Ormandan döndüklerinden beri dört kızın aklı aynı yerdeydi.
Siyah taş...
Üzerindeki dört sembol...
Ve duydukları o cümle:
“Dört güç birleşmeden gerçek ortaya çıkmayacak.”
O gece dört kız, kimsenin onları duyamayacağı bir odada buluştu.
Alev taşı masanın üzerine bıraktı.
“Bence bu taşın bizim doğumumuzla bir ilgisi var.”
Su kaşlarını çattı.
“Nasıl bir bağlantı olabilir?”
Toprak sessizce düşündü.
“Dördümüz aynı gün, aynı saatte doğduk.”
Havva bir anda başını kaldırdı.
“Ya bu bir tesadüf değilse?”
Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.
Alev taşı tekrar eline aldı.
“Doğduğumuz gece ailelerimiz ne olduğunu bilmiyordu. Doktorlar bile hiçbir şey bulamadı.”
Su yavaşça konuştu.
“Belki de ailelerimizden saklanan bir şey var.”
Bu düşünce hepsini huzursuz etti.
Ertesi gün dört kız ailelerini dikkatlice gözlemlemeye başladı.
Babalarının konuşmalarına kulak verdiler.
Annelerinin eski fotoğraflarına baktılar.
Ama hiçbir şey bulamadılar.
Ta ki Toprak, annesinin dolabında eski bir kutu bulana kadar.
Kutunun üzerinde yalnızca bir tarih yazıyordu.
Doğdukları gün.
Toprak kutuyu alıp diğer kızların yanına koştu.
“Bunu buldum!”
Dördü kutunun etrafında toplandı.
Alev kapağı açtı.
İçinden dört tane küçük bileklik çıktı.
Her birinin üzerinde farklı bir sembol vardı.
Ateş...
Su...
Toprak...
Hava...
Dört kız birbirine baktı.
“Bunlar ne?” dedi Su.
Havva bilekliklerden birini eline aldı.
Dokunduğu anda bileklik parladı.
Aynı anda diğer üç bileklik de ışık saçmaya başladı.
Dört kızın gözleri büyüdü.
Alev'in saçları kırmızıya döndü.
Su'nun saçları mavi oldu.
Toprak'ın saçları kahverengiye dönüştü.
Havva'nın saçları griye büründü.
Güçleri istemsizce ortaya çıkmıştı.
Tam o sırada kutunun içinde gizlenmiş eski bir kâğıt fark ettiler.
Toprak kâğıdı açtı.
Üzerinde yalnızca birkaç cümle vardı:
“Dört çocuk... aynı gün... aynı saat...”
Kâğıdın devamı yırtılmıştı.
Alev kâğıdı elinden aldı.
“Bunun devamı nerede?”
Kimse cevap veremedi.
Tam o sırada kapının dışından bir ses geldi.
“Ne arıyorsunuz?”
Dört kız korkuyla kapıya döndü.
Toprak hızla kutuyu kapattı.
Kapının önünde annelerinden biri duruyordu.
Kızlar birbirlerine baktı.
İlk kez sırlarının ortaya çıkmasından gerçekten korkmuşlardı.
Çünkü artık ellerinde bir kanıt vardı.
Ve o kanıt, güçlerinin tesadüf olmadığını gösteriyordu.
Ama asıl soru hâlâ cevapsızdı:
Onları kim seçmişti?
Ve neden dört kız?
O gece kimsenin bilmediği bir yerde, yıllardır saklanan eski bir kitap açıldı.
Kitabın ilk sayfasında dört sembol vardı.
Aynı dört sembol...
Ve sayfanın altında tek bir cümle:
“Onlar geri döndüğünde, kadim güçler yeniden uyanacak.”