Bölüm Üç (3/6)
İlk İpucu
“Pıst!” diye fısıldadı birisi ve İzci Laila olduğu yerde donakaldı... Kırmızı beyaz tüylü oklarından bir tanesi, gerilmiş yayında hazır bir şekilde!
“Pıst!” dedi aynı ses ve Laila burnundan soludu.
“Gnine...” diye tısladı izci kız ve arkasını dönüp hemen gerisindeki çalıların arkasında saklanan küçük gnome'a baktı. “...Ne yapıyorsun sen burada?”
Gnine Tinkerdome cin gözlü, haşere ve hafif balık etli bir gnome'du.
Muzır, proaktif, meraklı, kendi iyiliği için biraz fazla zeki, orijinal bulduğu veya kendisinde hayranlık uyandırdığını düşündüğü şeyler konusunda saplantılı denebilecek kadar ilgili, bulmadığı şeyler söz olduğunda ise -ki bu da genel anlamda dünyanın geri kalanını kapsıyordu- temel bir umursamazlık ve duyarsızlığa sahip ve aklı da çoğunlukla birtakım çetrefilli haylazlık ve muzipliklere çalışan, nevi şahsına münhasır bir şahsiyetti.
Üstünde zarif, kendi ölçülerine göre dikilmiş bir pantolon, şatafatlı renklerden oluşan bir gömlek, benzer ama kontrastlı renklere sahip bir yelek, dizlerine kadar yetişen bir çift, yumuşak deriden yapılmış çizme, bir omuz bohçası, kemerine iliştirdiği birkaç küçük kese ve silah olarak da sadece küçük, el oyması bir sapan ve basit bir de bıçak taşıyordu. Küçük gnome, fark edilmek ve her an tüm dikkatlerin kendi üzerinde olması için sanki bilinçli bir çaba sarf etmiş gibiydi.
Tek eksiği, üzerinde:
BEN BURADAYIM.
LÜTFEN BENİ VURUN.
TERCİHEN BEKLEME YAPMADAN.
...yazılı bir tabelaydı!
“Efendi Aager'den kaçıyorum.” diye sırıttı küçük gnome. “Onun, seni ve Bree'yi haşladığını gördüm. Sonra gelip salak Udoorin'i dağladı ki, bu da seyretmesi pek eğlenceli bir şeydi. O koca adamın, Efendi Aager karşısında küçük bir kız gibi kıvrandığını görmek çok komikti.”
“Gnine...” diye tekrar burnundan soludu Laila. “Udoorin hakkında öyle şeyler söylemen hiç de hoş değil. Özellikle de amcanı daha dün geceki yangından kurtardığını düşünürsek. Bence yaptığı şey kahramancaydı ve emekleri karşılığında da fena hâlde ellerini ve bileklerini yaktı. Şayet Lady Magella onun yaralarını iyileştirmemiş olsaydı kendi kendisine düzelmesi aylar sürerdi.”
“Beni yanlış anlama. Amcamı kurtardığı için ona gerçekten minnettarım.” dedi küçük gnome samimi bir şekilde. “Ama bu, onun koca bir hödük olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor, öyle değil mi?”
“Nedir onunla alıp veremediğin ya? Sana ne yaptı ki ona karşı bu şekilde davranıyorsun? Yani, Bree ve ben onunla bir sefer kavga etmiştik ama bu yıllar önceydi ve kavgadan sonra Udoorin husumet gütmektense bizimle arkadaş olmayı seçti. Açıkçası aramızda olgun davranan bir o olmuştu ve gelip dürüstçe bizden de hiç gereği olmamasına rağmen babamdan da özür dilemişti.” dedi Laila kızmış bir şekilde.
Küçük gnome ‘hıh’layıp bir omzunu silkti.
“O benim zihinsel kum torbam!” diye cevap verdi Gnine utanmazca.
“Bazen gerçekten acımasız ve kırıcı olabiliyorsun Gnine, bunun farkında mısın?” dedi izci kız, ona çatık kaşlarla bakarak. “Şimdi dön arkanı ve takımın yanına geri dön. Senin burada olmaman gerekiyor.”
Küçük gnome tekrar omzunu silkti.
“Ben sizinle takılacağım. Bütün gün Udoorin'in dırdırını dinlemeye niyetim yok. Hele Lady'den uzun, sonu gelmez bir vaazı ise hiç çekemem. Ama kabul etmeliyim ki paladin hatun pek şeker bir şey ve harika bir gülümseyişi var!”
Laila yakan gözlerle ona baktı.
“Etrafında olup biten şeyler ya da bizim burada ne yaptığımız hakkında en ufak bir fikrin yok, öyle değil mi Gnine? Bak sana ne diyeceğim... Ya arkanı dönüp doğruca takımın yanına dönersin, ya da arkanı dönüp kasabaya geri dönersin. Tercihi sana bırakıyorum.” dedi izci kız, yüzünde fevkalade ciddi bir ifadeyle.
“Bana ne yapacağımı söyleyemezsin, tamam mı?” diye itiraz etti Gnine, hafif alınmış bir şekilde.
“Ben artık rütbeli bir izciyim Gnine.” diye tısladı kız, dişlerini gıcırdatarak.
“Eee? Ne olmuş?” dedi küçük gnome ve çenesini öne çıkartarak izci kıza diklendi.
“Bunun anlamı, ormanda ve medeniyetten uzakta kanun benim, demek oluyor ve bir binbaşı veya üstü değilsen sana emir verebileceğim anlamına geliyor ki sen askerî ünvanlı olan birisi bile değilsin, herhangi bir resmî sıfatı olmayan, vasıfsız bir sivilsin. Ve bir izcinin verdiği emirlere uymayanlar ağır para cezası ve cürmün ciddiyetine göre de hapis cezası yerler.” diye buz gibi bir ifadeyle cevap verdi Laila.
Evet, gerçekte bu küçük gnome onun arkadaşıydı ve onu pek severdi. Ne var ki şu anda Yavruturna'nın güvenli duvarları ardında değillerdi ve bu da bir oyun değildi. Bir önceki gece meydana gelen olaylar bunu açıkça göstermişti. Ancak Gnine'ın göreceli bakış açısı belli ki onu etrafında olup biten ölümcül bazı gerçeklere, tam olarak kör etmese de umursamaz, ya da belki de duyarsız kılmıştı. Sanki onun için olup bitenler bir nevi ‘meydan okuma' gibi bir şeydi.
“Sakin ol kızım ya. Boş bir ormanda dolanıyoruz işte. Ne olabilir ki burada?” diye pişkin bir ifadeyle karşılık verdi küçük gnome...
...ama kelimeleri bir anda yarıda kaldı. Zira tam o anda, az ileride ve büyük bir gürültüyle muazzam denebilecek bir şey, devrilmiş bir ağaç kütüğünü biçerek onlara doğru hücum etti!