O geceden sonra dört kızın aklından tek bir şey çıkmadı.
“Çünkü artık hazırsınız.”
Kim söylemişti bu sözleri?
Neden onları izliyordu?
Ve en önemlisi...
Güçlerini nereden biliyordu?
Ertesi sabah Alev, Su, Toprak ve Havva yeniden ormana gittiler.
Kimseye haber vermediler.
Ağaçların arasında ilerlerken Alev etrafına bakıyordu.
“Dün gece burada birisi vardı.”
Su başını salladı.
“Ben de gördüm. Ama yüzünü seçemedim.”
Toprak yerdeki izlere baktı.
“Buradan geçmiş.”
Havva gözlerini kapattı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra gözlerini açtı.
“Rüzgâr bir şey söylüyor.”
Alev şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne söylüyor?”
Havva'nın yüzü ciddileşti.
“Bizi bulmamızı istemiyor.”
Tam o anda ormanın içinden yüksek bir ses geldi.
Dört kız bir anda arkasına döndü.
Ağaçların arasında yine aynı gölge vardı.
Bu kez daha yakındı.
Alev'in saçları anında kırmızıya dönüştü.
Gözleri alev gibi parladı.
“Sen kimsin?”
Gölge cevap vermedi.
Su'nun saçları ve gözleri maviye döndü.
Toprak'ın saçları ve gözleri kahverengiye büründü.
Havva'nın saçları ve gözleri griye dönüştü.
Dört kız güçlerini kullanmaya hazırlandı.
Gölge yavaşça onlara doğru bir adım attı.
“Güçlerinizi kullanmanız gerekiyorsa kullanın.”
Alev öfkeyle elini kaldırdı.
Büyük bir ateş topu gölgenin üzerine doğru ilerledi.
Fakat gölge bir anda ortadan kayboldu.
Ateş ağaca çarpmadan hemen önce Su elini kaldırdı.
Suyun oluşturduğu dalga ateşi söndürdü.
“Dikkatli ol!” diye bağırdı Su.
Toprak yere vurdu.
Toprak yükselerek etraflarında bir duvar oluşturdu.
Havva ise güçlü bir rüzgâr göndererek ağaçların arasını savurdu.
Ama gölge yoktu.
Sanki hiç orada olmamıştı.
Yerde yalnızca küçük, siyah bir taş duruyordu.
Dört kız taşa yaklaştı.
Toprak eğilip taşı eline aldı.
Taşın üzerinde dört farklı sembol vardı.
Alev sembolü.
Su sembolü.
Toprak sembolü.
Ve hava sembolü.
Dört kız birbirlerine baktı.
Havva fısıldadı:
“Bu bizim için yapılmış.”
Alev taşı elinden aldı.
“Bizi tanıyor.”
Su'nun yüzünde korku belirdi.
“Belki de bizi doğduğumuzdan beri biliyor.”
Bir süre hiçbiri konuşmadı.
Sonra taşın üzerinde ince bir ışık belirdi.
Dört sembol aynı anda parladı.
Ve taşın içinden tek bir cümle duyuldu:
“Dört güç birleşmeden gerçek ortaya çıkmayacak.”
Işık söndü.
Orman yeniden sessizliğe gömüldü.
Alev taşı sıkıca tuttu.
“Artık bu işin peşini bırakamayız.”
Toprak başını salladı.
“Birlikteyiz.”
Su gülümsedi.
“Her zaman.”
Havva da ellerini onların ellerinin üzerine koydu.
“Dörtümüz... sonuna kadar.”
Dört kız ormandan ayrılırken hiçbiri fark etmedi.
Ağaçların çok daha gerisinde biri onları izliyordu.
Bu kez yüzünde bir gülümseme vardı.
“İlk adımı attılar.”
Ve karanlığın içinde kayboldu.