Bölüm 2
Sabah olduğunda, sanki hiç uyumamış gibiydim.
Gözlerimi açar açmaz tavana baktım. Birkaç saniye nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Sonra her şey yeniden aklıma geldi.
Fotoğraflar…
O çocuk…
Ve annemin söylediği o cümle.
“O çocuk yıllar önce öldü.”
İçimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı. Sanki evin içinde görünmeyen biri dolaşıyormuş gibi hissediyordum. Oysa her şey aynıydı. Perdelerden süzülen güneş, koridordan gelen çay kokusu, mutfaktan duyulan tabak sesleri…
Aşağı indiğimde annem kahvaltıyı hazırlıyordu.
Beni görünce gülümsedi ama gözlerinin altındaki yorgunluğu fark etmemek mümkün değildi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Masaya oturdum. İkimiz de konuşmuyorduk.
Annem sanki dün gece hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyordu.
Dayanamadım.
“Anne…”
“Hı?”
“O fotoğrafları neden saklıyordun?”
Elindeki çay bardağı hafifçe duraksadı.
“Eski oldukları için.”
“Hayır.”
Sesim bu kez daha kararlı çıkmıştı.
“O çocuk kimdi?”
Annem gözlerini benden kaçırdı.
“Bu konuyu kapatalım.”
“Neden?”
“Çünkü konuşmak istemiyorum.”
“Ben istiyorum.”
İlk kez sesimi yükseltmiştim.
Annem derin bir nefes aldı, sandalyesini geri çekti ve mutfağın penceresine doğru yürüdü.
Birkaç saniye boyunca sırtı bana dönüktü.
Sonra yavaşça konuştu.
“Bazı geçmişler, geçmişte kalmalıdır.”
Bu cümleden sonra tek kelime etmedi.
Ben de etmedim.
Çantamı alıp evden çıktım.
Üniversitede geçen saatlerin nasıl geçtiğini bile anlamadım.
Hocalar ders anlattı, arkadaşlarım güldü, kantin her zamanki gibi kalabalıktı.
Ben ise sürekli dalıp gidiyordum.
Elif birkaç kez neyin olduğunu sordu.
“Biraz uykusuzum.” demekle yetindim.
Gerçeği anlatsam bana inanmayacağını biliyordum.
Dersler bittiğinde hava kararmaya başlamıştı.
Otobüste cam kenarına oturdum.
Telefonumu çıkarıp fotoğraflara tekrar baktım.
Bu kez çocuğun yüzüne uzun uzun baktım.
Tanıdık geliyordu.
Ama nedenini bilmiyordum.
Sanki onu bir yerde görmüş ama hatırlayamıyordum.
Telefonu cebime koyup başımı cama yasladım.
Belki de annem haklıydı.
Belki de bu işin peşini bırakmalıydım.
Eve döndüğümde annem salonda televizyon izliyordu.
Sabah yaşanan konuşma hiç olmamış gibi davrandı.
Ben de odama çıktım.
Kapıyı kapatır kapatmaz çantamı yere bıraktım.
Masama oturup telefonu yeniden elime aldım.
Fotoğrafları tek tek incelemeye başladım.
Dakikalar geçti.
Hiçbir şey bulamıyordum.
Tam vazgeçip telefonu kilitleyecektim ki ekran bir anda aydınlandı.
Bilinmeyen Numara
Yeni mesaj.
Kalbim hızla atmaya başladı.
Titreyen parmaklarımla bildirimi açtım.
“Fotoğraflara bakmayı bırak.”
Mesajın altında başka hiçbir şey yoktu.
Ne isim…
Ne profil fotoğrafı…
Ne de bir açıklama.
Nefesimi tutarak cevap yazdım.
“Sen kimsin?”
Gönder tuşuna bastığım anda ekranda tek bir yazı belirdi.
Bu numaraya mesaj gönderilemiyor.