
İSRAİL.
Noktalar birleştirilir.
Ortaya NATO ve bölgedeki müttefik erken uyarı mimarisinin önemli parçaları çıkar.
Analistin yüzü donar.
“29 Ekim'de bir yere saldırmayacaklar.”
“Herkesi kör edecekler.”
29 EKİM 2028 — 08.30
ANITKABİR
Türkiye Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamaktadır.
On binlerce insan sokaktadır.
Anıtkabir'de tören başlar.
Cumhurbaşkanı ve devlet erkânı Aslanlı Yol'da ilerler.
Televizyonlar canlı yayındadır.
Ama yerin metrelerce altındaki komuta merkezlerinde bambaşka bir dünya vardır.
Saat:
08.56
Her şey normal.
08.57
Normal.
08.58
Kürecik'ten veri akışı kesilir.
Bir operatör:
“Kürecik düştü.”
30 saniye sonra...
İncirlik'in bazı askerî haberleşme hatları kapanır.
Ardından Girit.
Sonra Sicilya.
Sonra İsrail.
Washington'daki ekranlar kararmaya başlar.
09.01
Doğu Akdeniz'deki askerî kuvvetlerin büyük bölümü birbirini göremez hale gelir.
Uydu bağlantılarında kesinti.
Radar ağlarında tutarsızlık.
Askerî iletişimde parazit.
Ve sonra...
Rus erken uyarı sistemleri kuzeyden büyük bir füze saldırısı tespit eder.
ABD sistemleri Rusya'dan gelen saldırı görür.
İsrail İran'dan yüzlerce füze geldiğini düşünür.
Türkiye ise Ege ve Doğu Akdeniz'den saldırı izleri görmektedir.
Dünya aynı anda birbirinden farklı savaşlar görmektedir.
Ama hiçbiri gerçek değildir.
MOSKOVA
Nükleer kuvvetlerin alarm seviyesi yükseltilir.
WASHINGTON
Başkan acil durum merkezine indirilir.
ANKARA
Cumhurbaşkanı Anıtkabir'den ayrılır.
TEL AVİV
İsrail'in stratejik kuvvetleri yüksek alarma geçirilir.
09.04
Dört ülkenin önünde yalnızca dakikalar vardır.
Bir yanlış emir...
Ve artık geri dönüş olmayacaktır.
Türkiye'nin kriz merkezindeki general telefonlara bakar.
Washington hattı çalışmıyor.
NATO hattı çalışmıyor.
Uydu yok.
Sonunda eski, yıllardır kullanılmayan bir sistem hatırlanır:
Analog askerî hat.
Telefon bağlanır.
Önce Atina.
Atina'dan Roma.
Roma'dan Londra.
Londra'dan Washington.
İnsanlar dijital dünyanın çöktüğü anda 50 yıllık telefon hatlarıyla üçüncü dünya savaşını durdurmaya çalışmaktadır.
09.07
Ankara'dan mesaj geçilir:
“TÜRKİYE FÜZE FIRLATMADI.”
Londra:
“İNGİLTERE FIRLATMADI.”
Washington:
“ABD FIRLATMADI.”
Paris:
“FRANSA FIRLATMADI.”
Tel Aviv:
“İSRAİL FIRLATMADI.”
Son cevap beklenmektedir.
MOSKOVA.
30 saniye.
Bir dakika.
90 saniye.
Sonunda hat açılır.
Rus generalin sesi gelir:
“RUSYA FIRLATMADI.”
Odada insanlar ilk kez nefes alır.
Dünya yine kurtulmuştur.
09.12
Sahte füze izleri kaybolur.
Sistemler yavaş yavaş geri gelir.
Ve Ankara'daki ana ekranda Leviathan'ın mesajı belirir:
PHASE III COMPLETE.
Altında:
FINAL PHASE ACTIVE.
Ama tarih yoktur.
Koordinat yoktur.
Hedef yoktur.
Sadece tek bir cümle:
“YOU ARE LOOKING IN THE WRONG DIRECTION.”
09.17 — ANITKABİR
Tören devam etmektedir.
Kalabalığın arasında bir çocuk elindeki Türk bayrağını sallamaktadır.
Kameralar yeniden canlı yayına geçer.
Türkiye yaşananlardan habersizdir.
Tam o sırada MİT'teki genç analist cümleyi tekrar okur.
“Yanlış yöne bakıyorsunuz.”
Bir anda yüzü değişir.
Masasına koşar.
Leviathan'ın bütün saldırılarını açar.
Suriye.
İsrail.
Colorado.
Radarlar.
NATO.
Hepsi askerî hedeflerdir.
Ama saldırganın nihai amacı askerî olmayabilir.
Analist seçim dosyasını açar.
18 Mart 2029.
Sonra ertelenen 2028 seçimlerine bakar.
Sonra Leviathan'ın ilk ortaya çıktığı tarihe.
Sessizce söyler:
“Savaş amaç değildi…”
Yanındaki görevli:
“Ne?”
Analist başını kaldırır.
“Savaş seçimleri ertelemek için de değildi.”
Bir sonraki cümlesi odadaki herkesi susturur:
“Seçimleri manipüle edebilmek için savaşı kullandılar.”
Ekranda Türkiye'nin seçim altyapısına ait şema açılır.
Ve ağın içinde yıllardır fark edilmemiş tek bir bağlantı yanıp sönmektedir:
JANUS
Altında:
18 MART 2029 — 168 GÜN
Artık mesele Türkiye–İsrail savaşı değildir.
Birileri Türkiye'nin bir sonraki cumhurbaşkanını belirlemeye hazırlanıyor olabilir.
EKRAN KARARIR