Eski yapının içinde ayak sesleri giderek yaklaşıyordu.
Dört kız birbirlerine baktı.
Alev kitabı sıkıca göğsüne bastırdı.
“Bunlar kim?”
Siyah pelerinli adam kapıya doğru döndü.
“Artık burada kalamayız.”
Su şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen bizi korumaya mı çalışıyorsun?”
Adam cevap vermeden elini kaldırdı.
Kapının önünde güçlü bir rüzgâr oluştu.
Ayak sesleri bir anda kesildi.
“Şimdilik.”
Toprak kitabı işaret etti.
“Bize kim olduğumuzu anlat.”
Adam kızlara döndü.
“Bunu burada anlatamam. Ama bilmeniz gereken bir şey var.”
Dört kız sessizce onu dinledi.
“Dört elementin gücü, nesilden nesile aktarılır. Ancak bu güç her zaman dört kişide aynı anda uyanmaz.”
Havva sordu:
“Peki biz neden aynı gün ve aynı saatte doğduk?”
Adamın yüzü ciddileşti.
“Çünkü sizden önce gelen dört mirasçı yıllar önce kayboldu.”
Kızlar şaşkınlıkla birbirlerine baktı.
Alev hemen sordu:
“Ne demek kayboldu?”
“Bir gece ortadan kayboldular. Ardından güçleri de yok oldu. O günden beri yeni mirasçıların ortaya çıkması bekleniyordu.”
Su kitabın sayfalarını çevirdi.
“Peki bizim ailelerimiz bunu biliyor mu?”
Adam sustu.
Bu sessizlik yeterliydi.
Kızlar birbirlerine baktı.
Aileleri gerçekten bir şey biliyor olabilirdi.
Tam o sırada kapının dışından büyük bir gürültü geldi.
BANG!
Kapı yerinden sarsıldı.
Adam bağırdı:
“Geri çekilin!”
Alev'in saçları anında kırmızıya döndü.
Su'nun saçları maviye...
Toprak'ın kahverengiye...
Havva'nın griye...
Dört kız dönüşüm geçirdi.
Kapı ikinci darbede tamamen parçalandı.
İçeri üç kişi girdi.
Yüzleri kapalıydı.
Alev elini kaldırdı.
Ateş, odanın ortasında yükseldi.
“Yaklaşmayın!”
Maskeli kişilerden biri güldü.
“Güçlerinizi sonunda görebildik.”
Su suyu havaya kaldırdı.
“Bizi neden istiyorsunuz?”
Maskeli kişi cevap verdi:
“Çünkü sizin güçleriniz bize ait.”
Toprak öfkeyle yere vurdu.
Zemin çatladı.
“Bizim güçlerimizi alamazsınız!”
Havva'nın etrafında güçlü bir rüzgâr oluştu.
“Bunu deneyin.”
Dört kız ilk kez güçlerini aynı anda kullanarak karşılarındaki kişilere saldırdı.
Ateş...
Su...
Toprak...
Hava...
Dört güç birleştiğinde odanın içinde büyük bir enerji oluştu.
Maskeli kişiler geri savruldu.
Siyah pelerinli adam şaşkınlıkla kızlara baktı.
“Demek gerçekten sizsiniz...”
Alev ona döndü.
“Ne demek istiyorsun?”
Adam cevap veremeden maskeli kişilerden biri ayağa kalktı.
Elindeki siyah taşı yere fırlattı.
O anda odanın tamamı karanlığa gömüldü.
Kızlar birbirlerinin seslerini duymaya çalıştı.
“Alev!”
“Su!”
“Buradayım!”
“Havva!”
Karanlık birkaç saniye sonra ortadan kalktığında maskeli kişiler yoktu.
Ama kitap da yoktu.
Alev'in yüzü bembeyaz oldu.
“Kitabı aldılar.”
Siyah pelerinli adam yere baktı.
“Hayır.”
Kızlar ona döndü.
Adamın yüzündeki ifade değişmişti.
“Onlar kitabı çalmadı.”
Bir an durdu.
“Kitap kendisini onlara teslim etti.”
Dört kız ne diyeceğini bilemedi.
Çünkü artık anlıyorlardı.
Bu savaş daha yeni başlıyordu.