Yıllar sonra eline bilgisayarını alıp '' Kâlû Belâ '' yazdı notlarına. Bunu yazarken tüm geçmişi gözlerinin önünden geçti...
7 yıl önce...
Asya, gözünü sabah açar açmaz acele ile giyinip okula gitmek için yurttan çıktı. Her üniversite için geçerli olan dağın başında olan kampüs olayı elbette onun için de geçerli idi. Kampüs yolunu tırmanırcasına çıkarken solda açılmış olan tiyatro kulübü standı dikkatini çekti. Bir an durup içinden '' Neden olmasın? Hem duygusal yönümü az da olsa gizlemeyi öğrenirim hem de sahne korkumu yenerim. Üstelik roller elbise gibi üzerimde sürekli akarcasına değişir ben de başka hayatları yaşarım'' diye içinden geçirip standa yöneldi. Daha sonra broşürü alıp tiyatro kulübüne gitmeye karar verdi. Okul çıkışından sonra yurda dönünce kız arkadaşlarına heycanla haberi verdi. Evet sonunda beklenen gün gelmişti arkadaşları onun enerjisinin yüksek olduğunu bunu kullanmasını hep söylerlerdi zaten. kızların tebriklerini alınca ruhu neşe ile doldu.
İlk zamanlar tiyatro kulübündeki kişileri tanımakla geçti, baştaki utangaç olan haliden eser kalmamıştı artık iyiden iyiye uyum sağlamıştı herkesle hatta tiyatro derslerinden sonra arkadaşlarıyla kafede oturup canlı müziklere bile gidiyordu. Bir gün canlı müziğe tekrar ekipçe gittikleri sırada '' Nalan'' şarkısı çalarken dönüp arkadaşlarına '' Keşke Nalan dinlemek yerine Nalanın kendisi olsam'' demişti. Fakat bu dilediği ufak dileğin hayatını değiştireceğinden habersizdi. O akşam yurda döndüğünde sosyal medyada gezinirken gelen arkadaşlık isteğini gördü. ''Toygar seni takip etmek istiyor.'' genelde tanımadığı kimseyi kabul etmezdi ama Toygarın profiline girince fikri değişti sahnede çekilen bir fotoğrafını gördü '' Yaşasın Hayvan Çiftliği, yaşasın Muriel!!!'' yazıyordu. Keçi haliyle çok sevimli bulduğu için bu yabancının isteğini kabul etti ve önemsemeden uyudu.
Günler birbirini takip ederken iyiden iyiye tiyatro kulübü hayatının önemli bir parçası haline gelmişti sahnedeki doğaçlamalar, etkinlikler ve çıkışlarda oturup hep beraber eğlenmeler arasında ilk kez kendini bu kadar özgür hissetti. Oldum olası içinde sıkışan ve acı çeken tarafını artık bazen oyuna bazen karakterlere dönüştürüyordu. Hayattan kaçabildiği tek yer burasıydı burada ne yaparsa eğrelti durmuyor kimse onu yadırgamıyordu zira yapılan her şey yeni bir ilhama sebep olarak görülüyordu. Kendisi ile ilgili tüm olumsuz duygularını ve geçmişini unuttuğu tek yerdi burası. Beklenen gün geldi ve ilk tiradı olan Martı oyununun Nina karakteri ona verilmişti. Sevinç ile yurda koşup yatığına uzanıp hemen oyunu okumaya başladı, oyunun son cümlesini okuduktan sonra yataktan sıçrayıp '' Konstantin benim yüzümden öldü!'' diye bağırarak yataktan sıçradı. Oda arkadaşlarının tuhaf bakışlarını görünce toparlanıp '' Özür dilerim kendimi role kaptırdım'' deyip yan odadaki kız arkadaşlarına anlatmak için odadan çıktı. Kızlara bunları anlatırken bir yandan da sosyal medyada geziniyordu bu sırada gözüne biri takıldı. Yan yana duran iki erkek... Doğum günü kutlama mesajı yazılan bu fotoğraf onu kendisine çekti adeta. '' Bu çocuk kim ne kadar da tatlı biri, ben bunu nerden takip etmişim'' deyip hesaba bakınca hatırladı. Evet bu keçi Murieldi...