İçeriğe geç

DÖRT AİLENİN SAVAŞI

Ev bir anda sessizliğe gömüldü.

Kapının önünde maskeli insanlar vardı.

Dört aile ise kızlarının önünde duruyordu.

Alev babasına baktı.

“Baba, ne yapıyorsun?”

Babası gözlerini kapıya dikti.

“Bu kez sizi biz koruyacağız.”

Maskeli adamlardan biri öne çıktı.

“Yıllarca onları sakladınız.”

Alev'in babası cevap verdi:

“Çünkü onlar çocuktu.”

Adam alaycı bir şekilde güldü.

“Artık çocuk değiller.”

Alev bir adım öne çıktı.

Saçları yavaşça kırmızıya dönüştü.

Gözleri de aynı renge büründü.

“Onlara dokunmayacaksınız.”

Su, Toprak ve Havva da Alev'in yanına geçti.

Su'nun saçları ve gözleri maviye...

Toprak'ın saçları ve gözleri kahverengiye...

Havva'nın saçları ve gözleri griye dönüştü.

Aileler ilk kez kızlarını bu şekilde görüyordu.

Anneler şaşkınlıkla çocuklarına bakıyordu.

Ama korkmaktan çok gurur duyuyorlardı.

Maskeli kişilerden üçü aynı anda eve girmeye çalıştı.

Alev ellerini kaldırdı.

Ateş kapının önünde bir duvar oluşturdu.

Su, yerdeki suyu yükselterek ateşin yanında büyük bir dalga oluşturdu.

Toprak zemini hareket ettirdi.

Havva ise güçlü bir rüzgâr gönderdi.

Maskeli kişiler geri savruldu.

Fakat içlerinden biri diğerlerinden farklıydı.

Siyah bir taş çıkardı.

Taşı havaya kaldırdığı anda kızların güçleri birden zayıfladı.

Alev dizlerinin üzerine çöktü.

“Ne oluyor?”

Su nefes almakta zorlandı.

“Gücümü kullanamıyorum!”

Toprak ellerine baktı.

“Ben de...”

Havva yere düştü.

“Bu taş... güçlerimizi bastırıyor.”

Tam o sırada siyah pelerinli adam ortaya çıktı.

Elinde dört küçük taş vardı.

Her biri farklı renkteydi.

Taşları kızların önüne fırlattı.

“Bunlar sizi koruyacak.”

Alev taşı eline aldığı anda gücü geri geldi.

Aynı şey Su, Toprak ve Havva için de oldu.

Dört kız ayağa kalktı.

Siyah pelerinli adam bağırdı:

“Birlikte kullanın!”

Dört kız ellerini birbirine yaklaştırdı.

Ateş...

Su...

Toprak...

Hava...

Güçleri birleştiğinde evin içinde büyük bir ışık oluştu.

Maskeli kişiler geri çekildi.

Ama aralarındaki kişi geri adım atmadı.

Maskesini çıkardı.

Dört kızın yüzündeki ifade değişti.

Çünkü karşılarındaki kişi hiç yabancı değildi.

Alev fısıldadı:

“Sen...”

Adam gülümsedi.

“Beni hatırlamanız mümkün değil.”

Sonra dört aileye baktı.

“Ama aileleriniz beni çok iyi hatırlıyor.”

Odadaki herkes sustu.

Alev'in babasının yüzü bembeyaz olmuştu.

“Senin burada ne işin var?”

Adam gülümsedi.

“Yıllardır beklediğim şey sonunda gerçekleşti.”

Su'nun sesi titredi.

“Ne bekliyordun?”

Adam dört kıza baktı.

“Dört mirasçının aynı anda uyanmasını.”

Bir an durdu.

“Çünkü onların güçleri olmadan kapı açılamaz.”

Toprak sordu:

“Hangi kapı?”

Adam cevap vermeden geri çekildi.

“Bunu yakında öğreneceksiniz.”

Bir anda siyah bir sis odanın tamamını kapladı.

Sis dağıldığında maskeli kişiler yoktu.

Adam da gitmişti.

Ama yerde küçük bir kâğıt bırakmıştı.

Alev kâğıdı aldı.

Üzerinde yalnızca şu yazıyordu:

“Dolunay gecesi. Eski kalenin kapısında.”

Dört kız birbirlerine baktı.

Havva sessizce konuştu:

“Sanırım bizi oraya çağırıyor.”

Siyah pelerinli adam başını salladı.

“Evet.”

Alev ona döndü.

“Peki neden?”

Adamın cevabı tek cümle oldu:

“Çünkü asıl hikâyeniz daha yeni başlıyor.”