İçeriğe geç

5. Bölüm : Dedemin Sakladığı Gerçek

“Sandığı bana verin.”

Kapının önünde duran yaşlı adamın sesi evin içinde yankılandı.

Arya, karşısındaki adama inanmakta güçlük çekiyordu. Yıllardır öldüğünü sandığı dedesi, şimdi tam karşısındaydı. Yüzü eskisinden daha yaşlı, saçları bembeyazdı. Ancak gözleri hâlâ aynıydı. Arya çocukken kendisine masallar anlatan, geceleri yıldızları gösterip gökyüzündeki şekilleri öğreten dedesinin gözleri…

“Dede?” diye fısıldadı Arya.

Adam bir an sustu. Bakışları Arya'nın yüzünde dolaştı. Sonra gözleri, masanın üzerindeki sandığa kaydı.

“Büyümüşsün,” dedi. “Seni son gördüğümde henüz bu soruların peşine düşecek yaşta değildin.”

Arya'nın içinde yıllardır biriken sorular bir anda öfkeye dönüştü.

“Sen öldün dediler! Neden hiç gelmedin? Neden bizi terk ettin? Ve neden şimdi sandığı istiyorsun?”

Dedesi başını eğdi.

“Çünkü sandığın açılmaması gerekiyordu.”

“Çok geç kaldın,” dedi Arya. “Sandığı zaten açtık.”

Yaşlı adamın yüzündeki ifade değişti. İlk kez gerçekten korkmuş görünüyordu.

“İçindeki mektubu da okudun mu?”

Arya cevap vermedi. Dedesi onun sessizliğini görünce gözlerini kapattı.

“Demek sonunda başladı…”

“Ne başladı?” diye sordu Arya. “Göbeklitepe'de ne var? Büyük dedem neden bunları araştırıyordu? Cemal kim? Ve mektupta neden sana güvenmemem gerektiği yazıyor?”

Dedesi yavaşça içeri girdi ve kapıyı kapattı.

“Bütün cevapları bu gece veremem. Ama bilmen gereken ilk şey şu: Büyük deden Göbeklitepe'de yalnızca eski taşları araştırmıyordu. O, taşların arasına gizlenmiş bir işaret dizisinin peşindeydi. Bu işaretler, geçmişte yaşanmış ve insanların unuttuğu bir olaya işaret ediyordu.”

Arya sandıktan çıkan üç iç içe daireyi gösterdi.

“Bunlar mı?”

Dedesi başını salladı.

“Üç daire… Geçmiş, hafıza ve henüz bulunmamış olan şey. Büyük deden bu anlamları çözmeye yaklaştı. Ama son işareti bulduğunda her şey değişti.”

“Ne oldu ona?”

“Kayboldu.”

“Sen de mi kayboldun?”

Dedesi bir süre sustu. Sonra sandalyeye oturdu.

“Ben onu aramaya gittim. Döndüğümde ise kimseye anlatamayacağım bir şey öğrenmiştim. O günden sonra bazı insanlardan saklanmak zorunda kaldım.”

Arya'nın kalbi hızla çarpıyordu.

“Kimlerden?”

Dedesi cevap vermek yerine sandıktaki pirinç anahtarı eline aldı. Anahtarın üzerindeki ince çizgileri parmaklarıyla takip etti.

“Bu anahtar, bir kapıyı açmak için yapılmadı,” dedi. “Bir işareti tamamlamak için yapıldı.”

Arya şaşkınlıkla ona baktı.

“Nasıl yani?”

“Göbeklitepe'deki ilk taşın karşısında bir sembol var. Büyük deden o sembolün eksik parçasını bulduğunu düşünüyordu. Bu anahtar, o parçanın yerini gösterebilir.”

Tam o sırada Arya'nın gözü dedesinin sağ eline takıldı. Başparmağının yanında, birbirine paralel üç ince yara izi vardı.

Arya kendi bileğine baktı.

Doğuştan beri taşıdığı üç çizgili doğum lekesi, dedesinin elindeki izlere şaşırtıcı derecede benziyordu.

“Dede… Bu izler ne anlama geliyor?”

Yaşlı adam elini hemen geri çekti.

“Bunu şimdi konuşmayacağız.”

“Hayır!” dedi Arya. “Artık hiçbir şeyi benden saklayamazsın!”

Dedesi ayağa kalktı. Birkaç saniye boyunca torununa baktı. Sonunda cebinden katlanmış, sararmış bir kâğıt çıkardı.

“Bunu sana daha erken vermeliydim.”

Arya kâğıdı açtı. Üzerinde Göbeklitepe'nin eski bir çizimi vardı. Çizimin altında el yazısıyla tek bir cümle bulunuyordu:

“İkinci kapı, yalnızca ilk işaretin gerçek sahibine açılır.”

Arya başını kaldırdı.

“Gerçek sahibi kim?”

Dedesi tam cevap verecekti ki evin dışından bir ses geldi.

Bir araba kapısı kapanmıştı.

Ardından hızlı ayak sesleri duyuldu.

Dedesi pencereye yaklaşıp perdeyi araladı. Sokağın karşısında siyah bir araç duruyordu. Farları kapalıydı. İçeride birinin oturduğu belli oluyordu.

Yaşlı adamın yüzü bembeyaz kesildi.

“Bizi bulmuşlar.”

Arya sandığı kapatmaya çalıştı.

“Kim bunlar?”

Dedesi ona döndü.

“Cemal'e ne olursa olsun güvenme demiştim. Ama sana söylemediğim bir şey daha var.”

“Ne?”

“Cemal bu sırrı arayan tek kişi değil. Üstelik sandığı yıllar önce bulan kişi de büyük deden değildi.”

Arya'nın eli sandığın kapağında dondu.

“Peki kim buldu?”

Dedesi cevap vermeden önce kapının altından içeriye bir kâğıt sürüldü.

İkisi de aynı anda kâğıda baktı.

Arya eğilip kâğıdı aldı. Üzerinde yalnızca iki satır yazıyordu:

“Dedenin anlattıklarının hepsi doğru değil.”

“Gerçek hikâye, onun kaybolduğu gece başladı.”

Arya yavaşça başını kaldırdı.

Dedesi kapıya bakıyordu. Yüzünde, yıllardır sakladığı bir sırrın ortaya çıkmak üzere olduğunu bilen bir insanın ifadesi vardı.

Sonra Arya'ya yaklaştı ve neredeyse duyulmayacak bir sesle konuştu:

“Bana bir kez olsun güvenmeni istiyorum. Çünkü bu gece öğreneceğin gerçek, yalnızca geçmişimizi değil, kim olduğunu da değiştirebilir.”

Dışarıdaki araba çalıştı.

Farlar bir anda yandı.

Ve telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

“Göbeklitepe'ye gitme. İlk kapıyı açarsan ikinci kapı seni bulacak.”

Arya ekrandaki mesajı okudu. Ardından masanın üzerindeki anahtara baktı.

Artık geri dönmek mümkün değildi.