“Merhaba ben Oya. 2. Sınıf İngiliz dili ve edebiyatı okuyan bir üniversite öğrencisiyim. Ortalama her öğrenci gibi bir hayatım var. Okula gidiyorum, okuldan sonra part-time işimde çalışıyorum ve nihayetinde evime geliyorum. Açıkçası bu kadar. Gelecekte izlemek için bu günden itibaren sıkıcı hayatımı videoya alacağım.” , elindeki kamerayı kıyafetlerine çevirdi. Kırmızı ve beyazın birbirine karıştığı ve uyumunu bel kısmındaki kurdelenin tamamladığı uzun bir elbiseydi bu. “İşin aslı çokta içime oturmadı başta ama sonrasında pek umursamadım. Herneyse, bugün arkadaşlarım ile bir günlüğüne dersten sonra sahilde takılmaya gideceğiz. Arkadaşımın yabancı erkek arkadaşı bugün onu ziyarete gelecekti ama yalnız değilmiş. Yani 2 arkadaşı daha geldiği için o da beni ve oda arkadaşını davet etti. Ozaman, dersten sonra görüşürüz!”, kamerayı kapattı ve evinden neşe ile ayrıldı.
Dersten sonra çantasından kamerasını çıkardı ve kayda almaya başladı: “Derslerim tamamen bitti, şimdi ise arkadaşım ile buluşmaya gidiyorum. Aslında tek bildiğim şu ki; Erkek arkadaşı Çin’de bir mühendislik okuyan değişim öğrencisiymiş. Aslende Fransızmış. Arkadaşım gibi birini bulduğu için çok şanslı, inanır mısınız bilmem ama sanki filmden çıkma gibi geliyor değil mi??Olamaz şarj 3 diş kalmış, şimdilik kapatmalıyım sahile gittiğimizde tekrar görüşmek üzere.”, kamerayı kapadı ve kız arkadaşının konumuna vardı dakikalar sonra. Arkadaşını görür görmez sarıldı: “Aysu!Benim minik kuşumm!Çok güzel olmuşsun, inanamıyorum.”
“Oya’m, aşk böceğim! Çok teşekkür ederim, sende çok tatlı olmuşsun.”
“Yerim ya!Demisken digerleri nerede?”
“Oda arkadaşım son anda acil bir işi çıktı, gelemeyecek ama Havier ve arkadaşları şuanda geliyorlar.Birkaç dakikaya burada olurlar.”
“Yazık oldu, iyi bakalım ozaman bekleyelim bir kenarda istersen.”
“Olur, sana nasıl uyarsa Oya’cım.” , Aysu ile bir kenarda beklemeye başladılar. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra 3 kişi orada göründü ve Aysu heyecanla el salladı seslenerek:
“Havier!Buradayız!”
(Bilgilendirme: Normalde İngilizce konuşup anlaşıyor olacaklar ama türkçe hali ile yazılacaktır.)
“Aysu!Sonunda geldik, tanrım..” , Havier koşarak Aysu’ya sevinçle sarıldı. Havier’in arkasından iki arkadaşı da yanımıza geldi. Görünüşe göre ikisi de Çinli idi. Havier’in bir arkadaşı gelirken sürekli Oya’ya gözü takılıyordu. Biraz sakin ve sessiz bir tipe benziyordu. Oya Havier ve Aysu’nun olduğu taraftan onlara döndüğünde göz göze geldiler. Oya minik gülümseyip, dostça bir bakış attı ve Aysu’ya geri döndü. Aysu Oya’ya bakıp tanıtmaya başladı: “Bildiğin gibi erkek arkadaşım Havier ve onlarda üniversiteden arkadaşları Liu ve Zheng.“
“Memnun oldum tanıştığıma.”, Oya samimi bir şekilde dedikten sonra çantasını kenara koyduğunu hatırlayıp yerinden aldı. İçinden arkaya bakmak istedi ve döndü. Zheng, ona başta kitlenen çocukla yine göz göze geldiler. Utangaç bir şekilde geri çekti gözlerini ve Aysu’ya odaklandı Aysu konuşur konuşmaz: “Peki, artık gidelim mi sahile?Gün batımını kaçırmamalıyız, hem de birbirimizle kaynaşmış oluruz.”
“Haklısın, hadi çocuklar yola koyulalım.” , Havier hak verdi, diğerleri ise kafa sallamakla yetindiler.
Sahile vardıklarında hava çoktan yavaşça renklenmiş ve güneş batmaya başlamıştı. Aysu ve Havier önden hızlı adımlarla gittiler suya doğru, arkasından ise Liu onları takip etti. Oya ve Zheng ise onlardan daha yavaştı. Zheng boğazını temizledi: “Elbisen sana çok yakışmış.”
“Uh, teşekkür ederim…Senin de gözlüğün çok güzel sanırım…” , Oya heyecanla ne diyeceğini bilememişti. Zheng sırıttı Oya’nın heyecanını anladıktan sonra. “Teşekkür ederim, heyecanlanmana gerek yok. Rahatla biraz.”
“Neden olduğunu anlayamadım ki, ne yapayım?..”
“Tatlı şey…” , Zheng mırıldandı lakin Oya duymadı. “Ne dedin? Duyamadım da.”
“Ne kadar da heyecanlılar baksana, bir çocuktan farksız.” , dedi Zheng. Oya onayladı kafa sallayarak: “Hemen kaynaşmış olduk böylece sanırım, hayatın cilvesi.”
“öyle sanırım..”
(Bölüm sonu.)