Arthur ve Gabriel, aynayı aktifleştirmenin yöntemini incelemek üzere sayfanın üzerindeki ince notlara odaklandılar. Metin, sadece mistik bir büyü tarifi değil; kuantum fiziği ile kadim simyanın kesiştiği inandırıcı bir mantık sunuyordu.
Sayfadaki çizimlerde çok önemli bir ayrım vurgulanmıştı: Eğer kurulacak düzenekte çift taraflı (arkası görünen) bir cam veya ayna kullanılırsa, ışık ve madde her iki yöne de akacağından ayna doğrudan bir Portal’a dönüşüyordu. Bu durum, diğer boyuttaki yaratıkların bizim dünyamıza fiziksel olarak geçmesine izin vermek demekti.
Ancak tek taraflı (arkası zifiri karanlıkla kaplanmış, sadece yansıtıcı yüzeyi olan) bir ayna kullanılırsa, foton akışı tek yönlü kalıyor ve düzenek sadece bir Gözetleme Ekranı işlevi görüyordu. İki taraf arasında madde geçişi imkansız hale geliyor, sadece görüntü aktarılıyordu.
"Tek taraflı ayna kullanmak zorundayız," dedi Arthur panikle. "Diğer taraftaki şeylerin odanın içine atlamasını istemeyiz."
Aynanın yansıtıcı yüzeyini diğer boyutların frekansına rezonans edebilmek için kimyasal ve doğal üç temel bileşene ihtiyaçları vardı:
Eski Gümüş Nitrat Çözeltisi: Camın arkasını kaplayıp yansıtıcı yüzey oluşturmak için yüksek saflıkta gümüş ilavesi.
Gece Gölgeliği (Atropa Belladonna) Özütü: Algıyı ve ışık kırılmasını organik olarak büken, optik sinirleri uyaran zehirli bir bitki özü.
Saf Cıva: Titreşim frekansını kararlı tutacak cıva tabakası.
Arthur, okuldun fen laboratuvarının kimya deposundan gümüş nitrat ile cıvayı temin etti. Gabriel ise kasabanın eski aktarlarından ve kendi sahaf arşivindeki kurutulmuş bitki koleksiyonundan Atropa Belladonna özütünü çıkardı.
Laboratuvarın gizli köşesinde tek taraflı kalın bir cam panelin arkasını gümüş nitrat ve cıva ile kapladılar. Ardından hazırladıkları bitkisel çözeltiyi yüzeye hassas damlalıkla uyguladılar. Camın üzerine Gerçekliğin Kitabı’ndaki sembolleri kazıyıp kitabın aynalı sayfasının hemen üstüne yerleştirdiler.
Gabriel, kitabın altındaki mühür kelimesini fısıldadı:
"Speculum Veritas, Ostende Nobis."
(Gerçeklik Aynası, Bize Göster.)
Aynanın yüzeyi anında cıva gibi dalgalandı. Gümüş kaplama, koyu mor ve altın rengi bir ışıkla parıldadı. Düzenek çalışıyordu. Artık sadece görmek istedikleri yerin adını ya da varlığın ismini söylemeleri yeterliydi.
Arthur yutkunarak ilk komutu verdi: "Nocturnus... Gölge Toplayıcıların kökeni."
Aynanın dumanlı yüzeyi netleşti. Karşılarında göz alabildiğine uzanan, gökyüzünün olmadığı, mor ve siyah gaz bulutlarının erimiş dağların etrafında döndüğü korkunç bir boyut belirdi. Kendilerine saldıran Nocturnus benzeri binlerce gölge kütlesi, o boyutta devasa siyah kulelerin etrafında bir kasırga gibi dönüyordu. Neyse ki ayna tek taraflı olduğu için yaratıklar onları fark etse bile geçit bulamıyordu.
Aynanın sınırlarını test etmek isteyen Gabriel heyecanla araya girdi: "Kadim Varlıklar Boyutu."
Görüntü anında değişti. Bu kez bulutların üzerinde, mimarisi insan aklının almayacağı büyüklükte, altından ve kristalden yapılmış devasa tapınakların olduğu bir dünya belirdi. Gökyüzünde, kanatları alevden yapılmış ejderhayı andıran devasa göksel varlıklar süzülüyordu.
En son olarak Arthur kendi dünyalarını denemek istedi: "Dünyamız... Mariana Çukuru."
Ayna anında kırk bin fit derinlikteki zifiri karanlık okyanus tabanına bağlandı. Suyun devasa basıncı altında parıldayan, bilimin henüz keşfetmediği biyolüminesans dev deniz yaratıklarını canlı olarak izlediler.
Arthur ve Gabriel, ellerindeki bu gücün büyüklüğü karşısında dona kaldılar. Gerçekliğin Kitabı sadece bir tehlike değil, tüm varoluşun kapısını açan sonsuz bir anahtardı.