Eski cemiyet hayatının zarif gölgesinde yetişmiş, eskilerin "asil", yenilerin ise "gün görmüş" diye saygıyla andığı bir ömrün hikâyesidir bu.
Hayatın en yalın, en can yakıcı zorluklarıyla yoğrulmuş; ama aynı zamanda hafızanın en kuytu köşelerinde saklanan o büyülü, güzel anılarla çiçeklenmiş bir yaşamın perdesini aralıyoruz. Bu sayfalarda, sadece geçmişin tozlu raflarında kalanlar değil, hayatın tam kalbinden süzülüp gelen, yaşanmış ve yaşandıkça olgunlaşmış gerçek hikâyeler gün yüzüne çıkıyor.
Aslında bu roman, pek çok insanın zihninden geçen, kalbinde hissettiği ama bir türlü kelimelere dökemediği ortak duyguların, çok daha derin, anlamlı ve dışa dönük bir yansımasıdır. Hep birlikte, kendi duygularımızın ve düşüncelerimizin aynı potada eriyip sentezlendiği, içsel bir yolculuğa çıkıyoruz.
Umarım satırlar arasında gezinirken ve hayal dünyanızı bu hikâyenin ışığıyla aydınlatırken, ruhunuzda hem derin bir zevk hem de tarifsiz bir mutluluk hissedersiniz.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim…