4. BÖLÜM
KISIM 3
Onunla çalışmak ve onunla zaman geçirmek benim en mutlu olduğum anlardı.
İş yerinde babamın her hareketini, nasıl mal alıp mal sattığını, müşterilerin nasıl davrandığını gözlüyor ve babamı hayranlıkla izliyordum.
Ben de onun gibi olacaktım.
Onun gibi sevilen, sayılan, dürüst bir tüccar olacaktım.
Babamın, annemin ve kız kardeşimin övüncü ve gururu olacaktım.
Bunun için var gücümle çalışıyordum.
Sabah erkenden, çalışanlardan önce gelip dükkânı açıyor ve en son dükkânı ben kapatıp öyle eve gidiyordum.
Bilmediğim bir şey olsa çalışanlara soruyor, takıldığım yerlerde babama danışıyordum.
Ah, sevgili babam...
Benim bu azmimi ve çalışma aşkımı gördükçe içten içe mutlu oluyor ve bana sevgiyle bakıyordu.
Onun bu bakışları beni o kadar mutlu ediyordu ki anlatamam.
Hevesim bin kat daha artıyordu.
Bu şekilde yıllar geçti.
Ben artık tamamıyla işin başına geçmiştim.
Babam artık emekli olmuştu. Arada bir dükkâna geliyor, vaktinin çoğunu camide ibadetle ve annemle geçiriyordu.
Öyle ki ona iş konusunda soranlara:
— Gözüm arkada değil. Oğlum Ayhan işin başında. Ona kendimden çok güveniyorum, derdi.
— O, işlerimizi daha da ileri götürecek. Maşallah oğluma, diyordu.
Bu beni mutlu ediyordu.
Bu arada Doktor Nusret Bey, not defterini ve kalemini eline almış, pür dikkat Ayhan Bey'i dinliyordu.
Ayhan Bey gözlerini kapattı, kollarını başının arkasına götürdü, ellerini kenetledi ve konuşmasına devam etti.
Bu arada kız kardeşim liseyi bitirmiş, üniversite sınavlarına girmişti.
Hayalindeki üniversiteyi, inşaat mühendisliği bölümünü kazanmıştı.
Evimizde bayram havası esiyordu.
Babam, kız kardeşim Nilgün'e övgüler yağdırıyor; annem ona en sevdiği börekleri, çörekleri ve yemekleri yapıyordu.
Kız kardeşim, elindeki sonuç belgesiyle:
— Abiciğim, bak! İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü kazandım. Babamın, annemin ve tabii ki senin de dualarınızla kazandım. Okulu en güzel dereceyle bitirip inşaat mühendisi olarak mezun olacağım. O günü iple çekiyorum.
— Yeni projelerde görev alacağım günleri hep birlikte göreceğiz. Benim yaptığım işlerden gurur duyacaksınız. Sizlere layık olacağım, canım abim, diyerek bana sarılması daha dün gibi...
Ailemin o mutlu günleri gözümün önünden hiç gitmiyor.
Kız kardeşim üniversiteye başlamış, benim de askerlik görevim gelmişti.
Canım babam, benim daha konuyu açmama fırsat bile vermeden hâlimden anlamış olacak ki askerliğimi paralı bir şekilde yapmam için bana teklifte bulundu.
Ve ben bir şey demedim.
Babam işlemleri çoktan halletmişti.
Bir ay askerlik yapıp tekrar işimin başına dönecektim.
Buna çok mutlu olmuştum.
Böylelikle askerliğimi de aradan çıkarmış oluyordum.
Şimdi önümde hiçbir engel kalmamıştı.
Hayata tam anlamıyla atılmaya hazırdım.
Bu şekilde bir ay sonra tekrar işin başındaydım.
Ülke genelinde ünlü bir boya markası ile anlaşmış ve o fabrikanın Anabayisi olmuştum.
Yakın civardaki nalburlara ve inşaatlara artık boyayı ben veriyordum.
İşleri iyice ilerletmiştim ve artık Marmara Bölgesi'nde açılmış buralara sevkiyat başlatmıştım.
Yeni müşteriler edinmiş ve işlerimizi daha ilerilere götürmüştüm.
Babam bundan son derece mutluydu.
Annemin ise farklı bir telaşı vardı..
Kız kardeşim üniversitenin son senesine gelmiş ve benim de yaşım artık 25'lere dayanmıştı.
Bana bir gün:
— Yavrum, artık senin de evlenme çağın geldi. Sana bir kız baksam ne dersin? Yuvanı kursan,çoluk çocuğa karışsan biz de torun sevsek artık. İyi olmaz mı? dedi.
Bu teklif karşısında biraz şaşırmıştım.
Çünkü bu konuyu hiç düşünmemiştim.
Ben işime o kadar odaklanmış ve onu büyütmek için o kadar çalışıyordum ki bu konuları hiç düşünmüyordum bile.
Canım annem, beni bir an önce evlendirmek için sağa sola çoktan haber salmıştı bile..
__Anneciğim dedim şimdi sırası değil ki biraz daha işlerimi oturtayım hele bir 30'a geleyim acelem yok ki diyebildim utanmıştım sevgili annemin karşısında bu konuyu konuşmak bile beni utandırmıştı,hele içeride babam bunu duyduysa diye düşündüm ve başım önde babama görünmeden hızlıca evden dışarı çıktım..
Koşar adımlarla evden uzaklaştım...