Perşembe sabahı Aybüke işe geldiğinde her şey normal başlamıştı.
Çantasını bıraktı.
Kahvesini aldı.
Bilgisayarını açtı.
Tam derin bir nefes almıştı ki iş yerine yeni bir çalışan geldi.
Uzun boylu, bakımlı bir adamdı.
Yanındaki ustalardan biri onu Aybüke'ye tanıttı.
— Aybüke, yeni arkadaşımız Emre. Bugünden itibaren bizimle çalışacak.
Aybüke başını salladı.
— Hoş geldin.
— Hoş bulduk.
Muzaffer birkaç metre öteden olan biteni izliyordu.
Önce Emre'ye baktı.
Sonra Aybüke'ye baktı.
Sonra tekrar Emre'ye baktı.
Kaşları çatıldı.
İçinden:
— Bu kim şimdi?
Muzaffer'in Kıskançlık Alarmı
Emre, Aybüke'nin yanına gelip iş hakkında bir şey sordu.
— Şu bölümü bana gösterebilir misin?
— Tabii.
Aybüke işini anlatmaya başladı.
Muzaffer uzaktan onları izliyordu.
Bir süre sonra dayanamadı.
Yanlarına geldi.
— Ne yapıyorsunuz?
Aybüke ona baktı.
— İş anlatıyorum.
— Hımm…
Emre:
— Ben yeni başladım. Sağ olsun Aybüke yardımcı oluyor.
Muzaffer gülümsemeye çalıştı.
— Ne güzel.
Ama yüzündeki ifade hiç de “ne güzel” demiyordu.
Aybüke bunu fark etti.
— Muzaffer?
— Efendim?
— Suratın neden asık?
— Asık değil.
— Asık.
— Değil.
— Bildiğin asık.
Muzaffer omuz silkti.
— Bir şey yok.
Aybüke başını salladı.
— Tamam.
Ama onun ne düşündüğünü anlamıştı.
Kıskanıyordu.
Efsane Ekibi Haberi Alıyor
Aybüke öğle arasında telefonu eline aldı.
Gruba sadece bir mesaj yazdı.
Aybüke:
“Muzaffer kıskançlık krizine girdi.”
Ali hemen cevap verdi.
Ali:
“NE OLDU?”
Aydilge:
“Anlat!”
Nuray:
“Kim var?”
Ayben:
“Ne yaptınız yine?”
Aybüke yazdı:
Aybüke:
“Yeni bir çocuk başladı. İş öğretiyorum.”
Ali:
Ali:
“Tamam. Muzaffer geçmiş olsun.”
Aydilge:
Aydilge:
“😂😂😂”
Nuray:
Nuray:
“Ben olsam ben de kıskanırdım.”
Ali:
Ali:
“Sen zaten markette kasiyer sana ‘iyi günler’ dese trip atıyorsun.”
Nuray:
Nuray:
“Ben kimseye trip atmıyorum.”
Ali:
Ali:
“Geçen gün poşeti ters verdi diye yarım saat konuşmadın.”
Nuray:
Nuray:
“O farklı.”
Muzaffer'in Planı
Akşamüstü Muzaffer, Aybüke'nin yanına geldi.
— Akşam müsait misin?
Aybüke:
— Evet. Neden?
— Seni almaya geleceğim.
— Tamam.
Muzaffer biraz durdu.
— O çocukla yarın da çalışacak mısın?
Aybüke gözlerini kıstı.
— Emre'yi mi diyorsun?
— Evet.
— Evet, çalışacağım.
Muzaffer'in yüzü düştü.
Aybüke gülmeye başladı.
— Sen gerçekten kıskanıyorsun.
— Hayır.
— Kıskanıyorsun.
— Biraz.
Aybüke yaklaşıp kulağına fısıldadı:
— Boşuna kıskanıyorsun.
Muzaffer ona baktı.
— Neden?
— Çünkü benim sevgilim sensin.
Muzaffer'in yüzündeki bütün gerginlik bir anda kayboldu.
— Bir daha söyle.
Aybüke güldü.
— Yok.
— Sevgilim?
— Tamam, yeter.
Ama Olay Daha Bitmedi
Tam o sırada Emre yanlarına geldi.
— Aybüke, yarın şu işi tekrar gösterebilir misin?
Muzaffer'in kaşı yeniden kalktı.
Aybüke bunu görünce gülmemek için kendini zor tuttu.
— Tabii.
Emre teşekkür edip uzaklaştı.
Muzaffer:
— Yarın da mı?
Aybüke:
— Evet.
— Her gün mü?
— Muzaffer!
— Tamam tamam.
Akşam Ekip Buluşuyor
Akşam herkes Ali'nin evinde toplandı.
Aybüke daha kapıdan girer girmez Ali:
— Geldi bizim kıskançlık mağduru!
Muzaffer:
— Ne mağduru?
Ali:
— Yeni çocuk.
Muzaffer:
— O konu kapandı.
Nuray:
— Gerçekten kıskandın mı?
Muzaffer:
— Biraz.
Aydilge:
— Ben olsam ben de kıskanırdım.
Ayben:
— Ama Aybüke'nin gözü zaten Muzaffer'den başkasını görmüyor.
Aybüke:
— Ya siz niye benim aşk hayatımı toplantı konusu yapıyorsunuz?
Ali:
— Çünkü bizim eğlencemiz bu.
Herkes gülmeye başladı.
Tam o sırada Nuray telefonuna baktı.
— Arkadaşlar…
Herkes ona döndü.
— Ne oldu?
Nuray:
— Emre, Aybüke'yi Instagram'dan takip etmiş.
Masa bir anda sessizleşti.
Muzaffer:
— Ne?
Aybüke:
— Ne var bunda?
Muzaffer:
— Bence var.
Ali hemen araya girdi.
— SAKİN DAMAT.
Muzaffer:
— Damat deme bana.
Ali:
— Tamam damat.
— Ali!
Aybüke'nin Cevabı
Aybüke telefonunu çıkardı.
Emre'nin takip isteği gerçekten gelmişti.
Muzaffer ona baktı.
Aybüke gülümsedi.
— Bak.
Telefonu Muzaffer'e uzattı.
— Kabul etmiyorum.
Muzaffer şaşırdı.
— Neden?
— Çünkü gerek yok.
Muzaffer'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
— Emin misin?
— Eminim.
Sonra Aybüke Muzaffer'in elini tuttu.
— Benim hayatımda zaten biri var.
Ali hemen:
— AAAAA!
Aydilge:
— ROMANTİK!
Nuray:
— Ben duygulandım.
Ayben:
— Ben de.
Muzaffer ise Aybüke'ye bakıyordu.
— Kimmiş o?
Aybüke gülerek:
— Çok fırsatçı, biraz kıskanç, bazen sinir bozucu biri.
Muzaffer:
— Tanıyorum onu.
— Kim?
— Ben.
Herkes kahkahaya boğuldu.
Gece sonunda herkes evine dağılırken Aybüke ile Muzaffer biraz geride kaldı.
Muzaffer:
— Bugün seni kıskandığım için kızmadın mı?
Aybüke başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü beni önemsediğini biliyorum.
Muzaffer elini tuttu.
— Seni kaybetmek istemiyorum.
Aybüke ona baktı.
— Kaybetmezsin.
İkisi gülümsedi.
Ama ertesi sabah…
Aybüke'nin telefonuna gelen tek bir mesaj, bütün bu sakinliği bozacak ve Efsane Ekibi'nin başını yeniden derde sokacaktı.
“Aybüke, seninle konuşmam lazım.”
Mesajın göndericisi ise…
Emre'ydi.