Yeraltındaki salon sessizliğe gömülmüştü.
Dört kız yan yana durmuş, karşılarındaki ölümsüz adama bakıyordu.
Alev'in ellerinde alevler yükseliyordu.
Su'nun etrafında su halkaları dönüyordu.
Toprak'ın ayaklarının altında taşlar hareket ediyordu.
Havva'nın çevresinde güçlü bir rüzgâr oluşmuştu.
Adam gülümsedi.
“Güçlerinizi yeni keşfettiniz. Bana karşı hiçbir şansınız yok.”
Alev öne çıktı.
“Bunu göreceğiz.”
Adam elini kaldırdı.
Salonun duvarlarından siyah gölgeler fırladı.
Dört kız aynı anda harekete geçti.
Alev önlerine ateşten bir duvar oluşturdu.
Su, duvarın üzerine gelen gölgeleri su dalgasıyla savurdu.
Toprak zemini yükselterek kendilerine koruma oluşturdu.
Havva ise güçlü bir rüzgârla gölgeleri geriye itti.
Fakat adam hiç etkilenmemişti.
Bir anda Alev'in önünde belirdi.
Alev geri savruldu.
“Alev!”
Su ona doğru koştu.
Adam elini Su'ya çevirdi.
Su'nun etrafındaki su bir anda yere döküldü.
Toprak öfkeyle yere vurdu.
Koca bir taş duvar adamın önünde yükseldi.
Adam duvara tek bir hareketle vurdu.
Duvar parçalandı.
Havva'nın gözleri büyüdü.
“Çok güçlü!”
Siyah pelerinli adam bağırdı:
“Tek başınıza saldırmayın! Güçlerinizi birleştirin!”
Dört kız birbirlerine baktı.
Alev elini uzattı.
“Birlikte.”
Su onun elini tuttu.
Toprak da ellerini onların üzerine koydu.
Havva son olarak elini birleştirdi.
Dört element aynı anda harekete geçti.
Ateş...
Su...
Toprak...
Hava...
Salonun ortasında büyük bir enerji küresi oluştu.
Adam ilk kez geri adım attı.
“Hayır...”
Kızlar güçlerini aynı anda serbest bıraktı.
Büyük bir ışık salonu kapladı.
Adam geriye savruldu.
Duvara çarptığında yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Demek güçleriniz birlikteyken böyle...”
Alev nefes nefese kaldı.
“Bitti mi?”
Siyah pelerinli adam başını salladı.
“Hayır.”
Kızlar şaşkınlıkla ona baktı.
Adamın çarptığı duvarda büyük bir çatlak oluşmuştu.
Çatlağın içinden siyah bir ışık yükselmeye başladı.
Siyah adam ayağa kalktı.
“Bu sadece başlangıç.”
Elini havaya kaldırdı.
Salonun ortasında karanlık bir kapı açıldı.
“Bir dahaki karşılaşmamızda yalnız olmayacağım.”
Sonra karanlık kapının içine girdi ve kayboldu.
Kapı kapandı.
Dört kız derin bir nefes aldı.
Alev yere oturdu.
“Bunu gerçekten yaptık mı?”
Su gülümseyerek ona baktı.
“Dörtümüz birlikte yaptık.”
Toprak siyah taşın yerde parlayan parçasını fark etti.
“Bir dakika...”
Taşı eline aldı.
Üzerinde yeni bir sembol oluşmuştu.
Dört elementin birleştiği tek bir sembol.
Havva ona baktı.
“Bu daha önce yoktu.”
Siyah pelerinli adam taşın yanına geldi.
“Çünkü ilk kez dört gücün gerçek anlamda birleştiğine tanık oldunuz.”
Alev kaşlarını çattı.
“Bu sembol ne?”
Adam cevap verdi:
“Bir uyarı.”
“Ne uyarısı?”
Adam yüzünü dört kıza çevirdi.
“Dört element uyandığında yalnızca güçleriniz uyanmaz.”
Bir an durdu.
“Dünyadaki eski güçler de uyanır.”
Dört kız birbirlerine baktı.
Tam o anda kalenin çok derinlerinden korkunç bir kükreme duyuldu.
Yer sallandı.
Havva fısıldadı:
“Bu ses de ne?”
Siyah pelerinli adamın yüzü bir anda bembeyaz oldu.
“Bunu duymamanız gerekiyordu.”
Alev ayağa kalktı.
“Ne var aşağıda?”
Adam cevap vermedi.
Kalenin duvarlarında yeni bir çatlak oluştu.
Çatlağın arkasından iki büyük göz açıldı.
Ve karanlığın içinden derin bir ses yükseldi:
“Mirasçılar geri döndü...”
Dört kız donup kaldı.
Çünkü bu kez karşılarında bir insan yoktu.
Kadim bir varlık uyanmıştı.