5. BÖLÜM – BİZE ZAMAN VER
Gece yarısı...
Karaden Konağı sessizliğe bürünmüştü.
Yaman, uyuyamadığı için bahçeye çıktı.
Verandadaki salıncağa oturup gökyüzünü izlemeye başladı.
Bir süre sonra kapı açıldı.
Agah elinde bir bardak çayla dışarı çıktı.
Yaman ayağa kalkacakken Agah eliyle durmasını işaret etti.
"Otur."
Yaman yeniden yerine oturdu.
İkisi de uzun süre konuşmadı.
Sessizliği Agah bozdu.
"Öfke problemim var."
Yaman şaşkınlıkla ona baktı.
Agah hafifçe gülümsedi.
"O yüzden gündüz söylediklerim sertti."
"Bu, senden nefret ettiğim anlamına gelmiyor."
Yaman sessizce dinliyordu.
Agah derin bir nefes aldı.
"Senin adın..."
"Yaman, değil mi?"
"Evet."
Agah başını salladı.
"Garip..."
"Aslında biz sana başka bir isim düşünmüştük."
Yaman merakla sordu.
"Ne ismi?"
Agah uzaklara bakarak gülümsedi.
"Umut."
"Annem, sen doğmadan önce..."
"Eğer erkek kardeşim olursa adını Umut koyalım, derdi."
"Çünkü eve umut getireceğine inanıyordu."
Yaman'ın gözleri doldu.
"Ben bunu bilmiyordum."
"Bilmen mümkün değildi."
Agah çayından bir yudum aldı.
"Bak..."
"Bugün bir anda kardeşim olduğunu öğrendim."
"İnsan böyle bir şeye hemen alışamıyor."
"On yedi yıldır başka bir hayat yaşadık."
"Şimdi her şeyi bir gecede değiştirmemizi bekleme."
Yaman başını öne eğdi.
"Beklemiyorum."
"Sadece..."
"...Bana bir şans verin."
Agah ilk kez elini Yaman'ın omzuna koydu.
"Biz de senden bir şey istiyoruz."
"Nedir?"
"Bize zaman ver."
"Bir gün sana gerçekten 'kardeşim' diyebilmek için..."
"...Biraz zamana ihtiyacımız var."
Yaman'ın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
"Beklerim."
"On yedi yıl bekledim."
"Biraz daha beklerim."
Agah da hafifçe gülümsedi.
"İyi geceler..."
"...Bücür."
Yaman şaşkınlıkla güldü.
"Ben senden uzun sayılırım."
Agah omuz silkti.
"Fark etmez."
"Artık sana takılacak bir lakabım var."
İlk kez...
İki kardeş aynı anda gülümsedi.
Belki henüz birbirlerine alışamamışlardı.
Ama o gece...
Aralarındaki mesafe, biraz olsun kısalmıştı.
5.1 BÖLÜM – BELKİ... (Yaman'ın Dilinden)
Gece...
Herkes uyumuştu.
Ben ise uyuyamıyordum.
Konağın bahçesine çıktım.
Gökyüzüne baktım.
Hayatım...
Bir günde tamamen değişmişti.
Dün, Karahan soyadını taşıyordum.
Bugün ise Karaden...
Dün, babam dediğim adam beni istemediğini söyledi.
Bugün ise hiç tanımadığım insanlar bana "oğlum" diyor.
İnsan...
Böyle bir şeye nasıl alışır ki?
Agah abi haklıydı.
Bir günde kardeş olunmazdı.
Ben de olsam...
Belki ben de aynı tepkiyi verirdim.
Çünkü onların da hayatı altüst olmuştu.
Yıllardır dört kardeş olduklarını biliyorlardı.
Sonra Deniz ile Toprak geldi.
Şimdi de ben ve Yaren...
Kolay değildi.
Ben kimseye kızmıyordum.
Sadece...
İçimde küçücük bir umut vardı.
Belki...
Bir gün Barbaros abi bana "kardeşim" derdi.
Belki Barlas abi omzuma vurup gülerdi.
Belki Agah abi bana yine "bücür" diye takılırdı.
Belki Nehir abla bana kızıp sonra sarılırdı.
Belki...
Bir gün aynı sofrada gerçekten aile gibi gülerdik.
Benim istediğim hiçbir zaman çok şey olmadı.
Sadece...
Bir aile.
Bir "aferin oğlum."
Bir "iyi ki geldin."
Belki...
Bu kez gerçekten olurdu.
Çünkü ilk defa...
Umut etmek için bir sebebim vardı.
5.2 BÖLÜM – YANLIŞ ANLAŞILMA
Ertesi sabah...
Karaden Konağı'nda kahvaltı masası kurulmuştu.
Sessizlik içinde kahvaltı yapılıyordu.
Bir süre sonra Deniz konuştu.
"Anne..."
"İtalya'daki ev ne olacak?"
Toprak da söze katıldı.
"Bir de fabrikanın belgeleri var."
"Eşyalar da duruyor."
"Bir ara gidip hepsini kapatmamız gerekecek."
Mary başını salladı.
"Evet."
"Orada yarım kalan işlerimiz var."
"Resmî işlemleri bitirmemiz gerekiyor."
Bu sözleri duyan Agah'ın yüzü bir anda değişti.
Çatalını masaya bıraktı.
"Ne dediniz?"
Deniz şaşkınlıkla ona baktı.
"İtalya'daki işleri..."
Agah sözünü kesti.
"Yani yine gideceksiniz."
Salondaki herkes sustu.
Mary hemen konuştu.
"Hayır oğlum, öyle değil."
Agah ayağa kalktı.
"Daha dün geldiniz."
"Şimdi yine gitmekten bahsediyorsunuz."
Toprak da ayağa kalktı.
"Abi, yanlış anladın."
"Biz temelli gitmeyeceğiz."
"Sadece evi kapatacağız."
"Belgeleri teslim edeceğiz."
"Oradaki işlerimizi bitirip geri döneceğiz."
Deniz de ekledi.
"Bizim artık evimiz burası."
"İtalya'da kalmak istemiyoruz."
Mary, Agah'ın yanına geldi.
"Ben bir daha çocuklarımdan ayrılmam."
"Oraya yalnızca geçmişi kapatmaya gideceğim."
"Sonra kesin olarak döneceğim."
Agah birkaç saniye sustu.
Derin bir nefes aldı.
"Ben..."
"Yanlış anlamışım."
Mary gülümsedi.
"Bu kez hiçbir yere gitmiyorum."
"Artık ailemleyim."
Agah başını öne eğdi.
"Özür dilerim."
Deniz hafifçe gülümsedi.
"Demek ki artık bizi bırakıp gitmenizden korkuyorsun."
Agah istemsizce gülümsedi.
"Galiba öyle..."
Masadaki gerginlik yavaş yavaş dağıldı.
İlk kez...
Yanlış anlaşılan bir cümle, aile olmanın ne kadar değerli olduğunu herkese göstermişti.
5.3 BÖLÜM – BU SEFER BEN DE GELİYORUM
Kahvaltıdan sonra salonda sessiz bir hazırlık vardı.
Mary, İtalya'da kapatılması gereken ev ve resmî işlemlerden bahsediyordu.
"Birkaç günlüğüne gitmem gerekecek."
"Ev kapatılacak."
"Eşyalar toplanacak."
"Belgeler teslim edilecek."
Agah bu kez sakin bir sesle konuştu.
"O zaman..."
"Bu sefer sen tek gitmeyeceksin."
Mary şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Agah hafifçe gülümsedi.
"Ben de geleceğim."
Salondakiler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.
Agah devam etti.
"Barbaros da gelsin."
"Barlas da."
"Nehir de."
"Yıllarca yaşadığın yeri biz de görelim."
"Orada neler yaşadığını bilelim."
Mary'nin gözleri doldu.
"Gerçekten gelir misiniz?"
Barbaros başını salladı.
"Geliriz."
"Artık hiçbir yükü tek başına taşımanı istemiyoruz."
Barlas da gülümsedi.
"Birlikte gider, birlikte döneriz."
Nehir annesinin elini tuttu.
"Bu kez seni yalnız bırakmayacağız."
Tam o sırada Agah, Deniz ile Toprak'a döndü.
"Siz kalın."
Deniz şaşkınlıkla sordu.
"Biz mi?"
Agah başını salladı.
"Evet."
"Siz burada kalın."
"Yaman ile Yaren bu eve yeni alışıyor."
"Onları yalnız bırakmayın."
Toprak gülümseyerek başını salladı.
"Merak etme."
"Biz buradayız."
Deniz de ekledi.
"Onlar artık bizim de kardeşimiz."
Agah ilk kez bunu duyunca gülümsedi.
"İşte bunu duymak güzeldi."
Mary çocuklarına baktı.
Yıllarca hayalini kurduğu manzara...
Artık karşısındaydı.
Kimse onu yalnız bırakmak istemiyordu.
Ve ilk kez...
Bu aile, birlikte hareket etmeyi öğreniyordu.
5.4 BÖLÜM – BEN DE GELİYORUM
Salonda hazırlık konuşmaları devam ediyordu.
Mary, İtalya'ya kısa süreliğine gidip evi kapatacaklarını anlatıyordu.
Agah, Barbaros, Barlas ve Nehir de birlikte gitmeye karar vermişti.
Tam o sırada Melih konuştu.
"Ben de geliyorum."
Mary ona döndü.
"Sen de mi?"
Melih gülümsedi.
"Evet."
"Yıllarca göremediğim yerleri görmek istiyorum."
"Bu yolculukta seni yalnız bırakmam."
O sırada köşede sessizce duran Atlas konuştu.
"Baba..."
Herkes ona döndü.
Atlas'ın sesi titriyordu.
"Peki..."
"Ben ne olacağım?"
Salonda sessizlik oluştu.
Atlas başını eğdi.
"Herkes kendi çocuklarını konuşuyor."
"Ben fazlalık gibi miyim?"
Melih hiç düşünmeden oğlunun yanına gitti.
Omzuna elini koydu.
"Ne alakası var oğlum?"
"Sen benim oğlumsun."
"Dün de öyleydin..."
"Bugün de öylesin."
Atlas'ın gözleri doldu.
"Ama..."
"Şimdi herkes geri geldi."
Melih, Atlas'ı kucakladı.
"Evlat..."
"Bir insanın ailesi büyüyünce, sevgisi bölünmez."
"Aksine daha da çoğalır."
"Sen benim canımsın."
"Hiç kimse senin yerini alamaz."
Mary de Atlas'ın yanına geldi.
Gülümseyerek saçını okşadı.
"Sen de bu ailenin evladısın."
"Kimse seni dışlamayacak."
Atlas'ın gözlerinden süzülen yaşlar bu kez mutluluk gözyaşlarıydı.
İlk kez...
Kendisini gerçekten bu ailenin bir parçası gibi hissetmişti.
5.5 BÖLÜM – İTALYA NASIL BİR YER?
Akşam yemeğinden sonra herkes salonda oturuyordu.
Yaman ile Yaren, etraftaki konuşmaları sessizce dinliyordu.
Bir süre sonra Yaren merakla konuştu.
"Yani..."
"Biz şimdi İtalya'ya da gideceğiz?"
Nehir gülümseyerek başını salladı.
"Evet."
"Annemiz oralı
"Uzun yıllar orada yaşadı."
"Deniz ile Toprak da orada büyüdü."
Yaren şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Ben..."
"Hayatımda Mardin'den başka bir yer görmedim."
"İtalya nasıl bir yer acaba?"
Nehir gülümseyerek Yaren'in yanına oturdu.
"Merak etme."
"İlk gittiğimiz gün seni gezdireceğim."
Yaren'in gözleri parladı.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
"Birlikte sokaklarını gezeriz."
"Kafelerde otururuz."
"Sonra da alışverişe çıkarız."
Yaren şaşkınlıkla güldü.
"Benim hiç yurt dışına çıkacağım aklıma gelmezdi."
Nehir de gülmeye başladı.
"Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerlere götürür."
O sırada Yaman söze karıştı.
"Ben de gelebilir miyim?"
Barbaros uzaktan gülümseyerek cevap verdi.
"Olur."
"Ama önce pasaport işlerini halledeceğiz."
Barlas da gülerek ekledi.
"Bir de valiz hazırlamayı öğrenmen lazım."
Yaman mahcup bir ifadeyle başını kaşıdı.
"Benim valizim bile yok."
Agah ilk kez şakayla karışık konuştu.
"Onu da hallederiz bücür."
Salonda küçük kahkahalar yükseldi.
Yaman ile Yaren birbirlerine baktılar.
Belki...
Hayat ilk kez onlara güzel sürprizler hazırlıyordu.