Sabah ayrı akşam ayrı hayatı olan bir kızım. Hayatım boyunca hiç gerçek arkadaşım olmadı. Her şeyim roller bağlı oluyor insanların duymak istediklerini söylüyorum ve kazanıyorum, sonları oluyorum. Çoğu zaman kimseye güvenmem işim gereği ailemin bile bilmediği bir hayat yaşıyorum ve onlar için endişeliyim hem de her saniye...
Lise son sınıfım adım Sibel namı değer Venin dedemin bana uygun gördüğü takma ismim. Kendimi bildim bileli dedemle çalışırım ve bana orta okulda ilk görevimi verdi zehirlerle aram iyi tabi benim gerçek gücüm diğer insanlardan daha güçlü olmam ama bunu kontrol etmeyi öğrenmeye başladığımdan beri kullanmıyorum.
dedem çok eskiden anneannemi annesini babasını ve anneannemin anne ile babasını kötü adamlar tarafından kaybetmiş ama suçlarını kapatan güçlü adamlar bu büyük yarattıkları katliamdan kurtulmuşlar fakat dedemin zulmünden kurtulamadılar. dedem hepsini yok etti hem de hiçbir iz bırakmadan. Ardından bir şirket kurdu Nemesis Enerji bu öyle basit bir enerji şirketi değil evet bu şirket yenilenebilir enerji şirketi ve geliri büyük fakat altındaki sistem baş döndürücü, ben burada büyüdüm .
Ailem bunu bilmiyor aslında bende bilmeyecektim ama dedem bendeki gücü ben çocukken fark etti ve gizli üslerini de bulmamla beni çalıştırmaya başladı. Annem ve babam bunu fark etmediler çünkü bizimle pek ilgilenmiyorlar ama her hafta sonu ailecek yemek yeriz o süre zarfında ise farklı bir Sibel ile karşılaşıyorlar. Asla kendim olmadım kendim olmak nasıl bilmiyorum.
Şuan ki görevim ise gayet basit bu görevi Liseye başladığımdan beri sürdürüyorum büyük bir çetenin oğlu güçlü genç varis ile aynı okulda aynı sınıftayım hatta yanında oturuyorum onu evine gidip ona matematik öğretiyorum, onu takip ediyorum her saniye. Bu okul özel bir okul buraya girmem zor olmadı notlarım çok iyi istediğim herhangi bir liseye girebilirim ama buraya girmem gerekti.
varisin babası ve dedesi insan kaçakçılığı, insan öldürme, yasaklı madde satma ve kullanma bu işledikleri suçlarla pek çok aile mahvoldu dağıldı ve öldü onları öldürmek için can atıyorum.
Uzun zamandır güçlü varis Arası takip ediyorum ona her zaman belirlediğim kafede matematik dersi veriyordum ama bugün beni evine davet etti. Tabi ki de onu kıramam.
Saat beş ayağa kalktım ve kardeşimi kaldırmak için odasına gittim ama kapı kitliydi kapıya vurdum ama açan olmadı. Seslendim ama cevap vermedi kapının kitlenmesinden hoşlanmaz çünkü hava yağmurlu ve gök gürlüyordu. En sonunda dayanamayıp kapıyı kırdım...
Vücudum kaskatı kesildi gözlerim istemsizce doldu normalde hiç ağlamam ama o görüntü beni yıktı kardeşim yatakta yatıyordu masumdu saftı temizdi ama şimdi her yeri kan içindeydi nefes almıyordu ağlamıştı ona yaklaştım yüzüne sıçrayan kanı sildim o an kan ter içinde kalktım.
Kabustu kabuslarım artmıştı ama bu seferki çok fazlaydı aya kalktım ve yüzümü yıkadım kardeşimi görmeye gittim yatağında horlayarak yatıyordu saat beş olmak üzereydi annem ile babam iş gezisindeydi çöpleri toparladım ve koşu için giyinip çıktım evin arkasına gidip çöpleri attıktan sonra koşuya çıkacaktım çöpe yaklaştığımda bir kızın sesini duydum ve adımlarımı hızlandırdım.
hava aydınlık değildi karanlık sokakta beş adamın bir kızı sıkıştırdığını gördüm. Sesleri sertti, kahkahaları ise kirli. Beni fark ettiler kız titriyor ve yalvarıyordu gözlerindeki yaşlar yanaklarından süzülüyordu ve yaptığım işe daha fazla bağlanmamı sağlıyordu çöpü sakince çöp kutusuna attım. Adamlara dönerken "Onu rahat bırakın, gücünüz yok da bu kıza mı sataşıyorsunuz?" dedim sesim net ve kararlıydı geri çekilecek değildim.
Adamlar güldü ve küçümseyen gözlerle baktılar biri sanki bana inat kıza sert bir tokat attı kızın dudağından yavaşça kanın aktığını gördüğüm o anda öfkeden gözlerim bulanıklaştı korktuğum başıma geldi sert bir sesle "Madem öyle bugün ki antrenmanımı burada yapacağı..."
Yavaşça attığım adımlarımı hızlandırdım ve önümdeki adama yumruğumu geçirdim sendeledi ve ağzını tutu güldüm kızın kolundan tutup geriye doğru ittirdim anılacak olacak ki yavaşça geri çekildi. biri bıçağını çıkardı ilk hamleyi de o yaptı hamlesini anladım bileğini kavrayıp ters çevirdim, bıçak yere düştü, diğeri üzerime atladığında bacağına vurdum ve kemiklerinin çatırdadığını hissettim ayağa kalkamazdı, dövüş sesleri karanlıkta yankılanıyordu. Sayıca üstün olmalarını avantaj olarak görmelerine rağmen kaybettiler. En sonunda hepsi yerdeydi kimisi inliyor kimisi kaçmaya çalışıyordu kıza yaklaştım yavaşça bir adım geri çekildi korkuyordu. "Yeni misin seni hiç görmedim?" dedim gözlerindeki korku şaşkınlıkla rahatlama arasında gidip gelir gibiydi. Gülümsedi "Dün annem ve babamla taşındık." bel çantamdan peçete çıkardım ve dudağındaki kanı silerken,
"Nereye gidiyorsun?" diye sordum başta irkildi ama hemen kendisini düzeltti.
"Şu ilerideki kafeye gidiyorum orada yarı zamanlı çalışıyorum." Kanı sildim ve kafamı olumlu anlamda salladım.
"Tamam bende koşuya çıkmıştım senide bırakırım." gülümsedi ve kafasını salladı. beraber kafeye kadar yürüdük konuşkandı. Ailesi dediği kişiler Babaannesi ve dedesiymiş yarı zamanlı işi de teyzesi ayarlamış o konuşurken sadece onu dinledim sanki buna ihtiyacı varmış gibiydi kafeye vardığımızda
"Ben genelde buradan çikolatalı pasta alırım burası iyidir. Fakat karanlık sokaklara dikkat etmelisin numaramı al bir şey olursa ararsın." Gülümsedi numaramı verdim ve gülümseyip oradan uzaklaştım bir saatlik koşudan sonra geri geldim her sabah aynı tempoda koşarım beni dinç tutuyor. Eve girdiğimde kardeşim uyanmış ve kahvaltıyı da hazırlamıştı masaya oturdum sandviç yapmıştı en sevdiğimdendi. Bana gülümsedi onun gözlerine baktım parıldıyordu gülüşü ışıl ışıldı birde kendime baktım ellerime kanlıydı sayamadığım leşim vardı çok az gülümsüyordum ve beni her zaman sert biri olarak bildi geceleri bir çok görevi bitirdim birçok kadın ve çocuk kurtardım "Ya o gün gelirse..." Fısıltıyla söyledim, kardeşim gülümseyerek bana baktı "Abla nedenin?" Ona baktım gülümsedim "Hiç yemeyeni ye hadi." Aslında hiçbir şeyden korkmam ama bundan korkuyorum
Ya... kardeşime zarar gelirse?
Kardeşim dövüşebildiğimi bilmiyor ve daha bir çok şeyi her sabah ve akşam sofradayken düşünüyorum benden tiksinir mi korkar mı uzaklaşır mı?
kahvaltımızı bitirdik tabakları topladım "Sen git giyin sonra çıkalım." Kafasını olumlu anlamda salladı ve hızla odasına gitti bende tabakları yıkadım ve giyinmek için odama gittim okul kıyafetlerini giydim çantamı toparladım saçlarımı yukarıdan topladım. Kardeşimin ayakkabılarını giydiğini duyabiliyordum okula giderken kafeye uğradık kız servis açıyordu beni gördü ve gülümseyerek yanımıza yaklaştı kardeşimi gördü ve gülümseyerek "Buyurun ne istemiştiniz?" Gülümsedim "Dudağın daha iyimi?" kafasını olumlu anlamda salladı ve "Tekrardan teşekkür ederim siz olmasaydınız ne olurdu bilmiyorum." Tebessümle "Biz iki dilim çikolatalı pasta alacağız. Ama benimki beyaz kutulu olandan olsun lütfen gelmiş olması lazım diğer pastaların içinde meyve var benim alerjim varda." Gülümsedi ve kafasını olumlu anlamda sallayıp pastaları paketleyip verdi. parasını ödeyip çıktık.
okula geldiğimizde kardeşime sarıldım ve "Bu gece biraz geç gelebilirim sen yemek ye ödevlerini yap ve yat beni bekleme." gözlerini kıstı "Abla sen neden geceleri geç geliyorsun işte mi çalışıyorsun? neden ben bilmiyorum?" Gülümsedim "Sayılır ama sen bunu düşünme derslerine odaklan ve güzel bir lise kazan tamam mı?" Kafasını olumlu anlamda salladı ve okula girdi.
bende okulun arkasına geçtim ve pastayı kutudan çıkardım pastayı elimle böldüm ellerim krema ve çikolata oldu içerisinde şeffaf poşetin içinde flaş bellek vardı hemen çantamdan bilgisayarı çıkardım ve belleği taktım bellekte iki dosya vardı hedefin evinin planı ikinci dosyada ise evdeki kaç kişi var sırayla yazıyordu hepsini ezberlemem iki dakikamı aldı ve belleği krema kaplı elime aldım ve bellek avcumun içinde parçalandı çıkan çıtırtı sesleri kısa sürdü bir böcek gibi çantamdan ıslak mendil çıkardım ve ellerimi sildim okulun arka bahçesinde kamera yoktu bu yüzden burayı seçtim sessizdi kimse gelmezdi çünkü burası toz ve topraktı ve zengin şımarık kız ve oğlanlar burada bulunmaktan nefret ediyorlardı. Pastayı kutusuna geri koyduktan sonra poşetine de koydum ve oradan ayrıldım hızla sınıfa yürüdüm. Daha gelmemişti saatime baktım iki dakika sonra kapıdan girecekti ve öylede oldu defterlerimi açtım yanıma oturdu ona gülümsedim oda bana gülümsedi ve "Sibel bugün bize gel? Dedem ve babam seninle tanışmak istiyor ders işini de bizde hallederiz ne dersin?" Kafamı olumlu anlamda salladım. Okulun ilk günü onu kaçırma planı yaptık o kaçırılırken onu kurtardım ve bana borçlu olduğunu ne istediğimi sordu bende ona matematik dersi vermek istediğimi söyledim o da bana o günden beri asılıyor tabi ki onun bana yaklaşmasına izin veriyorum ama acısını fena çıkarı camdan haberi de yok ne yazık.
okul sonu araba onu almaya geldi arabaya bindik eve geldiğimizde beyaz bir kocaman kapılısı olan korumalarla dolu bir villa karşıladı bizi bahçesi çok sadeydi dışarıda 15 koruma vardı hepsini inceledim deneyimli ve güçlü korumalar fakat dikkatsizlerdi onlar kolaydı hiç bir şey fark etmeyeceklerdi şirkettekiler çoktan kameralara ulaşmışlardı ve devre dışı bırakmışlardı bile sadece onların işini bitirip çıkacaktım içeride iki aştı üç garson vardı. Kapıya ulaştık kapıyı babaannesi aştı gülümsüyordu ama aldanmamak gerek kocasından gizli üç kişiyle daha birlikte aynı zamanda bir çok mafyayla bağlantısı var. Gülümsedim "Demek sen Sibel sin torunumun hayatını kurtaran kız." tebessümle güldüm ve içeri girdik masa çoktan hazırdı kameralardan demeler izliyordu her türlü bu işi bitirmeliydim. tüm odlarda kamera vardı ve ben çoktan ezberlemiştim. yemek masasına oturduk yemeklerden çok az yedim güvenmiyordum çünkü ne ol ne olmaz ardından odasına geçtik sandalyeye oturdum ve matematik defterini çıkardım ı sırada küçük zehirli iğnelerimden biride elimdeydi ama fark edemezdi sandalyeye yaslandım bana bakıyordu gözlerimi devirdim ve ona sorular sormaya başladım;
"E... ne kadar daha devam edeceksin bu işe?"
"Neyden bahsediyorsun sen?"
"Bu şirketler falan hepsi yalan!"
"Aklını mı kaçırdın sen Sibel ne diyorsun!" Sesindeki tedirginlik kendisini hep belli ediyordu sesimi sabit tonda tutum ve ayağa kalktım ona doru yaklaştım.
"Ne işler karıştırdığınızı biliyorum. İnsan kaçakçılığı yasaklı madde ölümler dağılan aileler yaralanan insanlar satılan köle gibi kullanılan insanlar mafyacılık oyununuz bitti." ona bağırma fırsatı vermeden iğneyi boynuna batırdım zehir hızla etkisini göstermeye başladı.
"Önce seni ve sırayla diğerlerini öldüreceğim tıpkı içindeki zehir gibi önce vücudunun her yerin uyuşacak hareket edemeyeceksin ve organların iflas etmeye başlayacak yavaş yavaş ama sessizce fark edilmesi çok zor."
onu orada bırakıp çıktım dedesi ile babası çalışma odasında olması gerekiyordu odayı hemen buldum kahve içiyorlardı kapıyı çaldım ve içeri girdim.
"iyi akşamlar rahatsız ettim ama çıkıyordum da onu haber vermek istedim."
Gülümseyerek aya kalktılar elimde iki iğne daha vardı bu seferki görevi efor sarfetmeden gerçekleştirme gibi bir planımız vardı ikisine de yaklaşım ve hızlı bir hareketle iğneleri batırdım yavaşça yere yığıldılar geriye doğru adım atarken dede bacağımdan tutu "K... kimsin sen?" hafifçe güldüm ve gözlerimi devirdim elini ayağımla ittirdim acıdan inliyorlardı onlara yavaşça eğildim fısıldayarak "İyi tam tanışalım bakalım ben Sibel namı değer Venin tanıştığıma memnun oldum." ellimi uzattım ve gülerek "Hah elim havada kaldı ama neyse bende tutmak istemezdim o kanlı ellerinizi böylesi daha iyi." ardından oradan ayrıldım.
sırada babaanne var hım bir düşünelim... aha tabi ki odasında.
Hiç takılmadan odasını buldum kapıyı çaldım ve içeri girdim. Girin komutuyla kapıyı araladım ve beni görür görmez ayağa kalktı "Sibel sen miydin? Gel gel gir içeri ne yapıyorsun burada?" gülümsedim "Gidiyordum kimseyi göremedim habersizde gitmek istemedim dolanırken sesinizi duydum." Ayağa kalktı elimde iğnem vardı elimi arkada birleştirmiştim "Gel geçireyim o zaman seni bana yaklaşırken iğneyi boynuna batıracakken bileğimi tutu ve güldü "Seni küçük yaşlı olabilirim ama iyi görürüm ve reflekslerim iyidir." Kolumu sıkı tutuyordu kolumu hızlıca çektim ve geriye doğru bir adım attım çekmecesinden bıçak çıkardı sallayarak "Bak tatlım bu bıçak ilk kocamındı ve gerçekten kullanışlıdır zekisin ama buraya kadar gelebilirsin gerisini getiremesin, büyük bir lokma yutmaya çalışıyorsun dışarıda birçok kişi var buradan canlı çıksan bile... hım vücudun iyiymiş seni milyon dolarlara alacak kişiler tanıyorum is..." Söylediği iğrenç şeyi yarıda kestim ve gülerek "Ne saçmalıyorsun sen o cümlenin sonunu senin sonun demektir bil öyle konuş." güldü ve bıçakla üzerime atılarak ilk hamleyi o yaptı bıçağı üzerime savurdu çekerken kolumu sıyırdı kolum kanamaya başladı işte o an gerçek yüzü ortaya çıktı onun yaşlı olduğuna aldanmamalıydım o kadınları satan bir pislik. Beni öldürmeyecek ama etkisiz hale getirmeye çalışacak. Ama ben Venin karşımdaki rakipten güç alırım. "hım delirmeye başlıyorsun demek ha. Tamam hadi bakalım gel!"
Üzerime hiç düşünmeden atlıyor ve bıçağı sallıyor nasıl tutturamaz?
"O kadar salladın bir tutturamadın ne sıkıcısın sende yaşlı moruk birde havalanıyorsun?" sinirlenmeye başlamıştı istediğimde buydu üzerime atladı ve tam yanına çekildim iğneyi boynuna batırdım ve hızla geri çekildim kıvrandı zehre karşı koymaya çalışırcasına ama bu imkansız benim zehirlerim dünya üzerindeki en etkili bir o kadar fark edilmesi zor zehirlerdir. kolumu sardım üzerime ceketimi giydim ve evden çıktım korumalardan biri beni fark etti "Hanımefendi?" o daha bir şey demeden ben başladım "Şey ben çıkacağım geç oldu da diğerlerine bulamadım ev biraz büyük ben artık gidiyim." tam giderken kolumdan tutu yaralandığım kolumu tutuyordu hiç tepki vermeden ona baktım. "Sizi bırakmamı ister misiniz?" gülümsedim kafamı olumsuz anlamda salladım "Gerek yok yol üzerinde işlerim var zaten teşekkürler." Büyük kapıdan da geçtikten sonra bütün korumalar uzaktan öldürüldüler böylece görgü tanığı da kalmadı şirketten iki temizlikçi geldi ve benim kanımı temizlediler eve geldiğimde kardeşim odasında ders çalışıyordu sesimi duyduğu gibi aşağı indi ve bana sarıldı sarılırken yarama denk geldi ama çaktırmadım onu korkutmak istemiyorum ona sarıldım "Abla annemler iki gün sonra geliyormuş." kafamı olumlu anlamda salladım "ben odama çıkıyorum sende ödevlerini bitirdikten sonra yat." Güldü ve odasına çekildi bende odaya gittim ve banyoda yarama pansuman yaptım telefonum çaldı arayan dedemdi
"Alo prenses nasılsın?"
"iyiyim sen nasılsın?"
"Görevi çok iyi tamamladın yarın sizi görmeye geleceğim yakında da yayılır bu haber, her şey iyi gidiyor şuan iyi olmada sevindim kameralardan izledim de yaralandın yaran çok derin mi?"
"hayır hallettim bile yatacağım dede kapatmalıyım."
"Tamam Venin çok iyiydin seninle gurur duyuyorum." Hayatımda sadece dedemden duyuyorum bu sözleri annem ile babamla konuşma süremiz on saniyeyi geçmez bende sevmem zaten çok konuşmayı ama bazen bunu duymak bütün yorgunluğu alıyor gerçekten.