İçeriğe geç

Haname: Yıkılan Dünyanın Varisi

Japonya'da sıkıcı bir gün... Hayattan fazlasıyla bezmiş, ergen bir genç olan Haname, çalıştığı kitapçı dükkanına doğru gitmektedir.

Urna: Dikkatli git oğlum!
Haname: Tamam anne.

Haname (İçinden): Of, yeter artık... Sanki aptalım da dikkatli olmayacağım.
Haname (İçinden): Şimdi sırası değil...

Haname (İçinden): Yameno... Ah, gerçekten çok güzelsin ama ben çok utangacım.

Yameno: Bir şey mi vardı?
Haname: Ah... Ah... Haa... HAYIR!
Yameno (İçinden): Ne garip bir çocuk...

Bay Anderson: Nerede kaldın sen?
Haname: Eee... Patron, yolda bir arkadaşımı gördüm de... Kusura bakma.
Bay Anderson: Tamam, geç içeri. Yeni kitaplar geldi, onları düzenle. Ben çıkıyorum. Sana yiyecek bir şeyler bıraktım, aç kalma.
Haname: Teşekkür ederim Bay Anderson.
Bay Anderson: Bir şey değil evlat.
Bay Anderson (İçinden): Sen babanın emanetisin... Aynı onun gibi inatçısın, ahmak.

Haname: Bu da ne? Neler oluyor?!

Haber Spikeri: KÜRESEL SALDIRI! KÜRESEL SALDIRI! DÜNYA SALDIRI ALTINDA! KAÇIN...!

Minosa: Kaçınılmaz son gerçekleşmek üzere... Umarım herkes hazırdır.
Gizemli Ses: Hahahahaha! Hadi bakalım!

VE İSTİLA BAŞLAR...

Orasu: Dünyada yeterince kahraman var sanıyordum...

Sivil: Yardım edin! Yardım edin!
Sivil: Lütfen yardım edin!
Sivil: Kimse yok mu?! Hayırrrr!

Taneha: Herkes arkama geçsin!
Sivil: Kahramanlar geldi! Kahramanlar geldi!
Sivil: Sadece ikisi mi geldi? Diğer kahramanlar nerede?!

Embaru: Herkesın öldüğünü fark edemeyen salakları kurtarıyoruz yine...
Taneha: EMBARU!
Taneha: Herkes savaşıyor ve kayıplar veriyoruz! En az kayıpla buradan çıkmalıyız. Şimdi beni dinleyin! Biz onları oyalayacağız, siz bu sırada sokağın arkasındaki tünellere koşun!

Taneha: Bunların kim olduğunu kaptan nereden biliyordu?
Embaru: Bilmem, ona mı sorsan ahmak?
Taneha: Sinirimi bozuyorsun...

Haname: Aman Tanrım... Ne yapacağım, ne yapacağım?!
Haname: ANNE...!

Haname bütün gücüyle evine doğru koşar. Bunu yaparken gördüklerine şok olmuştur; bütün uzaylılar insanları bir bir katlediyordur.

Haname: Tanrım, Tanrım... Lütfen, lütfen!

Haname evine vardığında büyük bir sessizlik hakimdir. Kapıyı açık görünce gizlice eve girer.

Urna: AHHHHH! HAYIR, BIRAK!

Haname’nin gördüğü şey karşısında dili tutulmuştur. Uzaylı, annesini tek koluyla yukarı kaldırmış ve öldürmek üzeredir. Haname eline geçirdiği ilk aletle arkasından yaklaşır ve yaratığın kafasına geçirir.

Büyük bir patlama sesi duyulur ama hiçbir şey olmaz. Haname’nin annesi Urna, vahşice öldürülür. Haname’nin göz bebekleri büyür, yüzünde koskocaman bir acı belirir.

Uzaylı, Haname’yi de aynı şekilde yukarı kaldırır. Haname ölmek üzeredir. Ölmek üzereyken bütün hayatı gözünün önünden geçer. Annesiyle mutlu anları, beraber yaptıkları, yapamadıkları... Haname gözyaşları içerisindedir.

Ve tam o anda, büyük bir patlama gerçekleşir!


5 YIL SONRA

Gözler yavaş yavaş açılır.

Gizemli Kadın: Doktor! Doktor, uyandı!

Büyük bir baş ağrısı ile etrafındaki olan bitenleri anlamaya çalışan Haname, şaşkındır. Neredeyse tüm hastane Haname’ye bakıyor, Haname de onlara bakıyordur.

Doktor: Adın ne?
Haname: ...?

Haname konuşamıyor ya da konuşmuyordur. Bunu fark eden doktor onu zorlamaz ve olup bitenleri anlatır.

Doktor: 5 yıl önce bir istila gerçekleşti ve dünya nüfusunun yüzde 98'i öldü. Yasneko olarak adlandırılan grubun da yüzde 40'ının öldüğü tahmin ediliyor.

Haname doktorun bu söylediklerini dinlerken bir yandan kafasını yana çevirir ve şoke eden manzara ile karşılaşır; her yer neredeyse yok olmuştur. Gözlerinden yaşlar süzülür.

O sırada hastane içerisinde gizemli bir kişi daha vardır. Haname ona dönünce doktor durumu açıklar.

Doktor: Ah, evet Haname. Bu beyefendi seni evindeki patlamadan kurtaran kişi, Bay Sanjeku.

Siyah gözlükleri ile Haname’ye bakan Sanjeku ayağa kalkar, yavaşça yaklaşır ve onun alnına dokunur. Haname neden böyle bir şey yaptığını anlamaya çalışırken Sanjeku seslenir.

Sanjeku: Hatırlıyor musun?

Haname neden bahsettiğini anlamaz, zaten konuşamadığı için tepki de vermez. Sanjeku bir daha sorar.

Sanjeku: Hatırlıyor musun?

Tekrar tepkisiz kalan Haname neyden bahsettiğini anlamaya çalışırken bir anda hatırlamaya başlar.


5 YIL ÖNCE - İSTİLANIN GERÇEKLEŞTİĞİ GÜN

Haname eve koşuyor. Ailesinin katledildiğini görüyor. Sopasıyla saklanıyor. Darbesi işe yaramıyor. Boğazından yukarı kaldırılıyor. Geçmişi gözünün önüne geliyor... Ve gözyaşlarıyla birlikte öfke krizine girip 30 metrekarelik alandaki her şeyi patlatıyor!

O sırada insanları kurtarmaya çalışan Sanjeku, önüne gelen Yasnekoları perişan ederken çok güçlü bir aura hissediyor. Patlama anına birebir şahit olduğunda Haname’nin gözleri parlıyordur. Gözlerinde yaşla yanındaki her şeyi yok eden Haname, Sanjeku’yu gördüğü anda bayılıyor. Ve sonrası, hastaneye yolculuk...


GÜNÜMÜZ

Haname olup biteni anladığında, Sanjeku da onun her şeyi hatırladığını fark eder. Bir şey söylemek istermiş gibi bir bakış atar ki bu bakışı atması zaten mantıksızdır, çünkü Haname konuşamıyordur.

Doktor: Hadi onu biraz yalnız bırakalım, biraz dinlenmesi lazım.

Haname uyur. Aniden dışarıdan patlama sesleri yükselir.

Sivil: Kaçın, kaçın! Buldular, Yasnekolar geld—!

Sanjeku hemen Haname’nin yanına gidip onu kaldırır.

Sanjeku: Kaçmalıyız ufaklık.

Haname kafasını sallar. Sanjeku ona saldıranları keserken arkalarında bir patlama belirir. Bu, doktorun yanındaki hemşiredir.

Gizemli Kadın: Bu taraftan!

Oraya doğru koşan ikili sonunda kaçmayı başarır.

Sanjeku: Sen de kimsin?
Gizemli Kadın: Ben... Ben... Bunun bir önemi yok, yaralarınıza bakmalıyız.
Sanjeku: Kim olduğunu açıklamazsan, uzaylılardan daha büyük bir problemin olacak!

Ortalık bir anda gerilir. Gizemli kadın silahını kılıfına sokup konuşmaya başlar.

Hanamura: Ben Hanamura, seni lanet olası keçi! Ben buraya Haname’nin iyiliği için geldim.
Sanjeku: İyiliği mi?

Sanjeku içinden, "Acaba çocuğun özel gücünü biliyor mu?" diye geçirir.

Hanamura: Evet, iyiliği. O çocuğa 5 yıldır ben bakıyorum ve şimdi de bakmaya geldim.

Hanamura’nın Haname’ye bir çocuk gibi özenle baktığı, onu temizlediği ve o dinliyormuş gibi sohbet edip dertlerini, mutlu anlarını anlattığı anlar gösterilir. Bunu duyan Haname ve Hanamura göz göze gelir.

O sırada içeri Yasnekolar tarafından bir bomba atılır. Sanjeku bombayı karşılayıp Haname’yi köşeye iter. Birden çok Yasneko ile savaşan Sanjeku, Hanamura’ya bağırır.

Sanjeku: GÖTÜR ONU! SİZE YETİŞECEĞİM!

Haname ve Hanamura kaçar. 10 dakika sonra köşeye sıkışırlar. Hanamura, Haname’nin elini tutar.

Hanamura: Elveda Ranju...

Haname, gözyaşları içerisindeki Hanamura’ya bakarken ikisi de gözlerini kapatır. Ve tam o anda Sanjeku gelir. Hanamura'ya döner.

Sanjeku: O kadar da sert değilmişsin.

Sanjeku hemen Yasneko’nun icabına bakar. Haname, Hanamura’ya bakıp "Ranju" kelimesini düşünürken, Hanamura Sanjeku’ya cevap verir.

Hanamura: Hiç de bile! Geleceğini gördüm, rol yapma yeteneğimi geliştiriyordum.
Sanjeku: Ha ha ha! Elbette... Gözyaşların o kadar fazlaydı ki bunu Tanrı bile görmüştür.

Oradan ayrılan ekip, birlikte yeni bir yer aramak üzere yola koyulur.

Sanjeku: Sen neden bizimle geliyorsun?
Hanamura: Bunu ben de sana sorabilirim. Haname’nin nesisin? Ah, evet, tahmin etmiştim... HİÇBİR ŞEYİ!

Sanjeku Haname’ye bakar ve gerçekleri herkesin içinde söyler.

Sanjeku: Bu çocuk özel. O, dünyayı kurtarabilir.
Hanamura: Ne? Kafayı falan yedin herhalde, o sadece bir çocuk.

Haname, Hanamura’ya bakınca kadın hemen düzeltir.

Hanamura: Ahh, pardon... Genç demek istedim.
Sanjeku: O günü hatırlıyorsun değil mi? Göster gücünü ona!

Haname elini yukarı kaldırır ama hiçbir şey olmaz.

Hanamura: HA HA HA! Gerçekten kafayı bir yere vurmadığına emin misin?
Sanjeku: HEY! HADİ, GÖSTER ONA UFAKLIK!
Hanamura: Hey, ne yapıyorsun?!

Haname’nin gözünden yaşlar gelir ve hızla kaçmaya başlar. Hanamura ve Sanjeku onu kovalarken aralarında bir konuşma geçer.

Hanamura: Sen tam bir aptalsın.
Sanjeku: Biliyorum.

Sanjeku üzülmüştür ve Hanamura bunu fark eder. Sanjeku, kurtarılmayı bekleyen eşi Ana’yı düşünüyordur.

O sırada Haname koşar, koşar ve ayağı takılıp düşer. Önünde bir Yasneko vardır ve insanları arıyordur. Haname saklanır, nefes bile almaz. O esnada Sanjeku ve Hanamura onu daha hızlı bulmak için ayrılmıştır.

Sanjeku: Onu bulmalıyız, dağılalım!
Hanamura: Tamam, iyi fikir.

Yasneko arama yapmaya devam ediyordur. Haname sessizce beklerken yanından küçük bir köpek yavrusu geçer ve Yasneko’ya doğru yürür. Haname içinden "Gitme, gitme!" diye bağırarak peşinden gider. Yavru köpek gider ve ölür. Yasneko o sırada Haname’yi fark eder ve ateş eder.

Tam o sırada Hanamura araya girer ve kolundan vurulur. Haname’yi oradan az da olsa uzağa kaçırır. Haname kadının yarasına bakarken Hanamura konuşur.

Hanamura: Bir şeyim yok, iyiyim Ranju... Özür dilerim Haname. O... O benim ölen çocuğumun ismi. Aslına bakarsan ona çok benziyorsun. O yüzden mi bilmem ama sana bakmak benim görevimmiş gibi hissetmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Yasneko’nun sesi yaklaşmaktadır. Hanamura ağlamaya başlar.

Hanamura: Galiba buraya kadarmış, he Haname? Eğer cennet diye bir yer varsa Ranju’yla iyi vakit geçireceğinize eminim. Ona benden selam söyle ve ona kocaman sarıl...

Hanamura bunları söylerken Yasneko silahını onlara doğrultmuştur. Ateş etmeden önceki son 5 saniye... Haname yine yoğun duygularla dolmuştur. Hanamura’ya bakınca aklına katledilen ailesi gelmiş, onu annesine benzetmiştir.

Ateş etmeden bir saniye önce Sanjeku olay yerine gelir.

Sanjeku: Hadi ufaklık, hadi! Seni koruyacağıma yemin ederim!

Sanjeku, Haname gücünü keşfetsin diye bilerek onu hemen kurtarmaz. Ve Haname, içindeki bütün duyguların ağırlığıyla patlar!

Sanjeku hemen ileri atılır; kalkanıyla Hanamura ve Haname’yi korur. Hanamura gözünü açtığında, 30 metrelik alan içerisindeki her şeyin yok olduğunu görür. Şaşkınlıkla Sanjeku’ya bakar. Sanjeku, Haname’ye bakıp Hanamura’ya döner.

Sanjeku: Sana söylemiştim... O, dünyayı kurtarabilir.

İSTİLANIN İLK GÜNÜ - UZAYDA YASNEKOLARIN LİDERİ GENRA

Genra: Şu karıncaları yok edin de zaferimizi kutlayalım!

O sırada arkadan deli dolu, ürkütücü bir ses yükselir. Bu ses, Yasnekoların bile kendi içinde sevmediği ama yüksek gücü ve akli dengesinin bozuk olması sebebiyle bir şey diyemedikleri Vichibe’ye aittir.

Vichibe: Ne kadar güzel! Ölüm, öldürmek, ölümcül... Ben de istiyorum, ben de!
Genra: Sinirimi bozuyorsun, konuşmamı bir daha bölme!
Vichibe: Neeee? Konuşmanı mı?

İkili birbirine bakarken ortam bir anda gerilir. Tam o esnada, Yasnekoların en zekisi olarak adlandırılan Orasu yanlarına yaklaşarak söze girer.

Orasu: Efendim, saldırı başladı. Fakat insanlar karşı koymaya çalışıyor.
Genra: Lanet karıncalar direniş mi gösteriyor? Ha ha ha!

Genra ne yapacağını düşünürken Vichibe’ye bakar ve ardından Orasu’ya döner.

Genra: Orasu, Vichibe’yi de al ve dünyaya in!
Vichibe: Neeee? Ben neden gidiyorum?
Genra: Az önce gitmek istiyordun, az önce!
Vichibe: O az önceydi!

Ortam tekrar gerilirken Orasu hızlıca düşünüp araya girer.

Orasu: Hey, bahse varım ben senden daha fazla insan öldürürüm.
Vichibe: Neeee?!
Orasu: Ha ha! Demek korktun, tamam.
Vichibe: Ahhhh! Tamam geliyorum ama beni durdurman gerekecek! Ha ha ha!

Ve iki tehlikeli yaratık dünyaya doğru inişe geçer.


O SIRADA DÜNYA KAHRAMANLAR BİRLİĞİ ELDANS'TA

Zen: Efendim, dünya atmosferine çok güçlü bir şey geliyor!

Eldans’ın en güçlüsü Minosa, ekranların karşısındadır. Yumruğunu sıkıp iç çeker.

Minosa: Demek başlıyor...

Odaya birliğin diğer üyeleri de girer.

Taneha: Ne başlıyor?
Embaru: Gidebilir miyim, gidebilir miyim? Savaşmak istiyorum!
Sivil Görevli: Efendim, saldırı başladı!
Minosa: Taneha, Embaru... Olabildiğince çok insanı kurtarın.

Minosa içinden, "Bugünün geleceğini görmüştüm ama çok erken oldu," diye geçirir. Ardından tüm dünyaya aynı anda seslenir.

Minosa: Bu bir acil felaket uyarısıdır! Dünyamız istila halinde. Gücü olanlar olabildiğince çok insanı kurtarsın!

Ve felaket başlar. Dünyada bulunan kahramanlar birer birer ölüyordur, tam bir kan gölü vardır. İstila sonrasında nüfus hızla erimektedir ve sayı her saniye düşmektedir. Kalan kahramanların ve insanların can verdiği o korkunç anları bir kişi uzaktan izlemektedir.

Bu karakter, Eldans’ın 4. üyesi olan ve psişik güçlere sahip Zanya’dır. Minosa onun yanına yaklaşır.

Minosa: Zanya, iyi misin?
Zanya: Demek erken oldu...
Minosa: Evet. İnsanların bize ihtiyacı var, herkesi çağır.
Zanya: Hira’yı bile mi?
Minosa: Özellikle onu!

Hira, eski bir Eldans üyesidir. Gücü Minosa’nın sadece bir tık düşüğüdür ama diğer tüm üyelerden kat kat güçlüdür. Geçmişte Minosa ile ettiği büyük bir kavga nedeniyle Eldans’tan ayrılmıştır.


GÜNÜMÜZ

Haname, Sanjeku ve Hanamura yıkıntılar arasında yürümektedir.

Hanamura: Biz tam olarak nereye yürüyoruz?
Sanjeku: Neden?
Hanamura: Ne demek neden? Salak mısın sen?
Sanjeku: Of, tamam... Bir tanıdığım var. Haname’nin konuşamama problemini çözebilir.
Hanamura: Ne kadar var? Yoruldum.
Sanjeku: Beni uyuz ediyorsun.

Embaru: Çok kolay, çok kolay, çok kolay! Biraz zorlayın!
Taneha: Odaklan Embaru, çok fazlalar!
Embaru: Kiminle konuştuğuna dikkat et Taneha! Hey, şaka yapıyorum.
Taneha: Tam bir baş belası...


GÜNÜMÜZ - KORUNAKLI BÖLGE

Ekibimiz nihayet hedefine ulaşır.

Sanjeku: Neredeyse geldik. Çok fazla dikkat çekmeyin, özellikle sen Hanamura.
Hanamura: Nasıl yani, ne alaka?
Sanjeku: Biraz bağnaz bir topluluğun içine gireceğiz. Dikkatleri üstüne çekmen işimizi zora sokar.

Hanamura bu laf üzerine utanır. Bölgenin girişinde bir gardiyan yollarını keser.

Gardiyan: Kimsiniz?
Sanjeku: Filow’u görmeye geldik.
Gardiyan: O burada değil.
Sanjeku: Buradan çıktığını hiç görmedim.
Gardiyan: Eldanslı mısın sen?

Gardiyan silahını doğrultur. Yumruğunu sıkan Sanjeku ne yapacağını düşünürken içeriden Filow gelir. Filow eski bir Eldanslıdır ama ayrılışı çok sert olduğu için Eldanslıların bu bölgeye girmesi tamamen yasaktır. Ancak Sanjeku, Eldans’ta çok kısa süre yer almış ve itibarı yüksek biridir; Filow’un görüştüğü tek kişidir.

Filow: Heyy, eski dostum!
Sanjeku: Naber bunak?
Filow: Gelmek için dünyanın sonunun gelmesini beklemen bu yaşlı adamı üzdü.
Sanjeku: Dünya küçük derler.
Filow: Ha ha ha! Her zamanki formundasın. Arkadaşlarını da getirmişsin, geçin bakalım.

Filow gardiyana döner.

Filow: Bu Sanjeku, kendisi benim yakınımdır. Bir daha böyle bir şey olmasın.
Gardiyan: Bilmiyordum efendim, kusura bakmayın.
Hanamura: Geçebilir miyiz artık? Acıktım.

Sanjeku, Hanamura’ya ters bir bakış atar. Filow ise neşeyle güler.

Filow: Ha ha ha! Küçük hanıma yemek getirin hemen. Kızına da getirin.
Sanjeku: O erkek Filow.
Filow: Ne? Ah, özür dilerim çocuk. Yaş aldıkça görmek zorlaşıyor.

İçeri, büyük malikaneye geçerler.

Sanjeku: Çoğu yer harabe. Burayı nasıl korudun ihtiyar?
Filow: Uzun zaman önce küçük bir çocuğu korumam altına aldım, onun eseri.
Sanjeku: Bunu bir çocuk mu yapıyor yani?
Filow: Evet. Çağırayım da bir tanışın. Tena, gelir misin?

İçeri Tena girer. Tena 15 yaşında, ailesini 8 yaşındayken kaybetmiş, zarif görünümlü ama son derece sert bir kız çocuğudur.

Tena: Evet, usta?
Filow: Karşında gördüğün adam seninle tanışmak istedi. Kendisi benim eski bir yakınım.
Sanjeku: Merhaba ufaklık. Yapmış olduğun büyü beni çok etkiledi. Filow bunun küçük bir kızın eseri olduğunu söyleyence çok şaşırdım.
Tena: Neden şaşırdın? Kız olduğum için mi?
Sanjeku: Ah, hayır, yanlış anladın...

Sanjeku afallarken Hanamura kahkahayı basar.

Hanamura: Ha ha ha! Yürü be kızım!

Tena, Hanamura’ya da soğuk bir bakış atar ve ardından Haname ile göz göze gelir.

Tena: Sen ne bakıyorsun? Konuşsana, dilini mi yuttun?

Sanjeku hemen araya girer.

Sanjeku: Ah... Aslında biz de bunun için buraya geldik ihtiyar. Bu Haname. Kendisinin gücü istila sırasında uyandı ve geleceğimiz için fazlasıyla önemli. Ama travma sonucu konuşma yetisini kaybetti. Bunu çözmemiz lazım, aklıma bir tek sen geldin.
Filow: Ne? Bu çocuk mu güçlü? O kadar da yaşlanmadım Sanjeku, bu çocukta gücün zerresi yok.

Haname’nin gücü aktif değilken en büyük ustalar bile onu tamamen normal bir çocuk sanmaktadır. Gücü dışarıya hiçbir iz bırakmıyordur.

Sanjeku: Onu ben de anlayamadım Filow. Sen anlarsın diye düşünmüştüm. Gücünü iki kez gördüm ama kullandıktan sonra herhangi bir iz bırakmıyor.
Tena: Sen ne kadar güçlüsün ki? Ustam göremediyse zaten sen göremezsin.
Filow: Tena! Saygısızlık etme.
Tena: Ama usta, saygısızlık yapan o! Sen eski bir Eldanslısın.
Filow: TENA!

Filow yavaşça boynunu sıyırarak eski, derin bir yarayı gösterir.

Filow: Bu yarayı bana açan kişi Sanjeku’ydu.

Odadaki herkes şok olmuştur. Tena anında büyü gücüyle saldırmaya hazırlanır. Sanjeku tam ağzını açacakken Filow bastonunu sertçe yere vurur.

Filow: YETER DEDİM!

Bütün malikane anında Filow’un muazzam aurası ve büyüsü altında ezilir. Sanjeku bile şaşırmıştır.

Sanjeku: Hala çok güçlü olduğunu biliyordum.
Filow: Kusura bakmayın çocuklar... Konuklarımızdan özür dile Tena.
Tena: Özür dilerim...
Sanjeku: Her neyse, dediğim gibi bu çocukta büyük bir potansiyel var Filow. Yardım eder misin?
Filow: Dediğim gibi bir güç hissetmiyorum ama sen diyorsan bir şey olmalı.

Filow yavaşça Haname’nin yanına yaklaşır ve bastonuyla alnına dokunarak zihnine girmeye çalışır. Tam o esnada içine çok kötü bir his doğan Sanjeku bağırır:

Sanjeku: Kalkan büyüsünü Haname’ye odakla!
Tena: Ne? Neden öyle bir şey yapayım?
Sanjeku: Gücü patlama üzerine! İçimde kötü bir his var, hemen yap!
Tena: Ustam böyle bir şeyi tetiklese bile onun zihnini durdurur. Ayrıca böyle saçma bir şey yaparsam buranın gizleme büyüsü bozulur ve görünür hale geliriz. Bu riski alamam!
Sanjeku: HEMEN DEDİM!

Sanjeku ilk kez bu kadar çok sinirlenmiştir. Onun bu öfkesinden korkan Tena, çaresizce kalkan büyüsünü yapmaya başlar.

O sırada Haname’nin anılarına bakan Filow, çocuğun acıyla dolu zihniyle karşı karşıyadır. İçerideki acı ve öfke o kadar büyüktür ki, Haname daha fazla dayanamayıp aşırı yüklenir ve patlar!

Sanjeku: Herkes dikkatli olsun!
Tena: Tamam, haklı çıktın ama bu kalkanı kırması mümkün değil!

Fakat Haname öyle bir güçle patlar ki, Tena'nın "kırılmaz" dediği kalkan tuzla buz olur. Patlamanın şiddeti odadaki herkesi dört bir yana savurur. Sanjeku, havada savrulan Hanamura’yı son anda yakalar. Hanamura’nın yüzü kıpkırmızı olur.

Hanamura: Bırak beni!

Hanamura hemen kendini geri çeker ama kısık bir sesle de olsa teşekkür etmeyi ihmal etmez. O sırada doğrulmaya çalışan Tena korkuyla bağırır.

Tena: USTA! İYİ MİSİN?!

Bastonuna tutunarak ayağa kalkan Filow, büyük bir şaşkınlık ve dehşet içerisindedir.

Filow: Bu çocuk... Bu çocuğun zihni tamamen karanlık içerisinde! İnanılmaz bir gücü var...

Herkes aldığı bu cevapla şoke olurken, Haname olan bitenden habersiz, etrafına saf saf bakıyordur. Tam o anda Sanjeku’nun aklına en kötü ihtimal gelir ve panikle Tena’ya döner.

Sanjeku: HEY! Gizleme kalkanını yeniden aktif ettin mi?!

Ancak artık çok geçtir. Bölgeyi koruyan gizleme büyüsü patlamanın etkisiyle tamamen yok olmuştur. O anda dışarıda büyük bir kriz başlar; Yasnekolar korumasız kalan malikaneyi açıkça görmüşlerdir.

Ve büyük saldırı başlar!