4. BÖLÜM – RİZE'YE GİDİYORUZ
Sabahın ilk ışıkları Mardin sokaklarına düşerken, Emin Karahan arabasını annesinin evinin önünde durdurdu.
Kapıyı sertçe çaldı.
Babaanneleri kapıyı açınca şaşkınlıkla baktı.
"Emin..."
"Bu saatte hayırdır?"
Emin kısa ve sert bir sesle konuştu.
"Yaman ile Yaren nerede?"
"İçerideler."
"Çağır onları."
Babaanneleri içeri seslendi.
"Yaman!"
"Yaren!"
İki kardeş odalarından çıkıp kapıya geldiler.
Babalarını görünce şaşırdılar.
Yaren'in yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
"Baba..."
"Bizim için mi geldin?"
Emin hiç cevap vermedi.
Soğuk bir sesle konuştu.
"Hazırlanın."
"Rize'ye gidiyoruz."
Yaman kaşlarını çattı.
"Rize'ye mi?"
"Neden?"
Emin sertçe cevap verdi.
"Hastane çağırdı."
"On yedi yıl önceki doğumla ilgili bir mesele varmış."
Yaren'in gözleri umutla parladı.
"Belki güzel bir haberdir."
"İnşallah..."
"İnşallah bu kez her şey düzelir."
Yaman da sessizce kardeşine baktı.
"Ben de öyle umut ediyorum."
Emin öfkeyle ikisine döndü.
"Boş yere umutlanmayın."
"Ne çıkarsa çıksın..."
"Hiçbir şey değişmeyecek."
Yaman'ın yüzündeki umut yavaşça kayboldu.
"Baba..."
Emin sözünü keserek sertçe konuştu.
"Bir şeyi iyi dinleyin."
"Siz..."
"Benim çocuklarım değilsiniz."
Bu söz, evin içinde buz gibi bir sessizlik oluşturdu.
Yaren'in gözleri doldu.
"D... Ne dedin?"
Yaman şaşkınlıkla babasına baktı.
"Baba..."
"Ne demek istiyorsun?"
Emin derin bir nefes aldı.
"Hastane..."
"Doğum kayıtlarında büyük bir hata olduğunu söyledi."
"Eğer söyledikleri doğruysa..."
"...Siz benim çocuklarım değilsiniz."
Yaren'in dizlerinin bağı çözüldü.
Gözyaşlarını tutamadı.
"Hayır..."
"Bu doğru olamaz."
Yaman ise kardeşine destek olmak için omzuna elini koydu.
Ama onun da yüreği paramparçaydı.
Hayatları boyunca...
Babalarının bir gün kendilerini kabul etmesini beklemişlerdi.
Şimdi ise...
İlk kez "çocuklarım değilsiniz" sözünü kendi ağzından duymuşlardı.
Babaanneleri gözyaşlarını silerek iki kardeşe sarıldı.
"Ne olursa olsun..."
"Siz benim kınalı kuzularımsınız."
"Şimdi hazırlanın."
"Gerçeği birlikte öğreneceğiz."
İki kardeş sessizce odalarına yöneldi.
Rize yolculuğu...
Sadece şehir değiştirecekleri bir yolculuk değil...
Hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yolculuktu.
4.2 BÖLÜM – ŞAKA MI BU?
Karaden Konağı'nda sessizlik hâkimdi.
Hastaneden gelen telefonun ardından herkes salonda toplanmıştı.
Melih, telefonu masanın üzerine bıraktı.
Mary ise onun yüzündeki ifadeden kötü bir şey olduğunu anlamıştı.
"Ne oldu Melih?"
Melih derin bir nefes aldı.
"Hastane aradı."
"On yedi yıl önceki doğumla ilgili önemli bir gerçeğin ortaya çıktığını söylediler."
Barbaros kaşlarını çattı.
"Doğum mu?"
Barlas şaşkınlıkla sordu.
"Bu kadar yıl sonra mı?"
Agah sabırsızca ayağa kalktı.
"Şaka mı bu?"
"Neyi değiştirecek ki?"
Melih sessizce konuştu.
"Dosyalarda büyük bir hata olduğunu söylediler."
Nehir merakla babasına baktı.
"Nasıl bir hata?"
Melih başını iki yana salladı.
"Telefonda ayrıntı vermediler."
"Yalnızca hepimizin hastaneye gelmesini istediler."
Agah öfkeyle ellerini iki yana açtı.
"On yedi yıl sonra mı akıllarına gelmiş?"
"Bizim hayatımız oyuncak mı?"
Barbaros da sert bir sesle konuştu.
"Ben artık geçmişi kurcalamak istemiyorum."
"Yıllar önce ne olduysa oldu."
Barlas düşünceliydi.
"Yine de gitmeliyiz."
"Belki gerçekten önemli bir şey vardır."
Agah başını sertçe salladı.
"Ben yeni kardeş falan istemiyorum."
"Biz yıllardır kendi ailemiz olarak yaşadık."
"Şimdi biri çıkıp her şeyi değiştiremez."
Salonda ağır bir sessizlik oluştu.
Deniz ile Toprak birbirlerine baktılar.
Mary yavaşça ayağa kalktı.
Gözleri dolmuştu.
"Agah..."
"Oğlum..."
"Her şey..."
"Sizin öldüğünüzü sanmamızla başladı."
Herkes Mary'ye döndü.
Mary'nin sesi titriyordu.
"Eğer bana o sahte ölüm belgelerini göstermeselerdi..."
"Eğer sizi kaybettiğime inanmasaydım..."
"Bir gün bile sizden ayrı kalmazdım."
"Bugün yaşadığımız acıların hiçbiri olmazdı."
Agah'ın öfkesi biraz olsun duruldu.
Başını önüne eğdi.
Mary gözyaşlarını silerek devam etti.
"Belki hastanede öğreneceğimiz gerçek..."
"Yıllardır cevap aradığımız soruların cevabı olacak."
Melih kararlı bir sesle konuştu.
"Ne çıkarsa çıksın..."
"Birlikte öğreneceğiz."
Kimse itiraz etmedi.
Çünkü artık...
On yedi yıl önce başlayan sır, çözülmek üzereydi.
4.3 BÖLÜM – TESTE BİLE GEREK YOK
Bir gün sonra...
Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi...
Karaden ve Karahan aileleri hastanenin toplantı salonunun önünde bekliyordu.
Kapı henüz açılmamıştı.
İki aile ilk kez karşı karşıya gelmişti.
Yaman ile Yaren, babaannelerinin yanında sessizce duruyordu.
Mary'nin bakışları bir anda Yaman'ın üzerinde kaldı.
Nefesi kesildi.
Titreyen sesiyle fısıldadı.
"Melih..."
"Şu çocuğa bak."
Melih dikkatle Yaman'a baktı.
Uzun süre gözlerini ondan ayıramadı.
Yaman'ın duruşu...
Bakışları...
Yüz hatları...
Sanki gençliğindeki hâline bakıyordu.
Mary'nin gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Teste bile gerek yok..."
"O..."
"Senin gençliğin."
Melih'in boğazı düğümlendi.
Başını yavaşça salladı.
"Gerçekten..."
"Aynı bana benziyor."
Mary bu kez gözlerini Yaren'e çevirdi.
Yaren'in yüzünü uzun uzun inceledi.
Titreyen bir gülümseme belirdi.
"Melih..."
"Kıza bak."
"Gençliğimdeki hâlime ne kadar benziyor."
Melih derin bir nefes aldı.
"Evet..."
"Sanki yıllar önce seni görüyorum."
O sırada Agah da Yaman'a dikkatle baktı.
Kaşlarını çattı.
"İlginç..."
"Çocuk bana da benziyor."
Barbaros hafifçe gülümsedi.
"Doğru."
"Yüz hatları senden iz taşıyor."
Barlas da sessizce ekledi.
"Gözleri de ailemize benziyor."
Nehir ise Yaren'e bakıyordu.
"Sanki..."
"Yıllardır tanıyormuşum gibi."
Karşı tarafta duran Emin de sessizliğini bozdu.
Yaman ile Yaren'e baktı.
Sonra Melih'e...
Ardından tekrar çocuklara...
İlk kez içinde tarif edemediği bir his oluştu.
Tam o sırada toplantı salonunun kapısı açıldı.
Başhekim dışarı çıktı.
"Lütfen..."
"Herkes içeri buyursun."
Koridordaki sessizlik...
Bir anda yerini, yıllardır saklanan gerçeğin ağırlığına bıraktı.
4.4 BÖLÜM – DNA TESTİ
Toplantı salonunda herkes yerini aldı.
Odada derin bir sessizlik vardı.
Başhekim masanın başına geçti.
Yanında hastanenin hukuk danışmanı ve laboratuvar sorumlusu da bulunuyordu.
Başhekim sakin bir sesle konuşmaya başladı.
"Öncelikle hepinizden özür diliyoruz."
"On yedi yıl önce hastanemizde yaşandığı düşünülen ciddi bir hata nedeniyle sizleri buraya çağırdık."
Kimse tek kelime etmiyordu.
Başhekim devam etti.
"Eski doğum kayıtlarında önemli çelişkiler tespit edildi."
"Ancak kesin sonuca ulaşabilmemiz için DNA incelemesi yapılması gerekiyor."
Melih başını salladı.
"Ne gerekiyorsa yapın."
Mary hiç düşünmeden konuştu.
"Yeter ki gerçek ortaya çıksın."
Emin de ağır bir sesle cevap verdi.
"Benim de itirazım yok."
Hukuk danışmanı masaya belgeleri bıraktı.
"Bunlar onay formları."
"Lütfen okuyup imzalayın."
İki aile de belgeleri tek tek imzaladı.
Bir süre sonra laboratuvar görevlisi içeri girdi.
"Önce ebeveynlerden örnek alacağız."
Mary kolunu uzattı.
"Başlayabilirsiniz."
Melih de sessizce yanına geçti.
Ardından Emin'den de örnek alındı.
Görevli bu kez gençlere döndü.
"Yaman Karahan..."
Yaman ayağa kalktı.
Sessizce örnek verdi.
"Yaren Karahan..."
Yaren de kardeşinin yanına geçti.
Onun da örneği alındı.
Başhekim dosyaları kontrol ettikten sonra laboratuvar görevlisine teslim etti.
"Sonuçlar acil olarak incelenecek."
"En kısa sürede tekrar burada olacağız."
Görevli başını salladı.
"Sonuçları öncelikli olarak çalışacağız."
Kapı kapanırken salonda yine derin bir sessizlik oluştu.
Artık...
Hiç kimsenin yapabileceği başka bir şey yoktu.
Geriye sadece beklemek kalmıştı.
Ve o sonuçlar...
İki ailenin hayatını sonsuza kadar değiştirecekti.
4.5 BÖLÜM – SONUÇLAR
Yaklaşık iki saat sonra...
Toplantı salonunun kapısı yeniden açıldı.
Başhekim, laboratuvar sorumlusu ve hukuk danışmanı içeri girdi.
Başhekimin elinde mühürlü bir dosya vardı.
Salondaki herkes ayağa kalktı.
Başhekim derin bir nefes aldı.
"Sonuçlar hazır."
Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı.
Başhekim dosyayı açtı.
Gözlerini rapordan kaldırmadan konuşmaya başladı.
"Yapılan DNA incelemeleri sonucunda..."
"...Yaman ile Yaren'in biyolojik anne ve babasının..."
Kısa bir sessizlik oldu.
"...Mary Karaden ve Melih Karaden olduğu kesin olarak tespit edilmiştir."
Mary'nin gözlerinden yaşlar boşaldı.
Melih olduğu yerde donup kaldı.
Yaman ile Yaren şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar.
Başhekim okumaya devam etti.
"Yaman ile Yaren'in, on yedi yıl önce doğum servisinde yaşanan hata nedeniyle yanlışlıkla Emin Karahan'a teslim edildiği belirlenmiştir."
Emin gözlerini kapattı.
Yıllardır kendi çocukları sandığı iki gencin aslında kendisine ait olmadığını öğrenmişti.
Başhekim dosyanın son sayfasını çevirdi.
"İnceleme sonucunda, teslim kayıtlarında usulsüzlük yapıldığı ve olayın adli soruşturma kapsamında yeniden inceleneceği kararlaştırılmıştır."
Mary daha fazla dayanamadı.
Yavaşça Yaman ile Yaren'e doğru yürüdü.
Titreyen elleriyle ikisinin de yüzünü tuttu.
Gözyaşları durmadan akıyordu.
"Benim çocuklarım..."
"Yaşıyormuşsunuz..."
Yaman'ın sesi titredi.
"Sen..."
"Gerçekten annem misin?"
Mary ağlayarak başını salladı.
"Evet oğlum."
"Ben senin annenim."
Yaren hıçkırıklarını tutamadı.
"On yedi yıldır..."
"Bizim öldüğümüzü mü sandınız?"
Melih gözyaşlarını silerek konuştu.
"Her gün mezarınız var sanarak yaşadık."
"Bir gün bile sizi unutmadık."
Yaman ile Yaren, Mary ve Melih'e sarıldı.
On yedi yıllık hasret...
Gözyaşlarıyla son buluyordu.
Salondaki herkes bu ana tanıklık ederken...
Başhekim sessizce dosyayı kapattı.
Artık gerçek saklanmıyordu.
Yaman ve Yaren, Karaden ailesinin öz evlatlarıydı.
4.6 BÖLÜM – BEN ZATEN HİÇ SEVMEDİM
DNA sonuçlarının açıklanmasının ardından toplantı odasında derin bir sessizlik oluştu.
Kimse konuşamıyordu.
Mary ile Melih, yıllar sonra kavuştukları Yaman ve Yaren'e sarılmıştı.
Emin ise olduğu yerde hareketsiz duruyordu.
Başhekim sessizce dosyayı kapattı.
Tam o sırada Emin konuştu.
Sesi her zamankinden daha soğuktu.
"Demek gerçek buymuş."
Herkes ona döndü.
Emin, Yaman ile Yaren'e baktı.
Yüzünde hiçbir duygu yoktu.
"Zaten..."
"Ben sizi hiçbir zaman sevmedim."
Yaman'ın yüzündeki tebessüm bir anda silindi.
Yaren'in gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Emin sözlerine devam etti.
"Sizi gördüğüm her gün..."
"Leyla'yı hatırladım."
"Onun ölümüne sebep olduğunuzu düşündüm."
"Sizi hep katil olarak gördüm."
Toplantı odasında derin bir sessizlik oluştu.
Mary öfkeyle ayağa kalktı.
"Yeter!"
"Onlar daha bebekti."
"Bir bebeği nasıl suçlayabildin?"
Melih de Emin'e sert bir bakış attı.
"On yedi yıl boyunca iki masum çocuğa bunu yaşattın."
Emin başını eğmedi.
"Söyleyecek başka sözüm yok."
Yaman'ın gözleri dolmuştu.
"Baba..."
"Bir kez olsun..."
"Bize inanmadın."
Emin kısa bir an durdu.
Sonra arkasını döndü.
"Ben sizin babanız değilmişim."
"Bundan sonra da değilim."
Kapıya doğru yürümeye başladı.
Yaren hıçkırarak arkasından seslendi.
"Baba!"
Emin durmadı.
Arkasına bile bakmadan toplantı odasından çıktı.
Kapı yavaşça kapandı.
Yaman başını öne eğdi.
Sessizce fısıldadı.
"Demek..."
"Hiç sevilmemişiz."
Mary hemen iki çocuğuna sarıldı.
"Hayır."
"Artık yalnız değilsiniz."
"Hiç kimse size 'istenmeyen çocuk' olduğunuzu hissettirmeyecek."
Melih de onların yanına geldi.
"Bugünden sonra..."
"Siz bizim evlatlarımızsınız."
Toplantı odasında gözyaşları dinmiyordu.
Bir aile çocuklarına kavuşmuştu.
Diğer tarafta ise...
On yedi yıllık soğukluk, tek bir cümleyle sonsuza kadar kapanmıştı.
4.7 BÖLÜM – BİZ ŞİMDİ NE OLACAĞIZ?
Karaden Konağı...
Akşam olmuştu.
Hastaneden dönen aile salonda toplanmıştı.
Kimsenin konuşacak hâli yoktu.
DNA gerçeği herkesi derinden sarsmıştı.
Sessizliği ilk bozan Agah oldu.
Öfkeyle ayağa kalktı.
"Baba..."
"Bu şaka mı?"
Melih başını kaldırdı.
"Hayır."
"Keşke şaka olsaydı."
Agah ellerini iki yana açtı.
"On yedi yıl boyunca dört kardeştik."
"Sonra Deniz ile Toprak geldi."
"Şimdi de Yaman ile Yaren..."
"Bir anda sekiz kardeş mi olduk?"
Barbaros da derin bir nefes aldı.
"Her şeyi anlamaya çalışıyorum."
"Ama bu kadarını kabullenmek kolay değil."
Barlas sessizce başını salladı.
"Bugün öğrendiklerimiz..."
"Bir günde alışılacak şeyler değil."
Nehir de düşünceli bir şekilde konuştu.
"Herkesin zamana ihtiyacı var."
Agah hâlâ öfkeliydi.
"Ben kimseye düşman değilim."
"Ama bir günde 'Bunlar sizin kardeşiniz.' denilince..."
"İnsan ne hissedeceğini bilmiyor."
Melih ayağa kalktı.
Çocuklarının tek tek yüzüne baktı.
"Size kimse..."
"Yaman ile Yaren'i hemen kabullenin demiyor."
"Ama şunu unutmayın."
"Onlar da bu yaşananların mağduru."
"Hiçbirinin suçu yok."
Deniz sessizce konuştu.
"Biz de bu aileye yeni geldik."
"Onların neler hissettiğini tahmin edebiliyorum."
Toprak başını salladı.
"Evet."
"Biz de yıllarca sizden uzakta büyüdük."
Agah derin bir nefes aldı.
"Belki haklısınız."
"Ama bana biraz zaman verin."
"Şimdilik..."
"Onları kardeşim gibi göremiyorum."
Salonda yine sessizlik oldu.
Melih kimseyi zorlamadı.
Çünkü biliyordu...
Kan bağı bir gerçeği değiştirebilirdi.
Ama kalplerdeki mesafeyi kapatacak olan şey...
Yalnızca zamandı.
Size uygun olarak, Yaman ile Yaren'in kırgın ama olgun davrandığı, abileri suçlamadığı duygusal bir sahne:
4.8 BÖLÜM – BİZ ALIŞIĞIZ
Karaden Konağı'nın salonunda sessizlik hâkimdi.
Agah'ın sözlerinden sonra kimse konuşamamıştı.
Yaman ile Yaren, birbirlerine baktılar.
Yaman yavaşça ayağa kalktı.
"Biz..."
"...Kavga etmenizi istemiyoruz."
Herkes ona döndü.
Yaman başını öne eğdi.
"Bu evde daha ilk günümüz."
"Bizim yüzümüzden kimsenin huzuru kaçmasın."
Yaren de kardeşinin yanına geldi.
Gözleri doluydu.
"İsterseniz..."
"...Biz babaannemizin yanına döneriz."
Mary şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Hayır kızım."
Yaren acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"Biz buna alışığız."
"İstenmemeye..."
"Yabancı gibi yaşamaya..."
"Yalnız kalmaya..."
Yaman kardeşinin omzuna elini koydu.
"On yedi yıldır kimseye yük olmadık."
"Bugün de olmayız."
Agah, Yaman'ın gözlerine baktı.
İlk kez öfkesinin yerini sessizlik aldı.
Barbaros başını öne eğdi.
Barlas derin bir nefes verdi.
Nehir'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Mary iki kardeşe sarıldı.
"Bir daha sakın böyle konuşmayın."
"Hiçbir yere gitmiyorsunuz."
Melih de yanlarına geldi.
"Burası sizin eviniz."
"Kimsenin gitmesini istemiyorum."
Yaman sessizce konuştu.
"Biz gitmek istemiyoruz."
"Sadece..."
"...Kimsenin bize mecbur kalmasını istemiyoruz."
Salonda yine sessizlik oldu.
O an, Karaden kardeşler ilk kez Yaman ile Yaren'in öfkeli değil...
Sadece yıllarca sevilmeyi beklemiş iki kırık yürek olduklarını görmeye başlamıştı.