Çarşamba sabahı Efsane Ekibi'nin WhatsApp grubu her zamanki gibi erkenden hareketlenmişti.
Saat daha 08.15'ti.
EFSANE EKİBİ 🔥
Aydilge:
“Günaydınnn.”
Ali:
“Sabah sabah neşen nereden geliyor?”
Aydilge:
“Bugün kendime ödül vereceğim.”
Nuray:
“Ne ödülü?”
Aydilge:
“Çikolata.”
Ali:
“Sen dün diyette değil miydin?”
Aydilge:
“Dündü.”
Ayben:
“😂😂😂”
Nuray:
“İki haftalık diyet yine iki güne düştü.”
Aydilge cevap yazmadan önce Muzaffer gruba bir mesaj attı.
Muzaffer:
“Bugün Aybüke'yle iş çıkışı görüşeceğiz.”
Ali hemen cevap verdi.
Ali:
“BİZİ ÇAĞIRMAYIN.”
Muzaffer:
“Çağırmayacağım zaten.”
Ali:
“Bu sefer gerçekten takip etmiyoruz.”
Nuray:
“Ben takip ederim.”
Aybüke:
“SAKIN.”
Nuray telefonu bıraktı.
— Tamam…
Beş dakika sonra tekrar yazdı.
Nuray:
“Şaka yaptım.”
Kuyumcuda Küçük Bir Sürpriz
Aybüke işe geldiğinde Muzaffer'in masasında küçük bir paket gördü.
— Bu ne?
Muzaffer başını kaldırdı.
— Senin.
Aybüke paketi aldı.
— Ne aldın?
— Aç.
Aybüke paketi açınca içinden küçük, zarif bir bileklik çıktı.
Bir süre sessiz kaldı.
— Muzaffer…
— Beğenmedin mi?
Aybüke bilekliği eline aldı.
— Çok güzel.
— Takayım mı?
Aybüke gülümsedi.
— Tak.
Muzaffer bilekliği Aybüke'nin bileğine taktı.
Aybüke bileğine baktı.
— Nereden buldun?
— Kuyumcudan.
Aybüke ona baktı.
— Zaten kuyumcuda çalışıyorsun.
— Olsun. Seçmesi zor oldu.
— Neden?
— Sana yakışacak bir şey bulmak istedim.
Aybüke'nin yüzü yumuşadı.
— Teşekkür ederim.
Muzaffer gülümsedi.
— Rica ederim sevgilim.
Tam o sırada kapıdan biri seslendi.
— AŞK KOKUSU ALDIM!
Aybüke başını çevirdi.
Ali kapıda duruyordu.
— Sen burada ne yapıyorsun?
Ali:
— Tesadüfen geçiyordum.
Aybüke:
— Senin işin burada değil.
Ali:
— Evet.
Muzaffer:
— Ne işin var?
Ali:
— Çay içmeye geldim.
Aybüke:
— Bizim burada çay yok.
Ali:
— O zaman yanlış yere gelmişim.
Ve kahkaha atarak çıktı.
Öğle Arasında O Mesaj
Aybüke öğle arasında telefonuna baktığında Muzaffer'den mesaj geldi.
Muzaffer:
“Akşam sana bir şey söyleyeceğim.”
Aybüke hemen cevap verdi.
Aybüke:
“Ne söyleyeceksin?”
Muzaffer:
“Akşam.”
Aybüke:
“Şimdi söyle.”
Muzaffer:
“Yok.”
Aybüke'nin aklına bin türlü şey geldi.
“Bir sorun mu var?”
“Bir şey mi oldu?”
“Acaba kavga mı edeceğiz?”
Sonunda dayanamadı.
Aybüke:
“Bak Muzaffer, beni merakta bırakma.”
Muzaffer sadece bir kalp gönderdi.
Aybüke telefonu masaya bıraktı.
— Sinir edeceksin beni…
Yanlış Anlama
Aynı saatlerde Aydilge de telefonuna bir mesaj aldı.
Mesaj Muzaffer'dendi.
Muzaffer:
“Akşam Aybüke'yle konuşacağım. Biraz yardım lazım olabilir.”
Aydilge mesajı okuyunca hemen yanlış anladı.
Aydilge:
“Ne oldu?”
Muzaffer:
“Bir şey yok.”
Aydilge bunu gruba yazdı.
Aydilge:
“ARKADAŞLAR BENCE BİR ŞEY VAR.”
Nuray:
“Ne var?”
Aydilge:
“Muzaffer Aybüke'yle ciddi bir şey konuşacakmış.”
Ali:
“Eyvah.”
Ayben:
“Ne olmuş olabilir?”
Nuray:
“Acaba ayrılıyorlar mı?”
Aybüke tam o sırada gruba girdi.
Aybüke:
“NE?”
Grup sustu.
Aybüke:
“Kim ayrılıyor?”
Nuray:
“Şey…”
Aydilge:
“Muzaffer akşam seninle konuşacakmış.”
Aybüke'nin kalbi hızlandı.
Aybüke:
“Evet ama neden?”
Ali yazdı:
Ali:
“Bence hiçbir şey yok.”
Nuray:
“Bence var.”
Aybüke:
“Nuray!”
Nuray:
“Tamam sustum.”
Ama bu kez gerçekten sustu.
Akşam
Muzaffer iş çıkışında Aybüke'yi aldı.
Aybüke arabaya bindiğinde yüzü ciddi görünüyordu.
Muzaffer:
— Ne oldu?
— Sen söyle.
— Ne söyleyeyim?
— Akşam konuşacağım dedin.
Muzaffer gülümsedi.
— Evet.
— E neden söylemiyorsun?
— Birazdan.
Aybüke kollarını bağladı.
— Benimle dalga geçiyorsun.
— Hayır.
Bir süre sonra araba durdu.
Muzaffer bagajdan küçük bir kutu çıkardı.
Aybüke şaşırdı.
— Bu ne?
— Aç.
Aybüke kutuyu açtı.
İçinden küçük bir fotoğraf albümü çıktı.
İlk sayfada birlikte çekildikleri fotoğraf vardı.
Aybüke'nin gözleri doldu.
— Bunları ne zaman yaptın?
— Birkaç gündür.
Sayfaları çevirdikçe birlikte yaşadıkları küçük anların fotoğrafları çıktı.
İlk buluştukları gün.
Sahildeki akşam.
Ekipçe gittikleri gece.
Ve son sayfada boş bir sayfa vardı.
Üzerinde sadece küçük bir not:
“Bundan sonrasını birlikte dolduralım.”
Aybüke uzun süre konuşamadı.
Muzaffer:
— Korkuttum seni galiba.
Aybüke gözlerini silerek güldü.
— Evet.
— Özür dilerim.
— Bir daha böyle gizemli mesaj atarsan gerçekten döverim seni.
Muzaffer güldü.
— Tamam.
Aybüke ona sarıldı.
— Ama çok güzel olmuş.
Muzaffer onu sıkıca sarıldı.
— Beğenmene sevindim.
Ekip Her Şeyi Öğreniyor
Aybüke gece gruba fotoğraf attı.
Bilekliği ve albümü gösteriyordu.
Aybüke:
“Boşuna korkuttunuz beni.”
Aydilge:
“AYYYYY!”
Nuray:
“Çok güzel!”
Ayben:
“Çok düşünceli olmuş.”
Ali:
Ali:
“Ben zaten ayrılmayacaklarını biliyordum.”
Aybüke:
Aybüke:
“Sen az önce ayrılıyorlar demedin mi?”
Ali:
Ali:
“Ben ortamı test ettim.”
Nuray:
Nuray:
“Ben de.”
Aydilge:
Aydilge:
“Ben gerçekten korktum.”
Aybüke:
Aybüke:
“Bir daha benim ilişkimi sizden önce ben öğrenmek istiyorum.”
Muzaffer:
Muzaffer:
“Ben söyledim ama.”
Aybüke:
Aybüke:
“Sen de ayrı bir konusun.”
Ali son mesajı attı:
Ali:
“Arkadaşlar yarın önemli toplantı var.”
Aydilge:
“Ne toplantısı?”
Ali:
“Efsane Ekibi'nin resmi dedikodu toplantısı.”
Nuray:
“Ben başkanım.”
Aybüke:
“BEN YOKUM.”
Ali:
“Zaten seni konu yapacağız.”
Aybüke:
Aybüke:
“ALİİİİ!”
Telefonların arkasında herkes kahkahalarla gülerken, Efsane Ekibi'nin sıradan bir günü daha böyle sona erdi.
Ama kimsenin bilmediği bir şey vardı…
Ertesi gün Aybüke'nin çalıştığı kuyumcuda yaşanacak olay, bütün ekibi birbirine düşürecekti.