Kalenin duvarları sarsılıyordu.
Dört kız, çatlağın arkasında gördükleri gözlere bakıyordu.
Kimse konuşamıyordu.
O gözler insan gözlerine benzemiyordu.
Alev bir adım geri çekildi.
“Bu da ne?”
Siyah pelerinli adam hemen kızların önüne geçti.
“Geri çekilin.”
Toprak korkuyla sordu:
“Bize ne olduğunu söyle!”
Adam cevap vermeden elini kaldırdı.
Kalenin taş duvarlarının üzerinde eski semboller parlamaya başladı.
Ateş.
Su.
Toprak.
Hava.
Dört sembolün ışığı birleşerek çatlağın üzerine yayıldı.
İçeriden gelen ses bir anda sustu.
Fakat sadece birkaç saniyeliğine...
Sonra güçlü bir darbe geldi.
GÜM!
Duvar parçalandı.
Dört kız geriye savruldu.
Havva yere düşerken Alev onu tuttu.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
Su ayağa kalktı.
“Bizi buradan çıkarmamız gerekiyor.”
Tam o anda siyah pelerinli adam bağırdı:
“Koşun!”
Dört kız onun peşinden merdivenlere doğru koşmaya başladı.
Arkalarından derin bir uğultu geliyordu.
Sanki kalenin altında devasa bir şey hareket ediyordu.
Merdivenlerin sonuna geldiklerinde Alev durdu.
“Bekleyin.”
Diğerleri ona baktı.
Alev arkasını döndü.
“Bizi takip ediyor.”
Karanlık merdivenlerin sonunda büyük bir gölge belirdi.
Dört kızın saçları aynı anda değişmeye başladı.
Alev'in saçları kırmızı...
Su'nun mavi...
Toprak'ın kahverengi...
Havva'nın gri...
Güçleri yeniden ortaya çıkmıştı.
Alev ellerini kaldırdı.
“Buraya kadar!”
Ateş duvarı oluştu.
Su büyük bir su dalgası gönderdi.
Toprak zemini yükseltti.
Havva güçlü bir rüzgâr oluşturdu.
Dört element birleşerek merdivenlerin önünde büyük bir bariyer meydana getirdi.
Gölge bariyere çarptı.
Bir an için durdu.
Sonra karanlığın içinden devasa bir el uzandı.
Bariyer çatlamaya başladı.
Su bağırdı:
“Daha fazla dayanamayacağız!”
Siyah pelerinli adam kızlara döndü.
“Güçlerinizi birleştirin!”
Dört kız ellerini birbirine uzattı.
Alev, Su, Toprak ve Havva'nın güçleri tek bir noktada birleşti.
Büyük bir ışık patladı.
Gölge geri çekildi.
Kızlar fırsattan yararlanarak kaleden dışarı çıktılar.
Kalenin önüne geldiklerinde herkes nefes nefeseydi.
Alev arkasına baktı.
“Onu durdurduk mu?”
Siyah pelerinli adam başını salladı.
“Hayır.”
Toprak şaşkınlıkla sordu:
“O zaman neden geri çekildi?”
Adam kaleye baktı.
“Çünkü henüz tamamen uyanmadı.”
Havva'nın yüzü gerildi.
“Tamamen uyandığında ne olacak?”
Adam uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda konuştu.
“Dört elementin gücünü ele geçirirse, yalnızca siz değil... bütün dünya tehlikeye girer.”
Dört kız birbirlerine baktı.
Artık bunun sadece kendi sırları olmadığını anlamışlardı.
Alev yumruğunu sıktı.
“Onu durduracağız.”
Su başını salladı.
“Birlikte.”
Toprak gülümsedi.
“Dörtümüz.”
Havva da onlara katıldı.
“Sonuna kadar.”
Tam o sırada kalenin içinden bir ses daha duyuldu.
Bu kez çok daha netti.
“Sizi bulacağım...”
Dört kız dondu.
Ve kalenin tepesindeki ay ışığı bir anda karardı.
Gökyüzünde siyah bir bulut oluştu.
Kadim varlık artık uyanmaya başlamıştı.
Ama dört kızın bilmediği bir şey vardı.
Bu varlık, onların güçlerini değil, içlerinden birini istiyordu.