Bölüm Üç (4/6)
İlk İpucu
Bir anda kocaman, parçalanmış ağaç dal ve kabukları yağmaya başladı üstlerine. Bir tanesi tam izci kıza isabet edecekken Laila sol tarafına doğru seri bir-iki adım attı ve bir başka ağacın arkasına saklandı. Gözü önünde gerçekleşen olayı öylece seyreden küçük gnome ise benzer bir uyanıklık göstermedi ve düşen parçalardan bir tanesi omzuna isabet etti. Darbenin şiddetiyle Gnine kendi etrafında bir kere döndü sonra da kıçının üstüne düşüverdi!
“Ne kadar ayıp!” diye ağır bir hakarete uğramış gibi hem söylendi hem de suratını ekşitmiş bir şekilde omzunu tutarak inledi, küçük gnome. Ama oturduğu yerden başını kaldırdığında, hayatında görüp görebileceği en büyük yaban domuzunun kendisine doğru muazzam bir ivme ile yaklaştığını fark etti. Yaratık, sadece kırk adım mesafedeydi ve omuz hizası neredeyse tam bir adam boyundaydı. Kart ve kirpi gibi diken diken kalkmış kürkü, hiddetten kör olmuş kıpkırmızı gözleri ve bir buçuk karış boyunda, hançer gibi bükümlü iki uzun dişi vardı. Domuz, iri, küt burnundan hoşnutsuzluğu açıkça duyulan homurtularla ve ağzından köpük saçarak gördüğü ilk şeye, küçük gnome'a hücum etti!
“Oha!” diyerek öylece olduğu yerde çakılıp kaldı Gnine.
“Gnine, kaç!” diye paniklemiş bir şekilde bağırdı Laila saklandığı ağacın arkasından ama küçük gnome, korku ile karışık, gerçeklikten kopuk bir hayranlıkla, kendisini hançer gibi uzun dişleri ile biçecek sonra da koca toynakları altında ezecek olan kudurmuş yaban domuzunu, hayret verici bir gösteriyi izliyormuş gibi alık alık seyretmeye devam etti.
“BREE!” diye çığlık attı izci kız!
Kendisi de bir çığlık atarak bir anda çalıların arasından Bremorel peyda oldu ve devasa yaban domuzu, kızın bu ani hareketiyle irkildi. Yaratık, yan tarafından gelen yeni tehlikeyi fark etti ve ona doğru dönmeye çalıştı ancak mevcut hızı ve muazzam cüssesi kendi aleyhinde işledi. Dev hayvan yanlamasına ve neredeyse otuz adım boyunca tökezleyerek kaydı sonra dengesini tamamen kaybetti, her yana toz toprak saçarak art arda birkaç kere yuvarlandı sonra da küçük gnome'un tam önünde öylece yığılıp kaldı! Küçük gnome, hemen arkasında, uzun yayına ikinci okunu yerleştirmiş olan İzci Laila’yı fark etmedi bile. Fark etmediği bir başka şey ise, kızın kendisine burnundan soluyarak baktığıydı...
“İyi atıştı kuzen.” diye yanlarına koşarak geldi Bremorel, yüzünde etkilenmiş olduğu açıkça görünen bir ifadeyle.
“İyi dikkat dağıtmaydı.” diye karşılık verdi Laila sırıtarak. “Tamamen işe yaradı!”
“Evet. İşte ben! Bree, muhteşem dikkat dağıtıcı!” diyerek kuzeni de sırıttı.
“Sanırım altıma kaçırdım.” dedi Gnine, yüzü kızarmış bir şekilde ve hemen önünde yığılmış devasa yaratığa bön bön bakarken.
“Öyle olmalısın.” diye karşılık verirken gülmemek için dudaklarını büzüştürdü Laila. “Zavallı Thomas, Belediye Başkanı’nın odasından çıkarken sana alık alık bakıyordu ve ayağı takılıp yüzüstü kapaklandı.”
“Dayanamadın değil mi? İllaki onu da olaya dahil etmen gerekiyordu.” dedi Bremorel hararetle.
“Bir başkasının daha o çocukla ilgilendiğini biliyor musun peki?” diye temkinli bir şekilde devam etti Laila.
Bremorel'in yüzü bir anda kapkara kesiliverdi.
“Ne? Kim?” diye hırladı.
“Gerçekten kim olduğunu bilmek istiyor musun?” diye sordu Laila, sanki önemsiz bir şeyden bahsediyormuş gibi.
“Korkarım pantolonumu değiştirmem gerekecek.” diye mırıldandı Gnine.
“Kim?” diye tısladı Bremorel.
“Belediye Başkanı’nın büyük kızı.”
Bremorel ona alık alık baktı.
“Nereden biliyorsun?” diye sordu hafif tırsmış bir şekilde.
“Babam söyledi.” dedi Laila bir omzunu silkerek. “Dün akşam devriyeden döndüğümüzde sen tapınağın etrafında turlarken ben babamla muhabbet ediyordum. Söylediğine göre kadın birkaç gün önce babamın atölyesine, yeni bir dürü sandığı siparişi vermek için gelmiş. Babam ona örnek çizimler yaptıktan sonra çay ısmarlamış, akabinde de oturup bir güzel dedikodu yapmışlar.”
“Dürü sandığı ne lan?” diye sordu Bremorel.
“Kızların çeyizlerini koydukları şirin, süslü bir sandık.” deyiverdi Gnine!
İki kız da ona öylece bakakaldılar.
“Ne?” dedi küçük gnome. Sonra yüzünde hevesli bir ifadeyle ölü yaban domuzuna işaret etti. “Hey, şu uzun dişlerden birini alabilir miyim? Hatıra mahiyetinde.”
Ve şimdi Bremorel tamamen tırsmıştı.
“O... O kadın neredeyse Thomas'ın iki katı yaşında!” diye tiz bir sesle çığlık attı.
Laila ona, bir salağa bakar gibi baktı.
“Ne?” diye sordu Bremorel, yüzü kızarmış bir şekilde.
“Dürü sandığı onun için değildi kuzen. Özellikle de Melori teyzenin zaten evli olduğunu düşünürsek... Sandık, kızı, Janith içindi.” diye cevap verdi Laila.
Bremorel’in yüzü bir anda sarktı... Bariz bir şekilde... Sonra kızın omuzları da çöktü.
Janith şirin, anlayışlı, her zaman nazik, gülümseyen ve kasaba genelinde pek sevilen, hanım hanım bir kızdı. Ve kızın ipeksi, koyu kestane saçları, yumuşak, bebek pembesi teni ve derin, açık kahve gözleri vardı. Dahası, kız Belediye Başkanı Arthandos Yuleman'ın da pek sevdiği torunuydu. Öbür yanda Bremorel ise sadece bir izciydi ve bunun dışında gerçekte sunabileceği pek az olumlu yanı vardı.
Evet, izci olmanın getirdiği birçok ayrıcalık vardı ve kendisi de uzun, simsiyah saçları, yumuşak yüz hatları, içli, soluk yeşil gözleri, hafif güneşte bronzlaşmış teni ve çarpıcı vücut hatları ile fevkalade güzel bir kızdı. Ama aynı zamanda sorunlu biriydi. Öyle ki, kasabada kendisine bir ‘sorun' olarak bakmayan pek az insan vardı ve haksız da değillerdi:
Bremorel hırçın, huysuz, kavgacı, her zaman bir şeylere kızıp harlayan, herkese kaşlarını çatan ve en iyi hâlinde bile somurtkanın tekiydi. Ayrıca mesleği gereği zamanının çoğunu kasabadan uzakta ya devriyede ya da potansiyel tehlikelere karşı iz sürmekle geçiriyordu. Dolayısıyla ‘ev becerileri' hiç denecek kadar azdı ve her ne kadar harika tavşan güveci yapsa da bunun dışında aşçılık marifeti bir kamp ateşi üstünde hafif yanmış bıldırcın ya da tavşan ile sınırlıydı. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, en ufak şeylerden kavga çıkarmak gibi oldukça ürkütücü bazı huyları da vardı ki Yavruturna'da birçok yerden men edilmesinin sebebi de buydu zaten. İronik bir şekilde men edilmediği nadir yerlerden birisi, Thomas adlı fevkalade saygılı, efendi, yardımsever ve dindar gencin yaşadığı ve çalıştığı tapınağın ta kendisiydi!
Hiç şüphesiz, onunla Janith arasındaki olası bir eşleşme bütün kasabanın tasvip edeceği bir şeydi.
“Kızlar, biriniz bana yardım edebilir mi?” dedi Gnine, bir buçuk karışlık dişlerden bir tanesini sökmeye çalışırken.
Laila küçük gnome'un kafasının arkasına bir güzel patlattı!
“Off! Neden yaptın bunu şimdi ya?” diye mızmızlandı küçük gnome ve kıza pis bir bakış attı.
“Ne düşünüyordun Gnine? Muhteşem Gökler adına, kudurmuş bir yaban domuzu sana doğru hücum ederken ne geçiyordu o küçük beyninden?” diye tısladı ona Laila, kaşları çatılı ve fena hâlde kızmış bir şekilde.
“Ne ya? Böyle bir şeyi bu açıdan bir daha ne zaman görecektim ki?” diye sordu küçük gnome, sanki çok mantıklı bir şey söylüyormuş gibi.
Laila ona sadece bakakaldı.
“Onun olsun...” diye mırıldandı Bremorel anca duyulur ve mağlup olmuş bir sesle.
“Sen tam bir salaksın!” dedi Laila çileden çıkmış bir öfkeyle.
“Kim? Ben mi, Bree mi?” diye saf bir şekilde sordu Gnine.
“İkinizde!” diye parladı Laila ve ikisine de yüzünde haşin bir ifadeyle baktı. “Sen gözü dönmüş bir yaban domuzunun önünde durduğun için, Bree de çıkan ilk sorunda caydığı için.”
Yakıcı bakışlarını küçük gnome'a dikti ve burnundan soluyarak neredeyse bağırdı ona:
“Neredeyse üç yüz okkalık bir yaban domuzunun seni uzun dişleriyle oyabileceğini ya da seni ezip toynakları altında çiğneyebileceği hiç aklına gelmedi mi?”
Sonra aynı bakışlarla kuzenini de yaktı.
“Ve ortada bir eşleşme olacaksa o çocuğun da bu konuda söyleyecek bir çift lafı olabileceği senin aklına geldi mi hiç? Belli ki sana ilgisi var... Yıllardır! Ama sana ilgisi olduğu kadar, senden çekiniyor da ve sen katır inadınla tutturdun, neymiş, illa o gelsin, elimi tutsun diye!”
“Aaa, siz Thomas'dan bahsediyorsunuz.” diye sırıtarak araya girdi Gnine. “Thomas'ı severim. İyi çocuk. Akıllı, efendi, devamlı kitap okuyor ve iyi de bir müzakereci. Ama ‘çaput' oyununda çok kötü. Bir tarafı yamulmadan oynayamıyor bir türlü. Bununla beraber bu konuda ben Bremorel'e katılıyorum. Kızlar erkeklerin değil, erkekler kızların elini istemeli...”
“Aha!” diye ünledi Bremorel muzaffer bir eda ile. “Gnine benimle hemfikir!”
Sonra o da küçük gnome'un kafasına bir tane patlattı!
“Niye ya? Seninle hemfikir oldum kızım! Neden vurdun kafama şimdi?” diye inledi küçük gnome, kendisine çatık bakışlar atan izci kızdan tırsmış bir şekilde.
“Bu, sana hücum eden bir yaban domuzunun önünde durduğun içindi, seni küçük şapşal şey!” diye tısladı Bremorel ona.