İçeriğe geç

DOLUNAYIN ÇAĞRISI

O geceden sonra dört aile için hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Evde herkes sessizdi.

Kızlar odalarında bir araya gelmiş, önlerindeki kâğıda bakıyordu.

“Dolunay gecesi. Eski kalenin kapısında.”

Havva kâğıdı elinde çevirip durdu.

“Oraya gitmemizi istiyor.”

Su endişeyle başını salladı.

“Belki de bu bir tuzak.”

Alev pencerenin önünde durmuş, gökyüzüne bakıyordu.

“Gitmezsek de peşimizi bırakmayacaklar.”

Toprak masadaki eski kitabın kopyalanmış sayfalarına baktı.

“Üstelik o adam ‘kapı açılamaz’ demişti. Bence bütün bunların bir sebebi var.”

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonunda Alev dönüp arkadaşlarına baktı.

“Dört kişiyiz. Ne olursa olsun birlikteyiz.”

Su elini uzattı.

“Her zaman.”

Toprak elini onların üzerine koydu.

“Sonuna kadar.”

Havva da ellerini birleştirdi.

“Dört element.”


Dolunay gecesi geldiğinde gökyüzü tamamen açıktı.

Ay, ormanın üzerini aydınlatıyordu.

Dört kız ailelerinden habersiz kaleye doğru ilerledi.

Eski kale yıllardır kullanılmıyordu.

Duvarları yosun tutmuş, kapıları paslanmıştı.

Fakat kaleye yaklaştıklarında dört kız aynı şeyi hissetti.

Güçleri hareketlenmeye başlamıştı.

Alev'in elleri ısındı.

Su'nun etrafındaki nem yoğunlaştı.

Toprak'ın ayaklarının altında küçük taşlar hareket etti.

Havva'nın saçları rüzgâr olmamasına rağmen hafifçe savruldu.

Kalenin kapısına geldiklerinde üzerinde dört sembol gördüler.

Alev elini ateş sembolüne koydu.

Su elini su sembolüne...

Toprak elini toprak sembolüne...

Havva elini hava sembolüne...

Kapı titremeye başladı.

Sonra büyük bir gürültüyle açıldı.

İçeride onları bekleyen kişi siyah pelerinli adamdı.

“Geldiniz.”

Alev sertçe sordu:

“Artık bize gerçekleri anlat.”

Adam başını salladı.

“Zamanı geldi.”

Kalenin içinde büyük bir salona girdiler.

Duvarlarda dört elementin sembolleri vardı.

Adam salonun ortasındaki taş masayı gösterdi.

“Burası, ilk mirasçıların güçlerini öğrendiği yer.”

Su şaşkınlıkla sordu:

“İlk mirasçılar kimdi?”

Adam duvardaki dört figürü gösterdi.

“Yüzyıllar önce yaşayan dört kişi.”

Toprak duvardaki yazıyı okudu.

“Onlar da bizim gibi miymiş?”

“Evet.”

Havva'nın gözleri büyüdü.

“Peki sonra ne oldu?”

Adamın yüzü karardı.

“Bir kişi onların güçlerini ele geçirmek istedi.”

Alev sordu:

“Kim?”

Adam cevap vermeden önce kalenin derinliklerinden büyük bir uğultu geldi.

Duvarlar sarsıldı.

Dört kız birbirlerine baktı.

Adamın yüzündeki ifade değişti.

“Çok geç.”

Kalenin kapısı kendi kendine kapandı.

Salonda siyah bir sis yükselmeye başladı.

Sisin içinden bir ses duyuldu:

“Dört mirasçı sonunda bir arada.”

Alev'in saçları kırmızıya döndü.

Su'nun saçları mavi oldu.

Toprak'ın saçları kahverengiye dönüştü.

Havva'nın saçları griye büründü.

Dört kız güçlerini kullanmaya hazırlanırken siyah sisin içinden bir siluet ortaya çıktı.

Adam yavaşça onlara doğru yürüdü.

“Artık güçlerinizi saklamanıza gerek yok.”

Bir an durdu.

“Çünkü bu gece...”

Gözleri parladı.

“...mirasınızı geri almaya geldim.”

Kalenin taş duvarlarında dört sembol aynı anda parladı.

Ve yerin derinliklerinden korkunç bir ses yükseldi.

Kapı açılmaya başlamıştı.