Artık günleri saymayı bıraktım; çünkü her şey hâlâ dün olmuş gibi, acısı taze. Bir yanım senden kopup delice kaçmak isterken bir yanım da sana bağlı kalmak istiyor. Yarattığın etki, bir rüzgâr misali benliğimi oradan oraya savuruyor. Bizim için başka bir son yok: Ya var olacaksın ya da yok olacaksın.
İki çelişki arasında kalmanın çaresizliğini sen nereden bileceksin? “Bilemeyeceksin,” demek isterdim; ama sen bundan da betersin. Anlamayacaksın. Hiçbir zaman ne değerimi ne de sevgimi anladın.
Yaptığım her işte senden bir parça görüyorum ve yüreğim ağrıyor. Gelip alsan üzerimdeki bu ağrıyı… Sana o kadar ihtiyacım var ki. Beni her geçen gün biraz daha unuttukça kalplerimiz arasındaki bağı koparıyorsun. Ne kadar farkında olmasan da o bağ benim kalbime de uzanıyor. Çok acıtıyorsun.
Sönmeye yüz tutmuş yıldızım, kasvetli bulutum, sevdiğim… Hani nerede bana göz kırptığın zamanlar, yüzüme damlattığın gözyaşların? Artık onları bile mi bana çok görmeye başladın?
Sana tutunmaya çalıştıkça ellerimi kanatıyorsun. Artık daha fazla gitme. Asıl mesele ellerim değil. Gelir, ellerimi tutar, özür dilersin; ellerim dudaklarının affını kabul eder. Peki ya içimde senin için acı acı atan kalbimin kırgınlığını, tek bir özürle affettirebilecek misin?
Öyle bir yerde bırakıp gittin ki beni, boşluğumun içinde yine boşlukla baş başa kaldım. İlk defa o gece kendimi çok yalnız ve çok yanlış hissettim. Hani, insan ölürken hayatı gözlerinin önünden bir şerit gibi geçer derler ya… Aynı his, aynı duyguydu. İşte o zaman anladım ki benim için hayat bitmişti. Ölmüştüm.
Gözlerimi her kapattığımda kalbim, senin için bana kapılar açıyor. Birlikte geçirdiğimiz anların, hatta birlikte olmadığımız hâlde birbirimize bağlı kaldığımız zamanların görüntüleri zihnimin arka planına birer birer dökülüyor. Kalbim titriyor. Neden, bilmiyorum; belki mutluluktan, belki de acıdan…
Her şey kalbimin derinliklerinde parça parça duruyor; bütünleşmek istercesine sınırlarımı zorluyor. Hangisi beni daha çok yıpratacak, merak ediyorum: Birçok parça mı, yoksa onlardan oluşan tek bir bütün mü?
Giderken teşekkür etmene asla anlam veremedim. Senin için hiçbir şey ifade etmeyen bir insana neden teşekkür edersin? Bir hiçe teşekkür edilir mi?
Bu sayfaları seninle ilgili ne kadar doldursam da içim bir türlü tatmin olmuyor; yerin dolmuyor. Bana anlattığın her şey hâlâ aklımda. Senin için en önemsiz olanlar bile…
Bir şeyleri herkesin gözü önünde yapmaktan çok çekinirdim. Ama o çekingenliğin yerini sana duyduğum her şey aldığında, gözüm kimseyi görmezdi… Görmezdi.
Sen, sevdiğim adam… Bu anlamsız geçen zamanın içinde içimde yaşamaya devam ettikçe, anlamsız zamanlarıma anlam katmayı da sürdüreceksin.
Kendine iyi bak, seni hâlâ sevebiliyorken.