Onu koltuğa attıktan sonra gözlerimle süzdüm. O uzun, salık saçları dağılmıştı ve benim gözümde bir o kadar da çekici gözükmeye devam ediyordu. Daha sonrasında, onu sinir edeceğini bildiğim sinsi bir bakış atarak kapısını kapattım ve şoför koltuğuna geçerek arabayı çalıştırdım.
Arka koltukta huysuzlanıp duruyordu, yol boyunca mızmızlanarak konuşup durdu. Ara sıra yine uğraştım ve zaman çabucak geçip gitti. Evime vardığımızda arabadan inerek onun da kapısını açtım. Kendi inmeye ve yürümeye çalıştı ama hem beceremedi hem de ben izin vermedim. Yine kucakladım ve bahçeye girerek eve ilerledim.
Kucağımda yine mızmızlanıp, kıpraşıp durdu. İç çektim. Diğer yanımda, içerden beni dürtüklüyordu. Benim aksime o, Tokiya’ya katlanmak istemiyor gibiydi. Onu sevmemişti sanki ya da ‘tekrar’ yıkılmamı istemiyordu. Fakat ben bu kez yıkılacağımı veya üzüleceğimi düşünmüyordum onun aksine.
Çok umurumda değildi. Beni eski şeyler üstünden manipüle etmeye çalışan şeyi dinlemedim. Bu sefer ona uymayacağım. Şimdiye kadar o olanlardan sonra hep onu dinledim, beni yönetmesine izin verdim ve o sürekli beni herkesten soyutladı, manipüle etti ama artık buna müsaade etmeyeceğim.
Eve girdiğimde Tokiya’yı salondaki koltuğa bıraktım ve çekmeceden ona bir ayıltıcı hap alarak bir şişe suyla beraber uzattım. O narin ve zayıf bedenine rağmen çok fazla içtiğini gözlerimle gördüm. Neyine güvenip o kadar içti onu da anlamış değilim.
İlacı içmesini beklerken yine onu izlerken buldum kendimi. Ufak da olsa yüzüm kızarır gibi oldu ve bu bile benim hoşuma gitmişti. Sırıtıyordum, onun bu ifademi görmesi bile hoşuma gidiyordu.
Kendime engel olmaya çalışıyordum, ona yanlış bir hareket yaparak kendimden soğutmak istemem. Onun da benden uzaklaşmasını istemem. Onun da benden korkmasını istemem. Onun da beni bir ‘ucube’ gibi görmesini istemem. Yanına oturdum ve ona bakarken aynı ifadeyle, alaycı ses tonumla konuştum.
“İlaç birazdan etki eder ve kendine gelirsin, Printseska~ Seni yerken sarhoşluğun yüzünden hiçbir şey hatırlamamanı istemem, ayık ol ki her bir saniyeyi aklına kazıyayım.”
Elimi saçlarına attım ve geriye doğru saçlarını okşadım. Onun bana ait olmasını istiyorum, tamamen bana ait. Bedeni, benliği, ruhu, her şeyi tamamen bana ait olmalıydı ve olacaktı. Buna ‘kimsenin’ ve ‘hiçbir şeyin’ engel olmasına izin vermem. Kendi rezil benliğimden vazgeçmeme sebep olacaksa bile olsun, o bana ait.
Ben saçlarını okşarken dediğim şeyden utanmıştı anlaşılan. Bariz şekilde yüzü kızardı ve başka tarafa baktı. Saçını okşayan elimi de ittirmeye çalıştı, başaramadı tabii. Onun gibi bir insanın bana gücü yetmez. Bilerek izin vermiyorum, beni bir kere bile alt ettiğini düşünürse tekrar yapabilirim kafasına girecek ve bu da olmayacak. O yüzden en baştan umut vermemem en iyisi.
Dediklerime utana sıkına birkaç kelime etti, başı başka tarafa dönükken yüzüme bile bakmadı.
“N-ne saçmalıyorsun?! Tanışalı 1 saat bile olmamışken yatak mı düşünüyorsun?”
Güldüm çünkü bunu diyen kişi bir saat öncesinde dudaklarıma zorla yapışan kişiydi. Çenesini tutup bana bakmaya zorladım ve yüzüne yaklaştım, dibine girerek gözlerimi onunkilere kenetledim.
“Dedi; dudaklarıma zorla yapışan o hime-chan~”
Dudaklarımızın arasında santimler bile yoktu. Biraz daha yaklaşarak öptüm. Bu kez dudaklarımdan ayrılmaya çalıştı. Söylediğim şeyden sonra bilerek nazlanıyordu. Beline kolumu sardım ve kendime iyice çektim, kucağıma oturttum ve öpmeye devam ettim. Sürekli mızmızlanmaya ve kıvranmaya devam etti. Umursamadım çünkü bu davranışları, onun sandığının aksine, beni ona daha çok düşürüyordu. Zaten nazı pek de uzun sürmedi, biraz öpüştükten sonra bana karşılık vererek öpmeye kendisi devam etti. Kucağımda oturduğundan benimkini rahatlıkla hissettiğinden emindim, yüzü kızarıyordu. Kolumun biri incecik belini sararken ellerimle o narin bedenini okşuyordum. Yumuşak, bebek gibi bir cildi vardı. Teni, saçları… kirpiklerine ve kaşlarına kadar bembeyaz bir albino. Açıkçası birçok kızdan daha güzel ve çekici olduğunu kimse inkâr etmezdi, edemezdi ki? Ahh… Tokiya’m. Benim Tokiya’m…
— Keşke insan olmasaydın, sana olan sevgimi sana her şekilde kazımak istiyorum… Ama seni incitemem.