Bölüm Bir (5/7)
Yangın
"Tam olarak neden buradayız?” diye sordu yakışıklı yarı-elf, Ritüel Ormanları’nın güney kıyısında bir yerde, çömeldiği çalıların arkasından. Ne var ki kendisi gibi çalıların arasında saklanmış, kıpırdamadan duran, dramatik bir mesaj veriyormuş gibi kapkara kıyafetler, pelerinler, kukuletalar ve yüzlerinin tamamını gizleyen kara maskelere bürünmüş adamlardan hiçbir cevap gelmedi. Açıkçası yakışıklı genç de bir cevap beklemiyordu. Her ne kadar bu garip güruh ile aynı grupta olsa da gerçekte asla onlardan biri olmamıştı.
Temkinli bir öngörü ile genç yarı-elf hançerlerini kontrol etti sonra sessizce ve bir o kadar da yavaşça saklandıkları çalıların birkaç yüz yarda ilerisindeki, gecenin bu ölü saatinde anca görülebilen taş köprüye, köprünün altından coşkuyla akan Arashkan Irmağı’na, onun da ötesindeki şirin ve uyuyan kasabaya odaklanmış adamlardan biraz uzaklaştı ve şayet gündüz saatleri olmuş olsa kasabadan açıkça görünecek bir şekilde ayağa kalktı!
“Ne yapıyorsun sen?” diye tısladı onu fark eden adamlardan bir tanesi.
“İn aşağı!” diye hırladı bir başkası.
“Ahmak! Her şeyi mahvedeceksin!” diye neredeyse tükürürcesine hışmetti bir üçüncüsü...
Genç adam, içinde hırlama, tıslama ve birçok başka uyarı, tehdit ve şiddet içeren ifadeler daha duydu.
“Güzel...” diye sırıttı sevecen bir ifadeyle genç yarı-elf ve yumruklarını beline dayamış bir şekilde ve fütursuzca arkasındaki ağaca yaslandı. “Bunca haftadan sonra varlığımı fark etmiş olmanız içimi ısıttı doğrusu. Şimdi ya bana istediğim cevapları verirsiniz ya da ben kaçar. Çünkü sizin bu maskaralığınızın bir parçası olmak gibi bir niyetim yok! Ve açıkçası bu hâliniz tam anlamıyla bir klişe. Kara deriler, kara pelerinler, kara kukuletalar, kara maskeler!.. Gerçekten mi ya? Tepenizde ‘Bizler bu hikâyedeki kötü adamlarız ve niyetimiz de hiç iyi değil!’ yazan bir tabelanız eksik!”
Gerçekte yakışıklı adam göründüğü kadar serin ve umursamaz değildi. Ama genç hırsız büyük şehirden gelmeydi ve arsızlığı bir sanat hâline getirmişti. İşin doğrusu, hayatını tam olarak bu şekilde kazandığı söylense bu oldukça isabetli olurdu ve belli ki yaptığı işte de çok iyiydi. Bununla beraber, göründüğü gibi tam bir ahmak da değildi: Beline dayadığı yumruklarında hançerleri vardı. Ne var ki duruşu, kendisine önden bakanlar için onların görülmesini imkânsız hâle getirmişti. Çalımı ise ayrı bir şeyi gizliyordu: Ensesinden aşağı kayan soğuk terleri.
Adı Darly Dor olan yakışıklı yarı-elf’in hiçbir koşul altında bu ürkütücü güruh ile kanlı bıçaklı bir ‘alışverişe’ girerek onları eğlendirmeye niyeti yoktu. İşte, bu yüzden Arashkan Hırsızlar Loncası tarafından bu adamlara ‘kiralandığı’ günden beri bu anı beklemişti. Beraber geçirdikleri zorunlu haftalar boyunca temkinli bir şekilde yapacakları iş konusunda bilgi almaya çalışmış ancak herhangi bir cevap alamamıştı. Ne var ki işler değişmişti ve artık o salak maskelerinin ardından kendisine sessiz bakışlar atamayacaklardı.
Ve şayet onu kesmeye kalkışırlarsa yapmayı düşündüğü şey hiç de hoşlarına gitmeyecekti.
“Beyler ya benim kabul edeceğim bazı cevaplar verirsiniz ya da ben bu ormanda küçük bir kız gibi çığlıklar atarak daireler çizmeye başlarım ki eminim bu da hemen şuracıktaki sevimli kasabadan ve daha birkaç mil öteden duyulacaktır.”
“Seni öldürürüz çocuk!” diye haşin bir tehdit savurdu siyahlar içindeki adamlardan bir tanesi.
“Hiç şüphesiz.” dedi genç Darly Dor bir omzunu silkerek ve başıyla, yaklaşık bir ay önce Büyük Arashkan şehrine gelip onu ‘kiraladıkları’ günden beri yanlarında taşıdıkları ve an itibariyle de adamların ortasında duran, yarım insan boyundaki, fevkalade ağır, silindir şeklindeki nesneye işaret etti.
“...Ama sizleri kasaba bekçilerine teşhir etmeden önce değil, ki o noktada hepiniz dağılmak zorunda kalırsınız ve haftalardır peşinizden sürüklediğiniz o yuvarlak naneyi de geride bırakmak durumunda kalırsınız.”
Karanlık adamlar sessiz bir kinle Darly’ye diş bilediler ve ağır hareketlerle uzun, kıvrımlı hançerlerini çektiler ancak aralarından bir tanesi bir elini kaldırıp yumruk yaptı ve hepsi bir anda oldukları yerde durdular.
“Çocuk haklı.” dedi boğuk bir sesle adam yoldaşlarına sonra Darly’ye döndü ve maskesinin arkasından konuşmaya devam etti: “Ve belli ki tehditler onu caydıracağa benzemiyor.”
Darly Dor umursamaz bir tavırla yine bir omzunu silkti.
“Tehditler nadiren üç çeşit insan üzerinde etkili olur: Belirli bir kalibreye sahip olanların, işin sonunda kesin olarak öldürüleceğini bilenlerin ve ahmakların. Benim hangisi olduğumun kararını sizlere bırakıyorum. Herhangi bir tanesi bana uyar ama hiçbirisi sizin işinize gelmez.” dedi ve keyifle sırıttı.
Karalar içindeki adam bunun üzerine düşünüyormuş gibi bir anlığına durdu.
“Belki de sizi dışlayıp herhangi bir şey söylemeyerek size haksızlık ettik Bay Dor. Ancak size herhangi bir açıklama yapmak gibi bir yükümlülüğümüz de yoktu. Zira sizin buradaki varlığınız, basitçe ifade etmek gerekirse ait olduğunuz Arashkan Hırsızlar Loncası’nın bize olan çok eski bir borcunun karşılığı olarak kiralanmış olmanızdan ibaretti. Evet, siz söz konusu borcun ödemesi olarak bize kiralandınız. Şimdi, sormak istediğiniz soruları sorun lütfen, ben de size kabul edebileceğiniz cevapları vermeye çalışayım.”
“Bay Dor mu?” diye geçirdi içinde genç yarı-elf. “Kimse bana ‘Bay Dor’ diye hitap etmez. Bunun için çok düşündün mü acaba?”
Dışından ise:
“Peki. Öncelikle, neden ben?” diye sordu Darly çünkü bu onun için geçerli bir soru gibi gelmişti. Karalar içindeki adamın hasıraltı ettiği gerçek ise, bu adamlar, yeri gizli olan Arashkan Hırsızlar Loncası’na geldiklerinde, rastgele birisini istememişlerdi. Genç hırsızı, ismini vererek özellikle istemişlerdi.
“Bunun sebebi sandığınız kadar karmaşık ve çetrefilli değil Bay Dor.” diye cevap verdi adam boğuk sesiyle.
“Lütfen! Size engel olmayayım, aydınlatın beni!” dedi Darly hicivli bir ifadeyle.
“Bize bölgeyi bilen bir elf, tercihen bir yarı-elf lazımdı ve efendilerin de bize seni vermeyi uygun gördüler. Ne var ki elf’lerle çalışmak zor. Bizim için biraz fazla kibirliler.”
“En azından bir konuda hemfikiriz. Bununla beraber, ben bu bölgeyi bilmiyorum. Hem de hiç! Bu ormana daha önce hiç gelmedim.” diye itiraz etti genç adam.
Omuz silkme sırası siyahlar içindeki adama geçmiş gibiydi.
“Siz elf kanı taşıyorsunuz Bay Dor. Ormanlara karşı doğal ve kaçınılmaz bir yakınlığınız var. Herhangi bir insanda asla olmayacak bir yakınlık bu. Ayrıca adi bir hırsıza da ihtiyacımız vardı, her ne kadar bu ifade kulağa hoş gelmese de... İşini iyi bilen, girilmemesi gereken yerlere sessizce girip çıkabilen ve yanlışlıkla aşırı hevesli bir kanun adamıyla karşılaşması hâlinde ise ağzı iyi laf yapan birisine ve...”
“Ve?”
“...Ve iş ayrıntılara gelince sağlam bir hafızası olan birisine. Şimdi, ya sizin sıraladığım bütün bu yeteneklere karşı bir meyliniz var ya da yok, ki bunun size tekabülü de loncanızda birilerinin gerçekten sizden nefret ettiği ve pratik olarak sizin bize hiçbir faydanızın olmayacağı anlamına geldiği Bay Dor.”
Darly’nin suratı bir anda ekşidi ama bunun sebebi adı geçen yeteneklere ‘meyletmediği’ için değil, el altından yapılmış, içi tehdit dolu komplimandan dolayıydı ve bunu yaparak gerçekte siyahlar içindeki adam, Darly Dor’u deyim yerinde ise, taşaklarından yakalayıvermişti!
“Kendi sebepleri her neyse yine de sizi bize kiraladılar.” diye devam etti boğuk sesiyle adam. “Sizden yapamayacağınız herhangi bir şey istemeyeceğiz. İlk olarak sessizce ve fark edilmeden bu şeyi önceden belirlenmiş yere bırakacaksınız. Bunu gerçekleştirdikten sonra bizler bu kasabadan ayrılacağız ve ‘ödeme’ için bir başka yere gideceğiz. İkinci işiniz ise karşılaştığımız her şeyi güvenli bir mesafeden dikkatle gözlemleyeceksiniz. Şayet ödeme esnasında bir şeylerin yanlış gitmesi veya bize ihanet edilmesi hâlinde, siz bizim ‘tarafsız’ şahidimiz olacaksınız.”
“Peki sizin bana ihanet edip öldürmeyeceğinize dair nasıl bir güvencem olacak?” diye sordu genç yarı-elf hafif tırsmış bir sesle.
“Kendi şahidimizi öldürmemiz pek de akıllıca olmazdı, öyle değil mi Bay Dor? Özellikle de ödeme esnasında bize ihanet edilirse.” diye cevap verdi adam ve Darly adamın maskesi ardından ona sırıtıyor olabileceği izlenime kapıldı nedense.
“Şimdi, hâlâ küçük bir kız gibi ormanda daireler çizerek çığlık atmayı düşünüyorsanız, lütfen, size engel olmayayım. Söz veriyorum, sizi durdurmaya çalışmayacağım. Bununla beraber hatırlatmak isterim ki bu seçeneği değerlendirirseniz kendi loncanızın bize olan borcunu ödemeyi reddettiğini ve bize ihanet ettiğinizi, dolayısıyla girişimimizde bizimle değil, hasmımız olarak karşımızda durduğunuzu farz edeceğiz ki bunun olması hâlinde ise bizler de kendi seçeneklerimizi değerlendireceğiz ve sizi şuracıkta keseceğiz. Top sizde Bay Dor!”
Darly yutkundu.
Daha en başından şüphelendiği gibi bu adamlar basit birer kesici değil, tam aksine azim ve bağnazlık derecesinde inançlı tiplerdi. Ölüm listesine asla girmek istenmeyecek cinsten tipler... Zira böyle insanlar caydırılamaz, satın alınamaz ve onlarla pazarlık da yapılamazdı. Bu tip insanların kendi amaçları vardı ve hiçbir şey bunlar için kutsal ya da mukaddes değildi.
Her ne kadar Darly adi bir hırsız olsa da ve kanunları keyfi bir şekilde çiğnese de göreceli bir şekilde söz konusu kanunların gerekliliğine de inanmıyor değildi ve ne denli çarpık ya da yozlaşmış da olsa yine de kendince bir ahlak anlayışı vardı işte.
Bu adamlarda ise bunların hiçbirisi yoktu.
Onların kendi ‘anlayışları’ vardı ve...
O kadar işte!
Genç hırsız böyle tiplerle başa çıkmanın pratikte sadece bir yöntemi olduğunu biliyordu. Aynı zamanda bire karşı bir düzine olduğunun da farkındaydı.
“Benden ne yapmamı istiyorsunuz? Bariz olanın dışında...” dedi en sonunda, içerlemiş ve kaderine boyun eğmiş bir ifadeyle.
“Bizler bundan birkaç yıl önce bu kasabada yaşayan bir gnome mucide verilen siparişi alacağız. Biz bunu yaparken siz de bu paketi alacaksınız ve onun atölyesine bırakacaksınız. Geri kalanımız ise aşırı hevesli bekçilerin size musallat olmadıklarından emin olacak. Sizin açınızdan buradaki işiniz bundan ibaret Bay Dor.” diye açıkladı boğuk sesiyle maskeli adam.
“Öncelikle, bu lanet olasıca şeyi tek başıma nasıl taşımamı bekliyorsunuz? Yol boyunca bunu taşımak için her zaman iki ya da üç kişi gerekli oldu. Dahası, ön kapısından elimizi kolumuzu sallaya sallaya girmeyeceksek bu şeyi kasaba duvarlarının üstünden taşımam gerekecek anlamına geliyor. İkincisi ise ben bir hırsızım, katil değil!” diye itiraz etti Darly.
“Evet, paketin en az göründüğü kadar ağır olduğu doğru. Ama onu bir kişi tek başına taşıyabilir. Zira üzerinde büyülü, zemin seviyesinde ‘süzülme’ rünleri var. Yol boyunca en az iki kişinin onu taşımasının sebebi, orman zemininin engebeli ve köklerle dolu olmasından kaynaklanıyordu. Bu durum, kasabanın örme taş sokakları için geçerli değil. Söz konusu rünlerini aktif etmeniz hâlinde silindir sınırlı bir süre boyunca yerden diz hizasında süzülecektir. Bu şekilde itilerek veya çekilerek istenilen yere götürülebilir.”
“Ne kadar sınırlı bir süre?” diye sordu Darly.
Karanlık adam omuzlarını silkti.
“Bilmiyorum. Hiç denemedik. Size tavsiyem, rünleri kasaba duvarına tırmanmadan hemen önce aktif hâle getirmeniz, akabinde de fazla oyalanmamanız Bay Dor.”
“Öyle olsun bakalım. Ama öldürmek yok. Bir yere sızmaya çalışmakla veya hırsızlıkla suçlanmak ile cinayetten ya da cinayete ortaklık etmekten dolayı yargılanmak birbirinden tamamen farklı suçlar. Sadece işini yapan gariban bir kasaba bekçisinin kanının elime bulaşmasını istemiyorum. Tıpkı hayatımın geri kalanını, peşime takılacak olan Palantine kelle avcılarından kaçarak geçirmek istemediğim gibi.” dedi genç adam sert bir ifadeyle.
“Siz kimseyi öldürmeyeceksiniz Bay Dor. Dolayısıyla kimsenin kanı da elinize bulaşmış olmayacak. İhtiyaç duyulması hâlinde bunu ben ve adamlarım yapacaklar.” diye karşılık verdi kesici sakin bir sesle.
Darly inatla başını salladı.
“Hayır. İstenmediğim yerlere gizlice girmek benim işim. Bırakın da işimi bildiğim gibi yapayım. Yoksa gidip kendinize başka bir ahmak bulun!” dedi kati bir üslupla.
Karanlık adam maskesinin arkasından genç yarı-elf’i yanan gözlerle tam bir dakika boyunca süzdü.
“Pekâlâ.” dedi neden sonra ve yol boyunca taşıdıkları silindirimsi şeye işaret ederek devam etti: “Siz bu paketi alacaksınız ve kendisinin bir mucit olduğu konusunda herkesi ikna etmiş olan yalancı gnome’un atölyesine götüreceksiniz. Oraya vardığınızda adamlarım da yalancı mucidin atölyesinden almaları gereken siparişi ‘tedarik’ edecekler. Silindiri bıraktıktan sonra tepesinde gördüğünüz şu kapağı açacak ve içinde bulunan küçük, yuvarlak pimi kendinize doğru çekeceksiniz. Size tavsiyem bunu yaptıktan sonra orada fazla oyalanmamanız Bay Dor.”
“Neden?” diye sordu Darly Dor biraz daha tırsmış olarak çünkü içindeki bir ses bu paketin, iş karşılığı bir ödeme olmadığını söylüyordu ona.
“Çünkü delikanlı, bu paket o yalancı mucidi geçmiş günahlarından arındıracak gücü barındırıyor. O, arındırdığımız ilk günahkâr olacak ama sonuncusu olmayacak. Zira sırası geldiğinde onun arkadaşları da benzer bir şekilde arındırılacaklar.” diye ateşli gözler ve huşu dolu bir ses ile açıkladı siyahlar içindeki adam.
Genç Darly Dor, artık tamamen tırsmıştı çünkü bunlar sadece fazla hevesli kesiciler değil, lanet olasıca bir cemaatin fanatik üyeleriydiler!
“Öhöm... Bu biraz aşırı olmadı mı sizce? Birisinden öç almanın daha kolay yolları var, biliyorsunuz değil mi?” diye söylendi ama burada kimsenin fikrini değiştiremeyeceğinin de farkındaydı ve Arashkan’a geri döndüğünde kendisini bu işe bulaştıranları bulup alınlarına adını, kör bir ekmek bıçağı ile kazımaya da ant içti.
“Şunu kati olarak anlamalısınız, delikanlı. Bizler basit birer kiralık bıçak değiliz ve bize yapılan ihanetleri de yamukları da asla unutmayız. Size tavsiyem, sizi tuttuğumuz sebeplere sadık kalıp işinizi yapmanız ve sizin de peşinize düşmemiz için bize herhangi bir sebep vermemeniz.” dedi boğuk sesiyle karalar içindeki adam acımasızca...