Auralya'da güneş yeni doğuyordu.
Sarayın yüksek kulelerinden bütün diyar görünüyordu.
Alev balkonda durup uzaklara baktı.
Artık her şey farklıydı.
Bir zamanlar güçlerini gizleyen dört kız...
Şimdi Auralya'nın yeni neslinin bir parçasıydı.
Su yanına geldi.
— Hâlâ alışamadın mı?
Alev gülümsedi.
— Sanırım biraz zaman alacak.
Toprak ve Havva da balkona çıktı.
Havva kollarını açtı.
— Ama kabul edin, burası inanılmaz!
Toprak güldü.
— Sen zaten ilk günden buraya alıştın.
— Çünkü özgürce dolaşabiliyorum!
Dördü birlikte güldü.
Sarayın diğer tarafında Aras, Miran, Boran ve Ayaz yeni görevlerini öğreniyordu.
Aras:
— Daha dün savaştaydık.
Miran:
— Bugün ise hükümdarlık görevleriyle uğraşıyoruz.
Boran:
— Sanırım kolay olmayacak.
Ayaz gülümsedi.
— Ama yalnız değiliz.
Dördü birbirlerine baktı.
Sonra pencereden dışarı baktılar.
Alev, Su, Toprak ve Havva sarayın bahçesindeydi.
Öğleden sonra herkes sarayın büyük bahçesinde toplandı.
Eski hükümdarlar ve eski taşıyıcılar da Dünya'dan gelmişti.
Korhan çocuklarına baktı.
— Artık bu diyar sizin sorumluluğunuzda.
Ateşin:
— Biz her zaman yanınızda olacağız.
Ateş, Alev'e baktı.
— Sen de kendi yolunu çizeceksin.
Alev başını salladı.
— Biliyorum.
Beria kızının elini tuttu.
— Nerede olursan ol, biz senin aileniz.
Su, Toprak ve Havva da ailelerinin yanına gitti.
Bir süre herkes birbirine sarıldı.
Bu bir veda değildi.
Çünkü artık iki dünya arasında geçit vardı.
Akşam olduğunda sekiz genç sarayın bahçesinde yürüyordu.
Alev, Aras'a baktı.
— Sence gerçekten her şey geride kaldı mı?
Aras gökyüzüne baktı.
— Savaş geride kaldı.
Sonra Alev'e döndü.
— Ama hayatımız daha yeni başlıyor.
Su, Miran'a baktı.
Toprak ile Boran yan yana yürüdü.
Havva ise Ayaz'ın birkaç adım önünde ilerliyordu.
Bir anda Havva durdu.
— Bir yarış yapalım mı?
Ayaz şaşırdı.
— Ne yarışı?
Havva rüzgârı etrafında döndürdü.
— Sarayın tepesine ilk çıkan kazanır!
Ayaz güldü.
— Hile yapmayacaksın, değil mi?
Havva çoktan koşmaya başlamıştı.
— Yetişebilirsen görürsün!
Diğerleri gülerek peşlerinden koştu.
O gece Auralya'nın gökyüzünde dört elementin ışıkları parladı.
Ateş.
Su.
Toprak.
Hava.
Dört eski taşıyıcı...
Dört eski hükümdar...
Ve onların çocukları...
Artık herkes kendi yoluna ilerliyordu.
Ama bir şey değişmemişti.
Aileleri hâlâ yanlarındaydı.
Ve dört kızın hikâyesi sona ermiş olsa da...
Auralya'da yeni bir hikâye başlıyordu.
Belki de bir gün, bu hikâyenin devamı yeniden yazılacaktı.
SON...