İçeriğe geç

Bölüm 1

BÖLÜM 1

Gece Yarısı

Bazı geceler insanın hayatını değiştirmek için gelir.

O gece bunun son gecem olduğunu bilmiyordum.

Saat gece yarısını çoktan geçmişti.

Yağmur, arabanın camlarına öfkeyle vururken direksiyonu iki elimle sıkıca tutuyordum. Telefonum üçüncü kez çaldı.

Ekranda yine aynı numara vardı.

Bilinmeyen Numara.

Aramayı reddettim.

Bir dakika sonra mesaj geldi.

“Eve gitme.”

Kaşlarımı çattım.

Ardından ikinci mesaj düştü.

“Seni izliyorlar.”

Kalbim hızlandı.

Şaka olduğunu düşünmek istedim.

Ama birkaç saniye sonra dikiz aynasından siyah bir aracın beni takip ettiğini gördüm.

Gaza bastım.

Siyah araç da hızlandı.

— Hayır...

Sesim titredi.

Telefonumu tekrar elime aldığım anda önümde başka bir araba belirdi.

Siyah.

Farları doğrudan gözlerime vuruyordu.

Fren yaptım.

Arkamdaki araç da durdu.

İki araba arasında sıkışıp kalmıştım.

Kapılar açıldı.

Üç adam dışarı çıktı.

İçlerinden biri arabama doğru yürümeye başladı.

Kapılarımı kilitledim.

Adam cama yaklaşıp eğildi.

— Arabadan in.

Başımı iki yana salladım.

— Kimsiniz siz?

Adam cevap vermedi.

Tam o sırada arkamdan başka bir motor sesi duyuldu.

Gürültülü ve ağır.

Üç adam birden dönüp baktı.

Siyah bir araba yavaşça yanımıza geldi.

Arka kapı açıldı.

Ve o indi.

Uzun boylu, siyah takım elbiseli bir adamdı.

Yağmur saçlarına düşmesine rağmen tek bir hareketle bile umursamıyordu.

Adamların yanına doğru yürüdü.

Kimse konuşmadı.

Sadece ona baktılar.

Sanki gece bile onun gelişini bekliyormuş gibi...

Adam önümde duran üç kişiye baktı.

Sesi soğuktu.

— Ona dokundunuz mu?

Kimse cevap vermedi.

Bir saniye sonra adamın yüzündeki ifade değişti.

— Size bir soru sordum.

İçlerinden biri başını eğdi.

— Hayır, patron.

Patron.

O kelimeyi duyduğum anda içimde kötü bir his oluştu.

Adam arabanın yanına geldi.

Kapımı açtı.

Ben geri çekildim.

— Siz kimsiniz?

Bana baktı.

Gözleri karanlıktı.

Soğuk, sert ve anlaşılmaz...

Ama garip bir şekilde tanıdık.

— Arabadan in.

— Neden?

Bir adım daha yaklaştı.

— Çünkü beş dakika içinde burada olmanız gereken insanlar gelecek.

— Kim?

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Ama bu, sıcak bir gülümseme değildi.

Tehlikeli bir gülümsemeydi.

— Benden çok daha kötü insanlar.

Boğazım düğümlendi.

— Ben sizi tanımıyorum.

— Biliyorum.

— O zaman neden beni koruyorsunuz?

Gözlerini üzerimden ayırmadan cevap verdi.

— Çünkü sen henüz neden hedef olduğunu bilmiyorsun.

Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.

— Ne demek istiyorsunuz?

Bir süre sustu.

Sonra eğilip kulağıma yaklaşacak kadar yaklaştı.

Sesini alçalttı.

— Babanın borcunu biliyorum.

Donup kaldım.

Babamın adı geçtiği anda bütün korkumun yerini başka bir şey aldı.

Şaşkınlık.

— Babamın... ne borcu?

Adam doğruldu.

Gözlerimin içine baktı.

— Bunu sana söylemedi, değil mi?

Başımı yavaşça iki yana salladım.

Adam arkasını döndü.

— Arabaya geç.

— Nereye gidiyoruz?

Durdu.

Omzunun üzerinden bana baktı.

— Benim evime.

— Asla!

İlk kez gerçekten gülümsedi.

— O zaman burada kal.

Arkasını dönüp yürümeye başladı.

Tam o anda uzaktan silah sesi duyuldu.

Pat!

Çığlık atarak yere çömeldim.

Adam bir anda geri dönüp beni kolumdan tuttu ve kendi arkasına çekti.

Etrafındaki adamlar silahlarını çıkardı.

Ben ise nefes bile alamıyordum.

Adam kulağıma eğildi.

— Şimdi karar verme vaktin yok.

Gözlerimi kapattım.

— Siz kimsiniz?

Bu kez cevabı çok daha soğuktu.

— Ben, babanın kaçtığı adamım.

Gözlerimi açtım.

Ve o an, hayatımın artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını anladım.