O gece gökyüzünde garip bir sessizlik vardı.
Şehir her zamanki gibi uyuyordu. Sokak lambaları yanıyor, evlerin pencerelerinde birkaç ışık görünüyordu. Kimse, o gecenin sıradan bir gece olmadığını bilmiyordu.
Birbirine yıllardır dost olan dört aile, aynı saatlerde hayatlarının en büyük değişimini yaşayacaktı.
Saat gece yarısını gösterdiğinde ilk bebek dünyaya geldi.
Alev...
Doğduğu anda odanın sıcaklığı bir anda yükseldi. Hemşire şaşkınlıkla etrafına bakındı. Alev'in ağlamasıyla birlikte odadaki küçük lambanın ışığı titredi.
Kimse bunun neden olduğunu anlayamadı.
Aynı dakikalarda başka bir evde ikinci bebek dünyaya geldi.
Su...
Su'nun doğduğu anda odadaki su bardağının içindeki su kendi kendine hareket etti. Önce hafifçe dalgalandı, sonra birkaç damla havaya yükselip tekrar bardağın içine düştü.
Ailesi bunu yalnızca bir tesadüf sandı.
Üçüncü evde ise Toprak dünyaya geldi.
Toprak'ın doğduğu sırada yatağın yanındaki saksının içindeki toprak hafifçe kıpırdadı. Küçük bir bitkinin yaprakları bir anda hareketlendi.
Ve son olarak Havva...
Havva doğduğu anda odanın penceresi kapalı olmasına rağmen perde hızla havalandı. Odadaki hava bir anlığına döndü.
Dört bebek...
Dört farklı ev...
Dört farklı güç...
Ama hepsinin doğum saati aynıydı.
Aileler kısa süre içinde çocuklarında bazı gariplikler olduğunu fark etmeye başladı. Kimi zaman odanın sıcaklığı değişiyor, kimi zaman su hareket ediyor, kimi zaman eşyaların yanında toprak kıpırdıyor, kimi zaman da açıklanamayan bir rüzgâr ortaya çıkıyordu.
Endişelenen aileler çocuklarını doktorlara götürdü.
Doktorların cevabı ise aynıydı:
“Çocuğunuz tamamen sağlıklı.”
Aileler bu cevabı kabul etmek zorunda kaldı.
Yıllar geçti.
Dört kız beş yaşına geldiğinde, hayatlarının en büyük sırrını kendileri keşfetti.
Alev ateşe dokunduğunda alevler ona zarar vermedi.
Su, ellerini kaldırdığında suyun hareket ettiğini gördü.
Toprak, yere dokunduğunda toprağın parmaklarının arasında şekil değiştirdiğini fark etti.
Havva ise ellerini havaya kaldırdığında rüzgârın onun hareketlerine cevap verdiğini gördü.
İlk başta korktular.
Sonra birbirlerine anlattılar.
Çünkü aileleri yıllardır dosttu ve dört kız küçüklüklerinden beri birbirlerini tanıyordu.
Bir araya geldiklerinde yaşadıklarını konuştular.
Kimseye söylememeye karar verdiler.
Bu onların sırrıydı.
Alev'in ateşi...
Su'nun suyu...
Toprak'ın toprağı...
Havva'nın havası...
Ve hiçbiri henüz bilmiyordu...
Bu güçlerin onlara neden verildiğini.