Ertesi sabah dört kızın aklında tek bir şey vardı.
Dört Elementin Mirası.
Gece gördükleri görüntüden sonra artık bunun sıradan bir tesadüf olmadığını biliyorlardı.
Alev, okul çıkışında diğer üç kızla buluştu.
“Bu kitabı bulmamız gerekiyor.”
Su etrafına baktı.
“Peki nerede olduğunu nasıl bulacağız?”
Toprak çantasından eski kâğıdı çıkardı.
“Bilmiyorum. Ama bu kâğıdın bir yerinde ipucu olmalı.”
Havva kâğıdı eline aldı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra gözlerini kapattı.
Hafif bir rüzgâr esmeye başladı.
“Bir şey hissediyorum.”
Alev ona yaklaştı.
“Nerede?”
Havva gözlerini açtı.
“Eski bir yerde... Taş duvarlar var. Çok eski bir yapı.”
Toprak düşündü.
“Kasabanın dışında eski bir manastır var.”
Su şaşkınlıkla ona baktı.
“Orayı nereden biliyorsun?”
“Babam anlatmıştı. Yıllardır kullanılmıyormuş.”
Dört kız birbirlerine baktı.
Karar verilmişti.
O gün okuldan sonra gizlice oraya gideceklerdi.
Akşamüstü eski yapının önüne geldiklerinde hava kararmaya başlamıştı.
Kapı yarı açıktı.
Alev kapıya dokundu.
Kapı kendiliğinden açıldı.
İçeri girdiklerinde dört kızın da tüyleri diken diken oldu.
Duvarlarda eski semboller vardı.
Ateş...
Su...
Toprak...
Hava...
Su duvara yaklaştı.
“Bunlar bizim güçlerimiz.”
Toprak başka bir duvarı gösterdi.
“Burada bir yazı var.”
Üzerinde şu cümle yazıyordu:
“Dört güç aynı anda uyandığında, kapalı olan kapı yeniden açılır.”
Havva'nın yüzü ciddileşti.
“Hangi kapı?”
Tam o anda binanın derinliklerinden bir ses geldi.
Güm!
Dört kız irkildi.
Alev'in saçları kırmızıya döndü.
Su'nun saçları mavi oldu.
Toprak'ın saçları kahverengiye dönüştü.
Havva'nın saçları griye büründü.
Dört güç aynı anda ortaya çıktı.
Yerdeki taşlar hareket etmeye başladı.
Duvarın ortasında dört sembollü büyük bir kapı belirdi.
Alev ateşini kapının üzerindeki sembole yöneltti.
Su suyunu ikinci sembole...
Toprak toprağı üçüncü sembole...
Havva rüzgârını dördüncü sembole...
Kapı titredi.
Sonra ağır ağır açıldı.
İçerisi tamamen karanlıktı.
Alev küçük bir ateş yakarak içeri baktı.
Duvarın ortasında eski bir sandık vardı.
Toprak sandığa yaklaştı.
Kapağı açtığında dört kızın nefesi kesildi.
Sandığın içinde eski, siyah kapaklı bir kitap duruyordu.
Kitabın üzerinde dört sembol vardı.
DÖRT ELEMENTİN MİRASI
Su kitabı eline almak üzereyken arkasından bir ses duyuldu.
“Onu sakın açmayın.”
Dört kız aynı anda arkasına döndü.
Kapının girişinde siyah pelerinli biri duruyordu.
Alev'in elindeki ateş büyüdü.
“Sen kimsin?”
Gölgedeki kişi bir adım öne çıktı.
Yüzü hâlâ karanlıktaydı.
“Ben, sizi yıllardır bekleyen kişiyim.”
Havva'nın gözleri büyüdü.
“Bizi neden bekliyorsun?”
Adam cevap vermedi.
Sadece kitaba baktı.
“Çünkü o kitap size gerçeği anlatacak.”
Bir an durdu.
“Ve gerçeği öğrendiğinizde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Dört kız birbirlerine baktı.
Artık geri dönüş yoktu.
Alev kitabı eline aldı.
“Gerçeği öğrenmekten korkmuyoruz.”
Kitabın kapağını açtı.
İlk sayfada yalnızca tek bir cümle vardı:
“Siz seçilmediniz... Siz mirasçısınız.”
Dört kızın yüzündeki şaşkınlık, karanlık odada yankılanan bir sesle birlikte daha da büyüdü.
“Ve mirasınızın peşinde olan yalnızca biz değiliz.”
Adamın sesi kesildi.
Dışarıdan başka bir ses duyuldu.
Birden fazla kişinin ayak sesleri...
Yaklaşıyorlardı.