İçeriğe geç

9. BÖLÜM: Koyu Mavi Sardunyam

Miraç Ulukurt:

Asım parkta oynarken kafenin dış bölümüne oturduk. Hifa’yla uzun uzun konuşmak istiyordum ama ne düşündüğünü bilmediğim için yalnızca birkaç soru sorabiliyordum.

“En sevdiğin renk ne?” diye sordum.

“Mavi. Gökyüzü mavisi… Bir de koyu mavi. Ona deniz mavisi diyorum.”

Şaşırdım. Gözlerimin rengi de maviydi. Acaba benim gözlerimi de sevmiş miydi? Bu düşünceyi hemen kendimden uzaklaştırdım. Saçmalama, Miraç. Sırf mavi diye insan birinin gözlerini mi severdi?

“Senin en sevdiğin renk ne?” diye sordu.

“Kahverengi,” dedim. “Ama kahve çekirdeği tonu.”

Tam senin gözlerin gibi, demek istedim. Söyleyemedim.

Kendime şaşırıyordum. Otuz dört yaşındaydım ama içimde on dört yaşındaki bir çocuğun heyecanı vardı. Sevmek böyle bir şey miydi? Yaş, olgunluk, bütün o kendinden emin tavırlar bir anda silinip gidiyordu.

Hifa’ya yeniden döndüm. “En sevdiğin çiçek ne?”

“Sardunya.”

“Sardunya mı? Nasıl bir çiçek o?”

“Saksı çiçeği. Ben genelde saksı çiçeklerini severim. Daha uzun ömürlü oluyorlar. Suyuna, toprağına elin değiyor; emek istiyorlar.”

“Bugün getirdiklerimizi sevmedin o zaman?”

“Hayır, hayır! Çok sevdim. Ama iki güne solacaklar, yazık. O yüzden saksı çiçeklerini seviyorum.”

“Farklı bir bakış açısı,” dedim.

“Peki, komutanım, senin sevdiğin bir çiçek var mı?”

Sen, diyemedim.

“Gül,” dedim. “Annem çocukluğumdan beri bahçemize rengârenk güller eker. Açıkçası başka çiçeklerin adını, türünü de pek bilmiyorum.”

“Güzelmiş. Ayşin teyzem kendi gibi güzeller güzeli güller yetiştiriyor. Sevmemek elde değil.”

Asım yanımıza geldiğinde kahvem bitmişti. Hifa’yı daha fazla alıkoymak istemedim. Zor da olsa biz kalkalım artık Asım terlemiş hava serin annem beni kesmeden gidelim. Kalktık. Asım’a sarılıp onu öptü, sonra bana döndü.

“Çiçekler ve kahve için teşekkür ederim. Görüşmek üzere.”

“Ben sohbetin için teşekkür ederim. Allah’a emanet ol.”

Eve döndüğümüzde odama çıktım, üzerimi değiştirdim ve yatağıma uzandım. Telefonumu alıp arama motoruna sardunya çiçeği yazdım. Görseller arasında dolaşırken koyu mavi bir sardunya fotoğrafı buldum ve duvar kâğıdım yaptım.

Hifa’nın fotoğrafı olana kadar bu kalsın, diye düşündüm. Tabii ona onu sevdiğimi söyleyebilirsem… Ve o da beni severse. Sonra yaptığım duvar kağıdına tekrar bakıp koyu mavi sardunyam olur muydu, beni sever miydi diye düşünmeden kendimi alıkoyamadım.

Ailem ve vatanım dışında kimseyi sevmemiştim. Birini sevmek, onu hatırlamak, özlemek… Bunları bilmiyordum. Vatanı için yaşayan, uğruna canını verecek bir adamdım. Şimdi birini özlemek bile bana yabancı ama güzel geliyordu. Hele özlediğim Hifa’ysa…

Fakat görevime gittiğimde dönüp dönmeyeceğim belli değildi. Ardımda gözü yaşlı birini bırakmayı bile bile nasıl “Seni seviyorum,” diyebilirdim? Hifa’yı bir kitaba üzülürken görmek bile içime dokunurken, ona benim için endişelenmesini söylemeye nasıl cesaret edebilirdim?

Günden güne ona çekiliyordum. Gözleri, gamzesi, gülümsemesi aklımdan çıkmıyordu. Ne yapacaktım? Belki de korkağın tekiydim. Sevmeye cesaret eden ama sevdiğini söyleyemeyen bir korkak.

Bu düşüncelerin içindeyken Murathan aradı.

“Efendim abi?”

“Tugay’ın kafesine geçiyorum. Müsaitsen gel, bir kahve içelim.”

“Olur abi. Yarım saate oradayım.”

Hazırlanıp kafeye gittim. Murathan’la selamlaşıp oturduk, Türk kahvesi söyledik. Kahvelerimizi beklerken sohbet etmeye başladık.

“Yengen, Hifa’yla akşam için plan yapmış. Dizi izleyeceklermiş. Evden postalandım,” dedi Murathan.

“Hifa’yla mı?” diye sordum. Şaşkınlığımı saklayamamıştım.

“Evet, niye şaşırdın?”

“Yok abi, neye şaşıracağım?” Bugün Asım’la yanına gitmiştik ama Hifa bundan hiç bahsetmemişti ondan.

Murathan: Baldız unutmuş bize geleceğini zaten. Eve gittiğimde yengen söyleniyordu telefonda.

Miraç: Okul, doktora çok yoruyordur Hifa’yı.

Murathan: Öyle. Baldız uykusuz kalıyor yengen azarlıyor uyu kendini yıpratma diye ama baldız yine bildiğini okuyor.

Miraç: Alışkanlığını insan hemen bozamaz ki.

“Sen ne yapıyorsun?” diye sordu Murathan. “Hiç gelmedin benim yanıma. Hifa’nın yanına gitmeyi biliyorsun ama. Hayırsız kardeş olacaksın bir de!”

“Abi, fırsatım olmadı ki. Asım çok ısrar etti. ‘Ablamı özledim, götür beni,’ dedi. Mecbur gittim.”

Tabii canım, zorla gittim, diye geçirdim içimden. Asım söyler söylemez hazırlanmıştım ama bunu itiraf edemezdim.

Murathan: Çık gel davetiye mi bekliyorsun benden. Ne zaman istersen gel. Görev ne zaman belli mi?

Miraç: Yok abi daha belli değil. Buradayım bir süre.

Murathan: iyi iyi bolca görüşürüz inşallah.

Miraç: İnşallah abi.

Murathan: Ben bi lavaboya gidiyim.

Murathan lavaboya gidince kafede çalan müziğe kulak verdim. Tugay’a doğru yürüdüm.

“Nasılsın aslanım?”

“İyiyim abim hoş geldin. Sen nasılsın?”

“Eyvallah abim iyiyim hoş buldum. Bu çalan şarkının adı ne onu soracaktım?”

“Beğenmediysen hemen değiştiriyim abi”

“Hayır beğendim ondan soruyorum.”

“Girift- Öyle Güzel Ki”

Başımı salladım. “Sağ ol.”

Telefonumu çıkarıp şarkıyı dinlemek için listeye ekledim. Şarkıyı dinlerken Hifa’nın gözleri düşmüştü zihnime yeniden. Gözleri öyle güzel bakıyordu ki içimde sıcacık bir hava esiyordu. Düşünmek bile beni heyecanlandırıyordu. Murathan ile kafede bayağı oturduk gece eve geçtiğimde üzerimi değiştirip direkt yatağa yattım. Daha sonra eklediğim şarkı aklıma geldi telefonu elime aldım kullaklığa bağladıktan sonra Spotify'ı açtım. Şarkı arkada çalarken grubun diğer şarkılarının adına bakıyordum ki listenin en başında “Koyu Mavi Deniz” yazılı şarkıyı gördüm. Beklemeden o şarkıya tıkladım alternatif rock dinlemeyi severim ve bu şarkı da aşırı hoşuma gitti. Melosdisi ve sözleri güzeldi onu da hemen listeme ekledim. Hifa’nın en sevdiği renk koyu maviydi. Şarkının adı da Koyu Mavi Deniz… Tesadüf müydü, bilmiyordum. Şarkı sözlerinde"Nere baksam ordasın, gözümde bir perdesin. Hani nerdesin?" diyordu. Bildiğim tek şey, artık gördüğüm ve duyduğum pek çok şeyin bana onu hatırlattığıydı. Gerçi hatırlamak için unutmak gerekir, ben mavi sardunyamı bir saniye bile zihnimden çıkartamıyordum ki hatırlayayım. Meğer sevda böyle bir şeymiş. İnsan birini hatırlayacağım diye kendini bile unutabiliyormuş. Ben kendimi, tabularımı, duvarlarımı her şeyimi unutuyorum Hifa aklıma düşünce.

Hayatımın yarısından fazlasını unuttum- Girift - Koyu Mavi Deniz...