Gece çökmüştü.
Dört kız, ormanın derinliklerinde karşılarına çıkan taş yapının önünde sessizce duruyordu.
Alev, ellerini yumruk yaptı.
— Buraya daha önce hiç gelmedim… ama sanki burayı tanıyorum.
Su, duvarın üzerindeki eski sembollere baktı.
— Ben de aynı şeyi hissediyorum.
Toprak eğilip yerdeki taşlara dokundu.
Bir anda yerin altında hafif bir titreşim oluştu.
— Burada bir şey var.
Havva birkaç adım geriye çekildi.
— Ne demek bir şey var?
Toprak gözlerini kapattı.
— Bizi buraya çağıran şey… bu binanın altında.
Alev hemen duvara yaklaştı.
— O zaman içeri giriyoruz.
Su kolundan tuttu.
— Ya bizi buraya çağıran şey iyi değilse?
Alev ona baktı.
— Bunu öğrenmenin tek yolu var.
Tam o sırada duvarın üzerindeki dört sembol aynı anda parladı.
Alev'in sembolü kızıl renkte yandı.
Su'nunki maviye dönüştü.
Toprak'ın sembolü kahverengi bir ışık saçtı.
Havva'nın sembolünün etrafında gri bir rüzgâr dolaşmaya başladı.
Dört kız birbirine baktı.
Sonra taş duvarın ortasında büyük bir kapı belirdi.
Kapının üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“DÖRT GÜÇ BİR ARAYA GELDİĞİNDE, UNUTULAN GERÇEK UYANIR.”
Havva'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Unutulan gerçek ne?
Kimse cevap veremedi.
Alev kapıya elini uzattı.
Dokunduğu anda kapı açıldı.
İçeriden buz gibi bir hava yayıldı.
Dört kız yavaşça içeri girdi.
Odanın ortasında büyük, yuvarlak bir taş masa vardı.
Masanın üzerinde dört küçük taş duruyordu.
Her biri farklı renkteydi.
Alev kırmızı taşa yaklaştığında taş parladı.
Su mavi taşa dokunduğunda odanın içinde su damlaları havada süzülmeye başladı.
Toprak kahverengi taşa elini koyduğunda zemin hafifçe sallandı.
Havva gri taşa dokunduğunda güçlü bir rüzgâr yükseldi.
Bir anda masanın ortasında ışık belirdi.
Işığın içinde bir kadın görüntüsü oluştu.
Dört kız donup kaldı.
Kadın onlara bakıyordu.
— Eğer bunu görüyorsanız… artık saklanmanız mümkün değil.
Alev bir adım öne çıktı.
— Sen kimsin?
Kadın cevap vermeden önce görüntü titredi.
— Siz doğmadan çok önce… dört güç yeniden dünyaya gönderildi.
Su'nun gözleri büyüdü.
— Yeniden mi?
Kadın devam etti:
— Çünkü daha önce onları taşıyanlar başarısız oldu.
Toprak kaşlarını çattı.
— Ne oldu onlara?
Kadının yüzü bir anda ciddileşti.
— Karanlık onları buldu.
O anda odanın ışıkları söndü.
Havva'nın sesi duyuldu:
— Kızlar…
Dört kız arkasını döndü.
Kapının önünde siyah bir gölge duruyordu.
Alev'in ellerinde alevler yükseldi.
— Kim olduğunu söyle!
Gölge bir adım attı.
— Artık bunu bilmenizin zamanı geldi.
Su geri çekildi.
— Sen bizi mi takip ediyordun?
Gölge cevap vermedi.
Sadece dört kıza baktı.
— Güçlerinizi uyandırdınız.
Toprak yumruklarını sıktı.
— Sen kimsin?
Gölgenin yüzü karanlığın içinden yavaşça ortaya çıktı.
Ve dört kız aynı anda nefesini tuttu.
Çünkü karşılarındaki kişi…
onların ailelerinden birini çok yakından tanıyordu.
Alev'in gözleri büyüdü.
— Bu… mümkün değil.
Gölge hafifçe gülümsedi.
— Asıl hikâyeniz şimdi başlıyor.