İçeriğe geç

Tatbikat

Asena Anlatımıyla,

Siren sesleri ve çığlıklarla gözlerimi açtım. Dumandan göz gözü görmüyordu. Hemen aklıma Aylin ablanın bana öğrettiği teknik geldi. Önce ağzımı temiz bir parça kumaş ile kapattım. Gözlerimin yanmasını önlemek için hemen lavabodan ıslak bir bez ile sildim ve bedenime ıslak bir battaniye sardım ki ateşten etkilenmeyeyim.

Tüm bu hazırlıkları kısa sürede yaptıktan sonra koğuş arkadaşımın yattığını gördüm. Onu uykusundan kaldırmak için yanına gittiğimde dumandan etkilendiğini anladım. Aylin ablanın bana gösterdiği gibi arkadaşımı ıslak battaniyeye sardım ve sırtıma alarak yurttan çıktım.

Ben çıktığımda koğuşlar daha yeni uyanmaya başlamış ve panik içinde bayılmalar başlamıştı. Bayılan öğrencilere yardım etmek için sırtlandığım arkadaşımı kısa sürede güvenli alana ulaştırdım.

Yine Aylin ablanın da söylediği gibi idareye haber vermeliyim ve onlar yangın alanını kontrol ederken baygın olan arkadaşlarıma yardım etmeliyim diye düşünürken güvenli alanda paşaların ve komutanların olduğunu gördüm. Bizi sağlık ekiplerine yönlendirdiler. Sağlık ekipleri hemen müdahale etti. Arkadaşım sırtımda yavaş yavaş kendine geldiği için bize oksijen tüpü vererek ayakta tedavi ettiler.

Kendimizi iyi hissetmeye başlayınca komutanlar bizi kendi alanlarına götürdüler. Komutanlar bu yangının gerçek değil, sadece bir tatbikat olduğunu söylediler ve bu alanda beklememizi emrettiler. Bu tatbikat tam yarım saat sürdü ve yurttan çoğu baygın olarak komutanlar çıkardılar.

En son çıkan Ares abim kucağında ise Arin abim vardı. Yanlarına tam koşacağım sırada komutanın kızgın bakmasıyla olduğum yerde kaldım ama panik ile. Son öğrenci de sedye ile hastaneye kaldırıldı.

Toplandığımız alanda yaklaşık 10 öğrenci olarak Tümgeneral Paşanın makamına minibüs ile götürüldük. Yolda ilerlerken komutanlardan hiçbir bilgi verilmezken aniden minibüste ani bir sarsıntı meydana geldi. Birkaç komutan çeşitli yerlerinden yaralandı.

Öğrenciler olarak oturduğumuz yerlerde birer birer ayağa kalkarken karşıdan birkaç eli silahlı, yüzü maskeli insan gördüm. Gizli gizli minibüsü yöneten en büyük komutanın yanına giderek o adamları gösterdim ve hemen siper alın diye komut verdi. Emrin üzerine öğrenci arkadaşlarımın yanına gidip yaralanan var mı diye kontrol ettim ve saklanmamız gerektiğini söyledim. İtiraz eden arkadaşlara da kendimizi koruyabileceğimiz henüz bir şeyimiz yok. Ondan saklanıp kendimizi korumamız gerektiğini söyledim.

Hepimiz sallanırken eli silahlı bir adam arka kapıdan içeri sızdı. Öne baktığımda komutanlarımız öndeki adamları etkisiz hale getirirken etrafımda ağır bir cisim var mı diye baktım. Hemen her minibüsün altında bayıltıp öldürmeyen ve etkisiz hale getirecek malzemelerin olduğunu gördüm. Bu malzemeler öyle usta konulmuş ki cisimlerin şeklini ve düzenini bilmeyen hiç kimse bilemezdi.

Koğuş arkadaşımla, "Sen adamı buraya çağıracaksın, oyalayacaksın. Ben de arkadan kafasına vurup onu etkisiz hale getireceğim. Sonra ellerini ve kollarını gemici düğümü atacağım. Ama bağırmaması için ağzına bir şey kapatmamız gerek" dedim.

Arkadaşım düşünürken odadan çıkmadan can havliyle koli bandı aldığını söyledi ve ağzını bununla kapatmayı kararlaştırdık. Biz planı yaparken diğer arkadaşlarım da aynı plana ortak oldular. 5 grup gelen adamları oyalayacak, diğer grup adamları bayıltacaktı. Etkisiz hale getirerek 15 silahlı adamı minibüs içerisinde etkisiz hale getirdik.

Komutanlardan biri, "Komutanım bu grup gittikçe azaldı. Vurulanda yok. Ne oldu bu adamlara?" diye sordu.

Komutan, "Sessizce gidip öğrencileri kontrol et ve koru" diyerek asker gönderdi. Asker gördüklerine inanamadı. Çünkü en az 3 baygın silahlı adam ve gerisi etkisiz hale getirilmiş 15 silahlı adam vardı. Hemen komutana haber verdi.

Komutan telaşlı yanımıza gelince olanları görünce hiç kelime etmeyerek sadece hareket etmemizi söyledi ve minibüs kaldığı yerden yola devam etti.

Komutanlığa gelince önce biz öğrencileri düzenli bir sıra halinde minibüsten indirildik. Düzenli olarak gruplandırıldık. İlk olarak saniye ile ben önce çıktığım için beni en başa geçirdiler. Sırtlandığım arkadaşımı da ikinci sıraya aldılar. Böylelikle saniye dakikasına göre sıraya soktular ve yakalarımıza Türk Silahlı Kuvvetlerinin rozetini taktılar.

Sıra ile paşanın huzuruna çıkmak için komutanlığa girdik. Başta kapıda bizi erkek ve kadın asker üzerimizi aradılar. Sonra içeri geçerken bir odaya yönlendirdiler ve birer üniforma dağıttılar.

Giyinme odalarında üniformalarımızı giydikten sonra paşanın odasına girmek için panelden geçirdiler. Burada el izlerimizi, retinalarımızı ve kanlarımızı aldılar ve anında kan grubumuzu ve DNA'mızı çıkarıp dosyalarımıza koydular.

Panelde gerekli işlemler bittikten sonra bilgilerimiz bilgisayara işlendi. İşlenen bilgilerimiz ile komutanlığa giriş ve çıkışlarımız direkt paşaların bilgilerinde olacağı bilgisi verildi.

Paşanın odasına girmek için yine bir odaya girdik ve her birimiz tek tek taramadan geçip paşanın yaverinin yanında toplandık. Paşanın yaveri de her bir öğrenciye gizli bir dosya uzattı ve okutup parmak izimizi aldı.

Tüm bu işlemler tamamlanınca paşanın yaveri kapıyı tıklayıp giriş için izin istedi ve öğrenciler olarak tek tek isim ve tatbikat çıkış dakikası okuyarak içeri girmeye başladık.

İçeri girdiğimizde tüm paşalar teker teker ayağa kalkarak hem kendilerini tanıttılar. Biz öğrenciler içeri girdiğimizde her birimizde bir heyecan dalgası sardı etrafımızı. Kimimiz elimizi koyacak yer bulamıyor, kimimiz baştan ayağa utançtan kıpkırmızı olduk.

Ben ise fotobiyotik hafızamla etrafımı kontrol etmeye başladım. İlk dikkatimi çekenler bu kadar güvenlik önlemleri varken paşanın küçük bir ihmali nasıl olur diye düşünüyordum ki. Paşalar kendilerini bize tanıttıktan sonra sıra bize geldi. Ama ben kendime hakim olamayarak paşanın yaverine sol cam köşesinde dikkat edilmeyecek bir ışığın yanıp söndüğünü söyledim.

Önce ne dediğimi anlamadı. Tekrar paşamıza bir hitap eder misiniz dediğimde "Lütfen hitap ederken oraya bakın" dedim.

Yaver usulca başını sallayarak gözlerini hiç ayırmadan "Paşam" dediğinde ışığın yine yandığını gördü. Hemen paşanın kulağına fısıldayarak güvenli odaya geçmemizi işaret etti.

Hepimiz hemen ayakkabılarımızı çıkararak ses yapmadan önce rütbesine göre paşalarımız çıktı. Yaverin eşliğinde biz çıktık odadan.

Güvenli odaya gelince paşalar henüz gelmemişti. Teker teker ayakkabılarımızı giydik. Paşaların gelmesini beklerken komutanlığın birden karıştığına şahit olduk. Bu karışıklık ile ne yapmamız gerektiğini bilmezken paşamızın yaveri bizzat gelerek bugün tüm paşaların burada olduğu bilgisinin sızdığını ve köstebeğinde bu dinleme cihazını soktuğunu söyledi.

Ben de "Peki efendim bu dinleyici cihazı ilk gördüm. Nasıl fark edilmedi?" diye sorduğumda "Bu cihaz dünyada sadece 3 adet yapılmış. Olduğu yerin izlerini taşır ve senin fotobiyotik hafızası olanlar fark edebilir" dedi.

"Büyük bir suikastı önlediniz çocuklar. Hepinizi tebrik ederim" ve bana dönerek "Paşamızın bizzat sana söylememi istedi. 'Sana bizzat teşekkür etti ve Türkiye için planlanan tuzağı bozguna uğrattın. Türk milleti bunu unutmaz. Aferin kızım'" dedi.

Ben de hazırola geçerek "Sağol" dedim.

Yaver hepimizi güvenli odadan kalacağımız odamıza götürdü. Burası komutanlarımızın da kaldığı binaydı. Bizler 10'ar kişilik koğuşa geçtik. Biz 10 öğrenci bir koğuşta kalacaktık.