İçeriğe geç

BÖLÜM 5 - ESKİ ZİNCİRLER

İlk asker ormandan çıktığında Kael onun yüzünü görebiliyordu. Gençti, belki Kael'den on yaş büyüktü. Elinde uzun bir mızrak vardı. Göğsündeki metal zırhta siyah bir güneş işareti bulunuyordu. Arkasında onlarca asker vardı ve hepsinin bakışları Vargenlerin üzerindeydi. Zırhı diğerlerinden farklı olan asker öne çıktı. “Silahlarınızı bırakın.” diye seslendi. Meydanda kimse hareket etmedi. Asker tekrar bağırdı. “Bu bir kraliyet emridir!”

Kael'in babası Einar öne çıktı. “Burada kral yok.” diye karşılık verdi. Asker alaycı biçimde güldü. “Artık var.” Einar baltasını kaldırdı ve ileriye doğru bir adım attı. “Öyleyse kralına söyle burası onun toprağı değil.” Askerin yüzündeki gülümseme kayboldu. “Bizi zorlamayın.”

Kael ilk kez babasının gerçekten öfkelendiğini gördü. “Zorlamak mı?” diye sordu yaşlı Vargen sinirle. “Yüz yıl önce geldiğinizde de böyle konuşmuştunuz.” Kael şaşkın gözlerle durumu tartmaya çalışıyordu. Einar gözünü askerlerden ayırmadı ve devam etti “Zincirleri hatırlıyor musunuz?” Askerlerden bazıları birbirine baktı. Kael insanlarda bir gerginlik olduğunu anlamıştı. Demek ki babası yalan söylemiyordu. Bir şey olmuştu. Çok uzun zaman önce ve bu insanlar bunu biliyordu. Öndeki asker elini kaldırdı. “Son kez söylüyorum.” Mızraklar kalktı, yaylar gerildi. Vargenler dişlerini gösterdi. Askerlerden bazıları mızraklarını istemeden tutuyormuş gibi bir hal vardı. Sanki askerlerin arasında bu durumdan hoşnut olmayanlar vardı. Askerlerin içinden yüzbaşı ya da benzer rütbede olduğu sanılan bir asker önde zırhı farklı olan askere yaklaşıp '' Efendim kusura bakmayın ama bu yaptığımız doğru değil. Kraliçe bizden bunu talep etmedi. '' diye söze girdi lakin komutan öfkeyle askerine dönüp '' Bu operasyonu ben yönetiyorum '' diyerek çıkıştı. Gülümsüyordu sanki her şey istediği gibi gidiyormuş gibi.

Einar fırsattan istifade oğluna bakmadan '' Kael ormana git'' diye fısıldadı. Kael başta gitmemek için diretti. Ama Einar belki de ilk defa Kael'e öfkeyle bağırdı '' Git, arkana bile bakma koş '' Kael istemeden geri çekildi. Tam o anda ilk ok havayı yardı. Yaşlı Vargen baltasıyla oku saptırdı. Sonra ileri atıldı. Çatışma başlamıştı, Vargenler insanlardan daha güçlüydü evet ama insanlarda sayıca daha fazlaydı. Mızraklar, baltalar ve kılıçlar birbirine çarpıyor çatışma giderek alevleniyordu. Kael ormana doğru koşarken arkasından çığlıklar duyuyordu. Bir anda yere düştü ayağı bir şeye takılmıştı. Kalkmaya çalışırken önünde bir asker belirdi. Kael donakalmıştı. Asker hızlıca kılıcını kaldırdı. Boynundan ince bir kolye sarkıyordu. Ucunda bir taş vardı. Gözleri simsiyah bir şekilde kılıcı Kaele doğru savurdu. “Kaçak.”

Sanki kontrol ediliyormuş gibiydi.

“Ben kaçak değilim.” dedi Kael dişlerini sıkarak. Artık yolun sonuna gelmişti gözlerini kapattı. Fakat kılıç darbesi gelmedi. Bir hırıltı duyuldu ardından da bir uluma. Kael gözlerini açtı. Gördüğü şey babası Einar askerin arkasında durmuş tek eliyle adamın zırhından kavrayarak onu yukarı kaldırıp bir çuval gibi ileriye doğru fırlatmasıydı.

“KOŞ!”

Kael canı pahasına koşmaya başladı. Arkasından Einarın sesi yankılandı.

“GÜNEYE!”

Kael ormana daldı. Bir süre sonra sesler uzaklaştı. Kael nefes nefese bir ağacın arkasına saklandı. Ormanda çıt çıkmıyordu. Sessizlik her yeri kaplamıştı. Kael olayın şokunu atlatamıyordu. İnsanlar ne için gelmişlerdi? Einarın bahsettiği zincirler neydi? Kölelikle alakalı bir şey miydi? Çünkü Vargenlerin zamanında insanlar tarafından köleleştirildiğine dair şeyler duymuştu ama emin değildi. Vargenler bundan pek söz etmezlerdi. Uuzn bir sessizliğin ardından Kael bir ayak sesi duydu. Kulakları dikildi elini silahına attı. Hafifçe kafasını ağacın yanından çıkardı.

Babası karşısındaydı. Ama kan revan içinde kolunu tutuyordu. Kael koşarak ona sarıldı.

“Gittiler mi?”

Babası cevap vermedi.

“Baba?”

Yaşlı Vargen oğlunun yüzüne baktı.

“Beni dinle.”

“Ne oldu?”

“Artık köye dönemeyiz.”

Kael'in kalbi sıkıştı.

“Diğerleri?”

Babası sustu.

Bu cevap yeterliydi. Kael başını eğdi. Sonra babası cebinden küçük bir şey çıkardı. Eski, paslı bir metal parçası. Bir zincir halkasına benziyordu. Kael'e uzattı.

“Bunu annen bana verdi.”

Kael halkayı alırken “Bu ne?” diye sordu. “Sen doğduğun gece boynumdaydı.” diye cevap verdi Einar. Kael zincire baktı. Halkanın üzerinde insanların dilinde

küçük bir yazı vardı. Mülk.

Kael'in yüzü değişti. “Bizi...”

“Evet.” dedi ve başını eğdi Einar. “Bir zamanlar bizi mal olarak gördüler.”

“Kim?” diye sordu Kael cevabı bilerek.

“İnsanlar.”

Kael'in elleri titremeye başladı.

“Peki sonra?”

“Kaçtık.”

“Nasıl?”

“Çok kişi öldü. Büyük bir isyan başladı ve sonunda biz kazandık. Kıtanın her yerine yavaşça yayıldı ve böylece tüm Vargenler özgürlüğüne kavuştu”

Bir süre sessizlik oldu.

“Annem de o zaman mı öldü?” Babası gözlerini kapattı. “Hayır.” Kael başını kaldırdı. Babası devam etti. “Anneni onlar öldürmedi.” “Kim öldürdü?” Kael meraklı gözlerle Einar'a bakıyordu. Artık annesi hakkında bir şeyler öğrenmenin zamanı gelmişti. Kael annesini hiç tanımamıştı. Yaşlı Vargen oğluna baktı. '' Anneni öldüren şey insan değildi. Kael'in içi ürperdi. “Ne?” Babası cevap vermeden önce ormanın derinliklerinden bir ses geldi. Denizin sesi, dalgaların kıyıya vurma sesi gibi bir ses. Kael başını çevirdi '' Burada deniz yok.'' '' Biliyorum'' dedi Einar. Ses tekrar geldi ama bu kez daha yakından. O sırada Kaelin elindeki zincir halkası ısınmaya başladı. Kael telaşla elindeki halkayı düşürdü. Halka mavi mavi parlamaya başladı. Ve sonra üzerinde ki Mülk kelimesi yavaşça silinmeye başladı. Yerine başka bir kelime belirdi. Kael halkayı yerden aldı ve okumaya çalıştı ama hangi dilde olduğunu anlayamadı. Ama Einar halkada ki yazıyı görünce dehşete kapıldı hemen halkayı aldı ve incelemeye başladı. Yüzü bembeyaz olmuştu.

“Baba?”

'' Baba ne yazıyor ? ''

'' Baba cevap versene. '' diye atıldı Kael. Yaşlı Vargen korkuyla fısıldadı.

“Bu mümkün değil.”

“Ne yazıyor baba ?”

Babası cevap vermedi. Kael zinciri elinden çekip aldı. Yeni yazıyı kendisi okumaya çalıştı. Harfler insanlara ait değildi. Ama garip bir şekilde anlamını bildiğini hissediyordu. Odaklandığında yazıyı okumaya başladı. Tek bir kelime yazıyordu.

Varis.