Pazar sabahı...
Aybüke gözlerini açar açmaz telefonunu eline aldı.
Ekranda bir mesaj vardı.
Muzaffer:
*"Günaydın sevgilim." ❤️
Aybüke mesajı birkaç saniye öylece izledi.
Daha dün sevgili olmuşlardı.
"Sevgilim" kelimesini görmek garip bir şekilde hoşuna gitmişti.
Cevap yazdı.
Aybüke:
"Günaydın."
Muzaffer hemen cevap verdi.
"Sadece günaydın mı?"
Aybüke:
"Ne yazmam gerekiyor?"
Muzaffer:
"Günaydın sevgilim mesela."
Aybüke gülümseyerek yazdı.
"Günaydın sevgilim."
Muzaffer'in cevabı anında geldi.
*"İşte şimdi oldu." ❤️
Aybüke telefonu yatağın üzerine bıraktı.
— Fırsatçı...
Ama yüzündeki gülümsemeyi engelleyemedi.
Saat biraz ilerlediğinde Efsane Ekibi'nin grubu yine hareketlendi.
Nuray:
"Günaydın aşıklar."
Aybüke:
"Günaydın."
Aydilge:
"Aybüke, Muzaffer sana sevgilim diyor mu?"
Aybüke:
"Evet."
Ali:
"Artık biz de sana yenge diyebilir miyiz?"
Aybüke:
"Hayır."
Ali:
"Tamam yenge."
Aybüke:
"ALI!"
Nuray:
"😂😂😂"
Ayben:
"Siz daha ilk günden başladınız."
Ali:
"Ben görevimi yapıyorum."
Muzaffer gruba yazdı:
"Benim için sorun yok. Yenge diyebilirsiniz."
Aybüke:
"Sen sus!"
Muzaffer:
*"Tamam sevgilim." ❤️
Grup yine kahkahaya boğuldu.
Öğleden sonra ekip buluşmaya karar verdi.
İlk gelen Nuray oldu.
Ardından Aydilge ve Ayben geldi.
Ali ise her zamanki gibi en son geldi.
Nuray:
— Ali yine geç kaldın.
Ali:
— Ben geç kalmadım. Siz erken geldiniz.
Aydilge:
— Her zamanki savunman.
Ali:
— Çünkü doğru.
Bir süre sonra Aybüke ve Muzaffer birlikte geldiler.
Nuray ikisini görünce hemen ayağa kalktı.
— OOOO! El ele bile gelmişler!
Aybüke ellerini hemen ayırdı.
— Ne var?
Ali:
— Hiçbir şey yok yenge.
Aybüke:
— Ali...
— Tamam sustum.
Muzaffer ise gülüyordu.
Aybüke ona baktı.
— Sen de gülme.
— Çok tatlısın.
Aybüke:
— Bak, herkesin içinde söyleme.
Muzaffer:
— Neden?
— Utanıyorum.
Masada bir anda sessizlik oldu.
Nuray'ın gözleri büyüdü.
Aydilge:
— Aybüke "utanıyorum" dedi!
Ayben kahkaha attı.
Ali:
— Biz bu günü de gördük.
Aybüke:
— Hepiniz başıma bela oldunuz.
Bir süre sonra konu akşam ne yapılacağına geldi.
Aydilge:
— Canlı müziğe gidelim.
Nuray:
— Ben varım.
Ayben:
— Ben de.
Ali:
— Medine'ye sorayım.
Telefonunu çıkardı.
— Alo hayatım?
Kısa bir konuşmadan sonra telefonu kapattı.
— Geliyor.
Nuray:
— Caner de gelecek mi?
Ali:
— O da gelecek.
Aydilge:
— Harika.
Aybüke:
— Muzaffer?
Muzaffer ona baktı.
— Sen nereye gidersen ben oradayım.
Ali hemen araya girdi.
— Bak yine fırsat kolluyor.
Muzaffer:
— Ne yapayım?
Ali:
— Hiçbir şey yapma.
Muzaffer:
— Yapamam.
Herkes gülmeye başladı.
Akşam canlı müzik mekânında ortam oldukça kalabalıktı.
Aydilge müziği duyar duymaz ayağa kalktı.
— Ben gidiyorum!
Nuray:
— Ben de!
İkisi piste doğru ilerledi.
Ayben de arkalarından gitti.
Ali onları izleyip başını salladı.
— Bunlar birazdan yorulup geri gelir.
Medine:
— Sen de git.
Ali:
— Benim yaşım geçti.
Medine:
— Daha kırk bile olmadın.
Ali:
— Ruhum yaşlı.
Aybüke güldü.
Muzaffer ise onun yanına biraz daha yaklaştı.
— Eğleniyor musun?
— Evet.
— Mutlu musun?
Aybüke ona baktı.
— Evet.
Muzaffer:
— Ben de.
Bir süre sessizce müziği dinlediler.
Sonra Muzaffer Aybüke'nin elini tuttu.
Aybüke eline baktı.
Sonra ona.
Elini çekmedi.
Gece ilerledikçe herkesin enerjisi arttı.
Nuray bir ara masaya gelip:
— Ben çok acıktım!
Aydilge:
— Ben de.
Ali:
— Sen diyette değil miydin?
Aydilge:
— Bugün pazar.
Ali:
— Diyet haftada altı gün mü?
Aydilge:
— Benimki öyle.
Nuray:
— Senin diyetin diye bir şey yok.
Aydilge:
— Var!
Ayben:
— Nerede?
Aydilge:
— Pazartesi.
Ali:
— Yani yarın.
Aydilge:
— Evet.
Ali:
— Geçmiş olsun.
Herkes kahkahaya boğuldu.
Gece sonunda herkes vedalaşırken Nuray Aybüke'nin yanına geldi.
— Kız...
— Efendim?
— Mutlu musun?
Aybüke bir an sustu.
Sonra gülümsedi.
— Evet.
Nuray sarıldı.
— Çok sevindim.
Aybüke:
— Teşekkür ederim.
Nuray geri çekildi.
— Ama bir şey söyleyeyim mi?
— Söyle.
— Muzaffer seni gerçekten seviyor gibi.
Aybüke ona baktı.
— Biliyorum.
— Sen de onu seviyorsun.
Aybüke hafifçe gülümsedi.
— Galiba.
Nuray:
— Galiba mı?
Aybüke:
— Tamam... Evet.
Nuray:
— İşte benim kızım!
Herkes dağıldıktan sonra Aybüke ile Muzaffer yine yan yana yürümeye başladılar.
Muzaffer:
— Bugün güzeldi.
— Evet.
— Seninle böyle vakit geçirmek hoşuma gidiyor.
Aybüke:
— Benim de.
Muzaffer:
— Sana bir şey söyleyeyim mi?
— Söyle.
— Artık seni her gün görmek isteyeceğim.
Aybüke güldü.
— Zaten her gün görüyorsun.
— Yetmiyor.
Aybüke başını iki yana salladı.
— Sen gerçekten fırsatçısın.
Muzaffer:
— Ama artık sevgilinim.
Aybüke gülümseyerek:
— O konuda haklısın.
İkisi yan yana yürürken Aybüke'nin içinden tek bir düşünce geçti:
Belki de bazı insanlar hayatına plansızca girer ama en güzel yerlerini onlar doldururdu.
Ve Aybüke'nin hayatında artık Muzaffer vardı.
Ama Efsane Ekibi'nin sakin günleri...
Daha yeni bitmişti.