İçeriğe geç

ÖZEL BÖLÜM - EFSANE EKİBİ YENİDEN BİR ARADA

Aradan birkaç ay geçmişti.

Her şey normale dönmüş gibiydi.

Ama Efsane Ekibi için “normal” diye bir şey zaten hiçbir zaman olmamıştı.

Cumartesi günü saat öğlen ikiydi.

Aybüke telefonuna gelen mesajla gözlerini açtı.

Muzaffer:
“Uyan sevgilim.”

Aybüke yorganın altından telefonu eline aldı.

Aybüke:
“Uyuyorum.”

Muzaffer:
“Mesaj attığına göre uyanıksın.”

Aybüke:
“Sinirimi bozma sabah sabah.”

Muzaffer:
“Öğlen oldu.”

Aybüke saate baktı.

14.03.

— Oha!

Yataktan fırladı.

Tam o sırada yeni mesaj geldi.

Muzaffer:
“Bir saate hazır ol.”

Aybüke:

“Nereye gidiyoruz?”

Cevap hemen geldi.

“Sürpriz.”

Aybüke kaşlarını çattı.

— Bunun sürprizi kesin başıma bela olacak.


Efsane Ekibi Grubu

Telefonuna bir anda onlarca bildirim düştü.

EFSANE EKİBİ 🔥

Nuray:
“HERKES HAZIR MI?”

Aydilge:
“Ben hazırım.”

Ali:
“Ben açım.”

Ayben:
“Daha buluşma saatini bile konuşmadık.”

Ali:
“Ben açım dedim.”

Nuray:
“Bunu neden gruba yazıyorsun?”

Ali:
“Bilgi paylaşımı.”

Aydilge:
“Ben de acıktım.”

Nuray:
“Sen diyet yapmıyor muydun?”

Aydilge:
“Bugün özel gün.”

Nuray:
“Her gün özel gün.”

Aydilge:
“Hayat kısa.”

Aybüke kahkaha attı.

Sonra gruba yazdı:

Aybüke:
“Muzaffer beni de sürüklemeye çalışıyor. Nereye gidiyoruz?”

Ali:
“Bence düğün.”

Aybüke:
“Ali!”

Muzaffer:
“Ben buradayım.”

Ali:
“Damat geldi.”

Muzaffer:
“Kaçırayım mı Aybüke'yi?”

Aybüke:
“Önce beni ikna et.”

Nuray:
“Ben bu ikiliyi seviyorum.”


Sürpriz

Bir saat sonra herkes buluştu.

Muzaffer'in planı basitti.

Ekip birlikte pikniğe gidecekti.

Ama daha arabaya binmeden Aydilge elindeki poşetleri gösterdi.

Ali:

— O poşetlerde ne var?

Aydilge:

— Birkaç şey.

Nuray:

— “Birkaç şey” dediği üç kilo yiyecek.

Aydilge:

— Abartma.

Ali poşetlerden birini açtı.

— Börek mi?

— Evet.

— Kek?

— Evet.

— Kurabiye?

— Evet.

Ali başını salladı.

— Diyetin hayırlı olsun.

Aydilge:

— Ben zaten pazartesi başlıyorum.

Nuray:

— Bugün cumartesi.

— Olsun.

Herkes gülmeye başladı.


Piknik Alanı

Bir süre sonra geniş, yeşil bir alana geldiler.

Herkes örtüleri serdi.

Ayben yiyecekleri düzenlemeye çalışırken Ali her şeyi karıştırıyordu.

— Ali, şunları yerine koy.

— Koyuyorum.

— O neden senin cebinde?

Ali elindeki kurabiyeyi saklamaya çalıştı.

— Bu benim.

Ayben:

— O ortak.

— Artık değil.

Nuray kahkaha attı.

Aybüke biraz ileride oturmuştu.

Muzaffer yanına geldi.

— Mutlu musun?

Aybüke ona baktı.

— Evet.

— Gerçekten mi?

— Evet.

Muzaffer gülümsedi.

— Seni mutlu görmek hoşuma gidiyor.

Aybüke başını onun omzuna yasladı.

— Sen de beni çok güldürüyorsun.

— İyi anlamda mı?

— Bazen.

— Bazen?

Aybüke gülerek:

— Fazla konuşma.

Muzaffer onun elini tuttu.

Tam o sırada arkadan Ali'nin sesi geldi.

— AŞK KOKUSU ALIYORUM!

Aybüke yerinden fırladı.

— ALİ!

Herkes kahkahaya boğuldu.


Akşamüstü

Güneş yavaş yavaş batmaya başlamıştı.

Ekip ateşin etrafında oturuyordu.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Ayben:

— Düşünüyorum da…

Nuray:

— Eyvah.

— Ne eyvah?

Ali:

— Ayben düşünmeye başladı.

Ayben gülerek:

— Çok komiksin.

— Teşekkür ederim.

Ayben devam etti:

— Bunca şey yaşadık. Kavga ettik, küstük, barıştık… Ama yine de hep beraberiz.

Aydilge:

— Çünkü biz birbirimizi bırakmıyoruz.

Nuray:

— Bazen birbirimizin kafasını şişirsek de.

Ali:

— Özellikle sen.

Nuray:

— Ne demek özellikle ben?

Ali:

— Hiç.

Nuray:

— Tamam.

Bir dakika sessizlik oldu.

Sonra Nuray tekrar konuşmaya başladı.

— Bu arada yarın ne yapıyoruz?

Herkes kahkaha attı.

Aybüke:

— İşte Efsane Ekibi.


Küçük Bir Sürpriz

Muzaffer ayağa kalktı.

— Aybüke, benimle gelir misin?

Aybüke:

— Nereye?

— Gel.

İkisi biraz uzaklaştı.

Muzaffer cebinden küçük bir kutu çıkardı.

Aybüke şaşırdı.

— Bu ne?

— Aç.

Aybüke kutuyu açtı.

İçinden küçük, zarif bir bileklik çıktı.

Üzerinde minik bir “E” harfi vardı.

Aybüke gülümsedi.

— E ne?

Muzaffer:

— Efsane.

Aybüke ona baktı.

— Sadece Efsane mi?

Muzaffer gülümsedi.

— Bir de…

Bilekliğin arkasını çevirdi.

Orada küçük harflerle başka bir şey yazıyordu:

“Hep birlikte.”

Aybüke'nin gözleri doldu.

— Muzaffer…

— Bunu gördüğünde bizi hatırla istedim.

Aybüke ona sarıldı.

— Seni seviyorum.

Muzaffer:

— Ben de seni seviyorum.

Arkadan bir ses geldi.

— BİZ DE VARIZ!

İkisi aynı anda döndü.

Bütün ekip onları izliyordu.

Ali:

— Romantik sahnenizi böldük ama dayanamadık.

Aybüke:

— Siz hiç gizli kalamıyorsunuz.

Nuray:

— Çünkü biz ekip olarak gizli iş yapamıyoruz.

Aydilge:

— Ben acıktım.

Ali:

— İşte beklediğim cümle.


Yıllar Sonra Bile…

O gece eve dönerlerken herkes farklı yönlere dağıldı.

Aybüke ve Muzaffer biraz daha yürüdüler.

Muzaffer:

— Bugün güzeldi.

Aybüke:

— Çok.

— Bir şey soracağım.

— Sor.

— Sence biz hep böyle kalır mıyız?

Aybüke ona baktı.

— Nasıl?

Muzaffer gülümsedi.

— Böyle kalabalık.

Aybüke elini tuttu.

— Hayat değişir.

Bir an sustu.

— İnsanlar değişir.

Sonra gülümsedi.

— Ama gerçek dostluk değişmez.

Muzaffer:

— Peki biz?

Aybüke başını onun omzuna yasladı.

— Biz de değişiriz.

— Kötü mü?

— Hayır.

Gülümsedi.

— Birlikte büyürüz.

Muzaffer onun elini sıktı.

Ve o gece…

Efsane Ekibi'nin hikâyesinde yeni bir sayfa açıldı.

Belki artık gizemler yoktu.

Belki büyük kavgalar geride kalmıştı.

Ama kahkahalar…

Dostluklar…

Ve birlikte geçirilen güzel günler…

Daha yeni başlıyordu.

Çünkü bazı hikâyeler…

“SON” yazısıyla bitmez.

Bazı hikâyeler sadece…

“DEVAM EDECEK…” der.

EFSANE EKİBİ ❤️

ÖZEL BÖLÜM SONU