İçeriğe geç

Bölüm 2: Anne olmak

 

Jasie dediğini yaptı ve ben diplomama kavuştuğum gün kızıma da kavuştum. Ammy’i hastaneden çıkardığımda ne diploma nede başka bir şey umurumda değildi. Kendi aramızda sade bir tören ile kız kardeşimi benim adımı taşıyan bir mezar taşı ile gömdük. Jasie tüm kimlik işlerimi halletmişti. Nasıl yaptı bilmiyorum ama hepsini halletti. Diplomada artık geçersiz sayılırdı. Çünkü onun sahibi çoktan ölmüştü. Şimdi yeni hayatıma yeni kimliğimle başlamalıydım.

Hummer’lardan ses çıkmadı. Ama sonra haberlerde Jack ve arkadaşı için yapılan cenaze törenini gördüm. Nişanlısı gözyaşları içinde ağlıyordu. Onsuz ne yapacağını bilmediğine dair açıklamalar yapıyordu. İşte buna şok oldum. Ya ailenin Jack’in evlendiğinden haberi yoktu. Yâda örtbas ediyorlardı.

Bakışlarım beşiğinde uyuyan bebeğe kaydı. Eğer haberleri yoksa bebeği de bilmiyorlardı. Elimde olmadan gülümsedim. Ammy’e bakıp “Sen ve ben dünyaya karşı tatlım.”dedim. Bibi’yi hatırladım yanağımdan akan yaşı hızla sildim.

Bu sırada kapı açıldı. “Kim beni özledi bakalım.”dedi Jessie. Ona bakıp gülümsedim. “Gel bakalım, kaçak nerelerdesin.”Omuzlarını silkip ceketini çıkardı ve yanıma oturdu.

“Bilirsin aile meseleleri annem, San Francisco’ya taşınacağımı duyunca ufak çaplı bir kriz geçirdi. Hala Beverly Hills’ e dönmemi umut ediyor. Biliyorsun benim için çizdikleri yolda ilerlemem adına.”

Hüzünle ona baktım. “Jasie, farkındasındır yanımda olduğum için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam ama bizimle gelmek zorunda değilsin. Ailenle aran bozulsun istemiyorum.”dedim.

Ayağa kalkıp Ammy’e doğru gitti. “Deli misin, kadroda boşluk var ve ben bu güzellik için çıldırıyorum.”Ammy’yi kucağına aldı. Ammy 2 aylık olmuştu bile ve iri kahverengi gözleri ile ona bakıyordu. “ Ayrıca biliyorsun, orada büyük bir şirketten iyi bir iş buldum. Hem evi de tuttum.”Sonra bana baktı.

“Sen kariyer planında ciddi misin?”Elimle boş ver dedim. “Diplomam çöp, baştan başlamam lazım. O yüzden açıktan okuyacağım. Bu süreçte de ne iş olsa yaparım. Ama Ammy’e bakıcı tutmam gerek.”

Ammy’i kucağında sallarken konuşmaya devam etti. “Merak etme o işi de çözdüm. Tam zamanlı birini bulana kadar, birini ayarladım.”Sonra bana baktı. “Sen başka bir şey kaldı mı onu söyle.”dedi.

“Sen olmasan ne yapardık bilmiyorum. Her şey hazır.”dedim. Ayağa kalkıp çantamı aldım. Küçük minik evime baktım. Bibi ile olan tüm anılarımı küçük bir koliye koymuştum. Evi tuttuğum gibi eşyaları ile birlikte bırakıyordum.

“Harika, hadi kamyonet yola çıktı bile bizde gidelim.”dedi Jasie. Son kez eve baktım ve beşiğe dokundum. Bu evde Bibi’yi ve Angie’yi bırakıp gidiyordum.

San Francisco’ya vardığımızda neredeyse perişan haldeydik. Eşyalar gelmiş ve yerleşmişti. Jasie’nin tuttuğu ev Hayes St. de ki Viktoria tarzı evlerden biriydi. Şaşkınca eve baktım. Sonra Jasie’ye döndüm.

“Sen kafayı mı yedin.”dedim.  “Bu ev çok büyük.”Jasie gülümsedi. “Biliyorum, ama tatlım. Aileme rest çekmiş olabilirim. Yinede gold kartımı onların ödemesine izin veriyorum. Ayrıca kusura bakma ama daha düşük bir yerde yaşarsam annem kalp krizi geçirir.”dedi. Evden içeri girerken ağzım bir karış açık içeri izliyordum. Aman Tanrım, bu benim evimin 5 kat falan büyüğüydü herhalde. Ammy kucağımda uyuyordu.

“Bu evi nasıl temizleyeceğiz söyler misin?”dedim. Gülümsedi. “Gold kart.”dedi. Alayla gözlerimi devirdim. Sonra bana döndü. “Sen olsan da olmasan da ben burada oturacaktım zaten. Lütfen kendini bir şeylerden sorumlu hissetme.”dedi. “Harika, şimdide kendimi misafir gibi hissettim.”dedim.

Bu kez o gözlerini devirdi. “Çöpü çıkarıp, tuvaleti temizlerken misafir olmadığını anlarsın.”dedi. Heyecan ile evi gezmeye devam ettik. Akşam olduğunda büyük mutfakta yemeğimizi yemiştik. Ammy’yi yıkayıp, karnını doyurmuş yanımızda seyyar bir beşikte uyuyordu. Jasie benim sihirli perim gibiydi.

 “Yarın iş bakmaya başlayacağım. Diplomam olmadığı için cafelerden başlamayı düşünüyorum.”dedim. Jasie omuz silkti. “Sen bilirsin, sana yer ayarlardım ama torpilden nefret ettiğini biliyorum. Diplomanın geçersiz olması çok kötü oldu.”Hüzünle derin bir nefes aldım.

 “Biliyorum ama Ammy için değerdi.”Sonra Jasie’ye baktım. “Annene gittiğinde, Hummer’ler ile ilgili bir şey duydun mu?”dedim. Jasie arkasına yaslandı. Elindeki kadehe baktı. “2 ay oldu biliyorsun. Ama Jennifer, sanırım şimdide Elijah’a kanca atmaya çalışıyormuş.”dedi. Kaşlarımı çattım. Sonra o esmer güzeli anımsadım. “Jackson’in nişanlısı mı?” dedim hayretle. Omuz silkti. “Ondan oldum olası nefret etmişimdir. Bir Hummer olmayı kafaya koyduysa her şeyi dener ama Elijah, ona bir böcek gibi davranıyordur kesin. İnsanlara bir bok çuvalıymış gibi davranmayı iyi becerir.”

Uzanıp Ammy’nin üzerindeki örtüyü düzelttim. “Sence Ammy’den haberleri var mı?”dedim. Oda Ammy’ e baktı. “Sanmam. Öyle olsa Elijah kapıda biterdi. Kendi kanından olan birini asla geride bırakmaz. Ama sanırım Bibi’den de haberleri yok. Jackson, onu parçalayacaklarını bildiği için gizlemiş olmalı. Acımasız bir ailedir. Onlarda tek sevdiğim büyükanne Rosie. Üvey anneleri ise en sürtük olanı.”

O anda Hummer’lar ile ilgili hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. Bibi kendini nasıl bir kaosun ortasına atmıştı. Sadece aşk için. Neden aşk bu derece önemseniyordu ki? Sofrayı topladık. Çok yorgundum.

“Ben yatıyorum.”dedim. Ammy’i kucakladım. “Bebeğin odası var biliyorsun.”dedi. “Biliyorum ama onunla huzurlu uyuyorum.”dedim. Ben merdivenlere yönelirken Jasie seslendi.

“Sen iyi bir anne olacaksın Angie, annemle özel günler hariç vakit geçirdiğimi anımsamıyorum. Bizde mesafe esastır.”dedi. Ona bakıp gülümsedim. “O zaman bizde vıcık vıcık olmanın nasıl keyifli olduğunu öğrenebilirsin.”dedim. Oda bana gülümsedi ve son 2 aydır yaptığım gibi Ammy’i göğsüme bastırıp uyudum. Her şeyden haberi varmış gibi geceleri bir iki kez mama için uyanmak haricinde benimle deliksiz uyuyordu.

ELİJAH

 

Etrafımdaki gereksiz kalabalıktan her zaman nefret etmişimdir. Yâda sosyetenin ucuz samimiyetten uzak tavırlarından. Çalışma odamda otururken hala aklımda Jackson vardı. Neden arabayı o derece hızlı sürüyordu. Her zaman kurallara uyan biri olmuştu. Tanrı aşkına otopsi raporunda alkol bile çıkmamıştı kanında. O zaman neden, bir nedeni olmalıydı.

Kafayı yemek üzereydim. Canına kıyacak biri değildi. Son zamanlarda işe çok daha bağlanmış ve oldukça mutlu gözüküyordu. Bunun sebebini Jennifer olarak görmüştük ama şimdi Jennifer ile daha fazla vakit geçirince bunun nedeninin o olmadığını anlıyordum. Jackson en azından benim tanıdığım Jackson onunla mutlu olamazdı. Ona tahammül etmesi bile bir mucizeydi. O zaman neden?

Ailemiz Amerika’nın en zengin ama en boktan ailelerinden biriydi. Skandallar yaşam tarzımızdı resmen. Gazetelere bunları engellemek için tonlarca para ödüyordum. Ailemizdeki tek sağlıklı ilişki büyükbabam ve büyükannemin aşklarıydı. Ama onları da ölüm ayırmıştı. Babam pisliğin teki, üvey annemde tam bir sürtüktü.

Her akşam yemeğe suratımızda donuk bir ifade ile inerdik. Yemekte herkes ya birbirini görmezden gelir yâda laf sokardı. Bazen sadece büyükannem için bu yemeklere katlandığımı düşünüyorum. Önceden Jackson ile çok daha yakındık. Ama babam evlendiğinden ve şirket işlerini bize devrettiğinden beri sanırım o daha çok kabuğuna çekilmiş, bende daha sert olmuştum.

Kapımın çalınması ile düşüncelerimden uzaklaştım. “Gir.”diye seslendim. Tanrım, Jennifer ile göz göze geldim. Hiç pes etmiyordu gerçekten ve ben kibar yaklaşım ve imalardan nefret ederdim. Dürüstlükten değil şeffaflıktan yanaydım.

“Senin için ne yapabilirim Jennifer.”dedim. Bana hüzünle bakıp gülümsedi. Acaba bu mimikler için aynada çalışıyor muydu?

“Biliyorsun, Jackson artık yok. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Düşündüm de…

Cümlesini tamamlamasına izin vermeden ayaklandım ve bir iki adımda ona yaklaştım. Bronz teni kömür siyahı saçları, iri kahverengi gözleri ile inanılmaz güzel bir kadındı ama o kadar sadece güzeldi işte. Kalp, vicdan, merhamet ya da şeffaflık hiç biri yoktu onda.

“Jennifer, seninle açık konuşacağım. Sende bende biliyoruz ki. Jackson ile büyük bir aşk yaşadığın falan yoktu. Bu tamamen iki aile arasındaki anlaşmalı bir çıkar evliliği olacaktı. O yüzden hayatının aşkını kaybetmiş, hüzün deryasında dolaşan bir kadın gibi davranmayı kes. Ayrıca geriye bir tek ben kaldığıma göre, bir Hummer olma şansın sıfır.”dedim.

Şaşkınlıkla gözleri daha da açıldı. Alt dudağı titremeye başladı. Acaba ağlayacak mı? Yoksa buda numaramı diye düşünmeden edemedim. Sonra dudağı kıvrıldı ve hafifçe gülümsedi.

“En azından kardeşinden daha dürüstsün. Her ne kadar acımazsız olsan da.”dedi. Hızla kaşlarım çatıldı.

“Buda ne demek “dedim. Gözlerimin içine baktı.

“O bana ne istediğini hiçbir zaman söylemedi. Ama kendine başka bir hayat kurmaktan da vazgeçmedi.”dedi. Nasıl yani, ne hayatı bu kadın neden bahsediyordu. Kafa karışıklığımı anlamış gibiydi.

 “Elijah, onun 2.bir hayatı vardı ve eminim ki biz evlenemeden beni terk edecekti.”dedi. Bu kez şok oldum.

“Saçmalama, eğer öyle bir şey olsa bilirdim.”dedim. Tek kaşını alayla kaldırdı.

“Sen, birazcık kardeşini yakından gözlemlemiş olsan bunu anlardın.”Sonra bana yaklaştı ve parmakları ile ceketimin yakasını okşadı.

“Eğer fikrini değiştirirsen nerede olduğumu biliyorsun.”dedi ve arkasını dönüp odadan çıkarken beni büyük bir kafa karışıklığı ile ortada bıraktı.

 

 

ANGELA

 

Hayatım güzel bir rutine oturmuştu. İş, okul ve Ammy… Her şey kusursuzdu. Ammy 1 yaşına yaklaşmıştı.10 aylıkken yürümüştü ve şimdide ben mutfakta bir şeyler hazırlarken aniden bana “Anne”dedi. Olduğum yerde kala kaldım. Bir şok dalgası sardı beni. Her boş vaktimi onunla geçiriyordum. Ama bilmiyorum, bunu duymayı beklemiyordum. Ben tepki vermeyince tekrarladı. Anne… Gözlerimden akan yaşlarla ona döndüm. Mama sandalyesinde alttan çıkan iki dişini göstererek bana sırıtırken tekrarladı. “Anne.”

Kendimi durduramadım ona doğru koştum. Onu kucağıma aldım ve sıkıca sarıldım. Kıkırdadı ve tekrarladı. Anne… “Annem, canım, kuzum… Anne burada yanında…”dedim ve onu döndürdüm. Bu sırada mutfak kapısından Jasie girdi.

“Hey, neyi kutluyoruz.”dedi. Ammy tekrarladı. “Anne…”Jasie çığlık attı. “Aman Tanrım. Konuştu ve bana anne dedi.”dedi. Güldüm.  “Aslında onu bana senden önce söyledi.”dedim. Koşup Ammy’e sarıldı.

“Aferin, akıllı kız bana teyze de. Kısmetlerimi kapatmanı istemem.”dedi. Buna kahkaha attım. Mahsus kızarak bana baktı. Anne olmak doğurmak ile ilgilimiydi? Ben Ammy’yi doğurmamıştım ama ona tarifi imkânsız delice bir sevgi besliyordum. Hasta olduğunda uyuyamıyordum. Yemek yemezse kahroluyordum. Bana güldüğünde ise içimde binlerce kelebek uçuyordu sanki.

Bu Bibi’yi baştan yetiştirmek gibi bir şeydi. İş yerimde de her şey harikaydı. Çalıştığım cafe’nin sahibi çok iyi biriydi. Adı Brandon’dı. Benden 5 yaş büyüktü. Aile işiydi ve severek yapıyordu. Bazı akşamlar yemeğe buraya geliyorduk ve Jasie Ammy’ide getiriyordu.

O gün işler oldukça yoğundu. Siparişleri alıp askıya astım ve zile bastım. “Oldukça mutlu görünüyorsun Beatris.”dedi. İçerden çıkarken Brandon. Hala bana bu şekilde hitap edilmesine alışamamıştım ama sigorta numarasındaki adımda buydu. Siparişler hazırlanırken gülümsedim. “Aslında öyleyim, kızım bana bugün anne dedi.”dedim. Brandon’da gülümsedi. “Bu harika, nasıl hissettirdi.”dedi.

Dolu tabakları alırken daha çok sırıttım. “Muhteşem.”dedim. Siparişleri masalara götürdüm. “Hey Beatris, bana bir kahve.”diye seslendi biri. Başımı çevirip oraya baktım. “Hemen geliyor.”dedim.

Mutfağa yaklaştığımda yanıma Linda geldi. Burada ki en güzel garsondu ve Brandon’dan hoşlanıyordu. “Hey, Beatris 3 numaradaki yakışıklıyı gördün mü?”dedi. Alayla gözlerimi devirdim. “Fark etmediğime göre o kadarda yakışıklı olamaz değil mi?”dedim. Linda yüzünü buruşturdu. “Yakışıklı bir erkek önünde soyunsa bile sen fark etmezsin zaten.”dedi. Kahve dolu demliği aldım ve ona döndüm.

“Aynen öyle fark etmem…”Cümlemi tamamlamadan Linda atıldı. “Birini fark edip çocuk yapmışsın ama…”dedi. Brandon araya girdi. “Linda 5 numara sipariş için el sallıyor…”Derin bir iç çektim. Bazen Linda'nin neden huysuzlandığını anlamıyordum.  “Sen ona aldırma. Kendisi ile yarışacak kadar güzel olanlara pek tahammül edemiyor.”dedi Brandon. Sanırım benimle alay ediyordu. Aynaya bakacak vaktim bile yoktu.

Kahve isteyen kişiye yöneldim. Bu karşı dükkânın sahibi Bayan Margarot’dı. “Ah tatlım, teşekkür ederim.”dedi. Ona gülümsedim. “Sizin için ballı çörek getirmemi ister misiniz?”dedim. Elini savurdu.

“Ah boş ver, tadını çok seviyorum ama şekerimi yükseltiyor.”dedi. Doğruldum. “Pekâlâ, o zaman susamlı çörek hem tuzlu.”dedim. Elimi sıkıp teşekkür ettiğinde birinin bakışlarının üzerimde olduğunu fark ettim.

Başımı kaldırdım. Yüzüme düşen bir tutam saçımı üfleyerek uzaklaştırdım ve çivit mavisi gözlerini bana dikmiş, iri siyah saçlı bir adam ile göz göze geldim. Nedense bana kaşlarını çatmış bir halde bakıyordu. Tam o anda kapının açıldığını belirten çıngırak sesi çaldı ve ardından Jasie’nin sesini duydum.

“Bibi, Anne kutlamasına geldik.”Yüzümde geniş bir gülümseme ile onlara dönerken Jasie olduğu yerde kala kaldı. Ammy kucağındaydı ve beni görünce ellerini uzatmış anne diyordu. Kahve demliğini bara bırakıp Ammy’i kucağıma aldım. Jasie’ye baktım. Bakışlarımı arkama odaklamıştı.

“Siktir Elijah…”dedi. Başımı hızla arkama çevirdim. Adamla göz göze geldim tekrar.  “Elijah bumu?”dedim. Hızla başını salladı. Adam ayaklandı ve yavaşça ikimizin yanına geldi. Tam önümde durdu. Bakışları resmen tenimde delik açıyordu. Gözlerimin içine baktı. Sonra bakışlarını benden çekmeden “Görüşmeyeli uzun zaman oldu Jasmine.”dedi. “Naber Elijah.”dedi Jasie. Adamın sesi gür ve toktu. İnsanı ürperten cinsten. Bakışlarına korkusuzca karşılık verdim. Sonra bakışlarını benden kucağımdaki kızıma çevirdi.

“Kızınız size çok benziyor.”dedi. Sonra bana baktı. “Gözleri hariç…”dedi. Tanrım biliyordu. Adım kadar emindim. Biliyordu.

“Kızım her şeyi ile sadece bana benziyor.”dedim. Tek kaşını alayla kaldırdı. Omzuma yaslanmış Ammy ona bakıyordu. Gözlerime bakıp şöyle dedi. “Tanıştığımıza memnun oldum Beatris. Tekrar görüşeceğiz. Bir Hummer arkada başka bir Hummer’ı bırakmaz.”Sonra Jasie döndü. “Günün sürprizi sen oldun.”dedi. Ardından kendinden emin adımlarla cafenin kapısından çıktı. Ayaklarım titriyordu. Jasie hemen bana destek oldu. Brandon bana bir şey olduğunu anlamış gibi hızla yanıma geldi.

“Beatris,iyi misin?”dedi.Ağlamak istiyordum..Ama yapamıyordum. “Kimdi o adam?”dedi. Jasie bana bakarak cevapladı. “Ammy’nin amcası Elijah Hummer.”Brandon’un ağzından ilk kez o zaman bir küfür duydum. “Siktir,Hummer holding’in veliahdını mı doğurdun sen.”İşte şimdi ağlamaya başladım.Benim sesimle Ammy’de ağladı.Ona sıkıca sarıldım. “Jasie eve gidelim.”dedim. Brandon ile bakıştılar. Jasie tamam anlamında başını salladı. Kızıma sıkıca sarılarak oradan çıktım.