İçeriğe geç

Berberin İntikamı

BERBERİN İNTİKAMI

-Cezmi Efendi çok sıra var mı ?

-Yok Halit efendi otur otur. Çay içer misin?

-Yok saolasın.

-Naptı senin çocuk okulu?

-Olmadı bu sene valla. Çalışmıyordu zaten artık bir gün akıllanacak inşallah bakalım…

-Hayırlısı olsun…

    Cezmi Efendinin çok müşterisi olmadı o gün. Dükkanı her zamanki gibi akşam saat sekiz gibi kapattı ve evine doğru yol aldı. Karşısına hem tanıdık hem de tanıdık gelmesini istemeyeceği biri çıktı. Bekliyordu onu evinin önünde:

-Cezmi ! Nasılsın ?

-Seni gördüm kötü oldum valla ne yalan söyliyim Nuri.

-Ha! Niye yav ne güzeldi eski günler…

-Eski günler eskide kaldı. Ne istiyorsun?

-Senin için işim var?

-Artık yapmıyorum ben bu işleri…

-İyi para var ama bu işte…

-Anlat!

    Nuri anlattı. Cezmi Efendi ona geçmişindeki kötü olayları hatırlatan bu karşılaşmadan pek memnun olmamıştı ama paraya ihtiyacı vardı ve teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Nuri onun her zamanki yere uğramasını söyledi. Vedalaştılar. Cezmi Efendi eve girdi:

-Herkese merhaba dedi. Mehmet’le Kenan:

-Hoşgeldin baba.

-Anneniz nerde çocuklar?

-Et almaya çıktı baba yemek için.

-Bana söylese gelmeden alırdım neyse bakalım. Okul nasıldı Mehmet:

-İyiydi baba.

-İyi bakalım.Kenan oğlum iş nasıldı ?

-İyiydi baba, Davut abi selam söyledi.

-Aleyküm selam sen de ona iletirsin selamımı. Çok iyi adamdır Davut, Kenan oğlum bak bu işte de huzursuzluk çıkarma. Kenan sıkıntılı bir çocuk olmuştur hep. Kavgacıdır, havadan sudan nem kapar ama aslında merttir de. Güçlü bir çocuktur. Aileye çok önem verir. Düşkündür ailesine. Aile her şeydir onun için… Kardeşi Mehmet için az kavga etmemiştir. Çünkü Mehmet okulda hep zorbalığa uğrar abisinin tam tersi özelliklere sahiptir. Kapıdan anahtar sesi gelir. Mehmet:

-Hoşgeldin anne. Cezmi Efendi:

-Hanım, söyleseydin ben alırdım eti. O şerefsiz kasaba sinir olurum bilirsin. Onunla muhattap olman hoşuma gitmiyor.Meltem:

-Abartma bey, altı üstü et aldım adamla oturup çay içmedik ya.

-Sen yine de bir dahakine bana söyle ben alırım.

-Peki.

    Cezmi efendinin kafası çok karışıktı. Bir yanda kabul ettiği teklifi düşünüyordu bir yanda ailesini. Ailesini uzaklara yollamalıydı ki etkilenmesinler bu işten. Her şey para içindi. Her şey ailesi içindi. Biliyordu kabul etmemesi gerektiğini ama bir yandan da eski duyguları kabarmıştı. Geçmişte az tetikçilik yapmamıştı. Çok fazla aileye cenaze yaptırtmıştı. Çok fazla can yakmıştı. Eski hayatında yani evlenmeden önce çok psikopat bir insandı. Kurbanlarını öldürdükten sonra onların alnına kızgın demirle adının baş harfi olan C’yi dağlardı. Bu eski tarihten kalma bir işkence biçimiydi ama Cezmi bey ibret i alem olsun diye isminin baş harfini dağlardı. Ama Melteme aşık olduktan sonra bu işlere tövbe etmişti. Meltemin, Cezmi beyin böyle bir geçmişi olduğundan haberi yoktu.

İkisinin aşkı ilk görüşte aşktı. İkisi bir resim sergisinde tanışmıştı. Meltem ressamdı ve resim sergisi onun resim sergisiydi. Cezmi bey ise o gün sergiye birisini öldürmeye gitmişti ve Meltemi görür görmez aşık oldu. Kendini Melteme “Ben bir berberim.” diye tanıttı. Ne yapsın aklına berberlik gelmişti o anda ve işler ilerleyince gerçekten bir berber dükkanı açtı ve öncesinde mesleği hızlı bir şekilde öğrendi. Ne de olsa profesyoneldi yeni işler öğrenmede…

Meltemle evlendiler ve ilk Kenan sonrasında Mehmet dünyaya geldi. Çok mutlu yaşıyorlardı ta ki bugüne kadar. Ailesini uzağa yollamaya karar verdi. Yemekte her şeyi açıklıyacaktı.

Meltem yemek yapıyordu. Bu sırada Cezmi Bey salonda oturup ne yalan uyduracağını düşünüyordu. Her şeyi olduğu gibi mi anlatsam acaba diye düşündü ama sonra bunun salakça olduğuna karar verdi. Sonra aklına bir şey geldi. Meltemle kavga edip onun annesinin yanına gitmesini sağlayacaktı. Ve Meltem bu çocukları da yanında götürürdü ve böylece hepsi güvende olurdu.

Kavga konusu arıyordu kendine sonra kendi kafasında “Ne aptal bir işe giriştim.” dedi. Gitmelerini sağlamak için sağlam bir sebep olmalıydı ne de olsa onlar İstanbulda Meltemin anne babası da Balıkesir’deydi. Şehir değiştirme sebebi olmalıydı bu kavga. Acaba biriyle aldattığını mı söyleseydi en hızlı bu şekilde onları yollayabilirdi. O anın heyecanıyla batırmasaydı iyiydi. Uzatmak istemedi. Aldattığını söyleyecekti. Meltem seslendi mutfaktan:

-Yemek hazır!

Hep birlikte oturdular sofraya. Cezmi bey:

-Meltem gelebilir misin bi yanıma ?

-Gelirim tabi. Noldu ?

-Aldattım ben seni !

-Ne diyorsun Cezmi !

-Aldattım seni. Engel olamadım kendime.

Baya gürültülü geçti kavgaları. Kenan ve Mehmet çok üzüldü. Anneleri hiçbir şey demeden çocuklara “Toplanın annemlere gidiyoruz çocuklar.” dedi. Mehmet mecbur hissetti kendini ve annesine düşkünlüğünden ne oldu demeden hazırlandı. Babasına sarıldı.

Kenan babasını bırakmak istemiyordu. Herhalde hisleri babasının başının belada olduğunu hissettiriyordu ona ama annesinin zoruyla o da gitmek zorunda kalmıştı. Cezmi Bey, hiç zaman kaybetmeden gideceğini biliyordu Meltemin. Her şey plana uymuştu. Cezmi bey tek başına evde oturuyordu düşüncelere dalmıştı. Çıkmıştı Meltem ve çocuklar.

Cezmi bey hiç vakit kaybetmeden Vedat’ın mekanına gitti işi konuşmaya:

-Vedat, geldim konuşalım şu işi…

-Cezmi şimdi sana kısa ve net konuşucam “Eski düşman öldürülecek”.

-Anladım tamam. Paranın yarısı şimdi yarısı iş bitince anlaşma budur!

-Kabul! Sen yeter ki hallet.

-Tamamdır o zaman. Bu gece bitecek bu iş. Kapı açılır. Davut gelmiştir:

-Vedat geldim iş için. Cezmi bey hüsrana uğrar. Bir ortak istemiyordur çünkü. Davut onun eski dostudur ve Vedat’ın onları ortak yapacağı aklına gelmemiştir. Cezmi Bey:

-Ne demek bu şimdi Davut ne alaka ? Vedat konuşur:

-Davut senin ortağın olacak Cezmi !

-Ortak istemiyorum. Davut:

-Yapma Cezmi ! Paraya ihtiyacım var çiçekçilikle hayat geçmiyor, biliyorsun. Eski günlerin hatrına birlikte halledelim şu şerefsizi. Cezmi Bey:

-Tamam Davut kardeşim. Eski günlerin hatrına. Paralarını alırlar ve mekanı terk ederler. Davut:

-Cezmi anladığım kadarıyla hemen halletmek istiyorsun bu işi.

-Evet, evdekileri gönderdim Balıkesir’e. Hazırım ben. Sen hazır mısın Davut:

-Tamam, hazır olmak zorundayım anladığım kadarıyla. Gülürler. Evdekileri nasıl gönderdin hemen.

-Melteme onu aldattığımı söyledim. En hızlı bu aklıma geldi. Umarım işten sonra affettirebilirim kendimi.

-Ah be ! Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Meltem çok üzülmüştür. Kadıncağız seni çok seviyordu.

-Yapacak bir şey yok kardeşim böyle olması gerekiyor.

-Peki. İşe koyulalım. Mühimmatları çıkaralım ben eve gidiyorum. Davut bekardı o yüzden bu kadar rahat davranabiliyordu.

-Davut !

-Efendim kardeşim.

-Kızgın demir Hahaha !

-Eski günler diyorsun.

-Aynen öyle Hahaha !

Öldürücekleri kişi Kadirdi. Kadir namıdeğer Kasap. Kasaptı Kadir. Kurbanlarını öldürdükten sonra doğrayıp atıp bir varilin içine asitle yakıyordu tabi bir de dükkanının arkasında doğruyordu ve yakıyordu. Tam bir psikopat.

Şimdi olay şu, bu kısma değinmemiz gerekiyor. Kadir başka bir mafyanın tetikçisiydi. Kötü taraf anlayacağınız. Öldürme sebepleri ise: Kadirin Vedatın babasını öldürmesiydi. Vedat sadece Cezmi Bey ve Davuta güvenebilirdi bu iş için. Çünkü onlar en sağlam tetikçileriydi. Eskiden de olsa öylelerdi.

Kadir, evindeydi. Yatıyordu. Yastığının altında silahı duruyordu. Her şeyden habersiz uyuyordu.

Cezmi Bey eve varmıştı. Cephanelik yaptığı ve gizli olan odaya duvarlar boyunca uzanan kitaplığı yere düşürüp girdi. Silah odası karşısına çıktı. Onun gözbebeği olan eski günlerde onun yol arkadaşı olan revolver türü olan Colt Python silahını aldı. Tabi ki kızgın demiri de cephanelikte hazırlayıp yanına aldı sıcak kalması gerekiyordu. Bunun için de çözümü vardı. Demirin girebileceği ve onun sıcak kalmasını sağlayan bir kutusu vardı. Onun içine koydu demiri. Her şey hazırdı. Çıktı evden. Plana uymayacaktı. Davutu beklemeyecekti. Kendisi halledecekti. Davutun, eğer ona bir şey olursa ailesiyle ilgileneceğini biliyordu. Ona güveniyordu. Hem Kenan Davutun yanında çalışıyordu. Davut, Kenan’a çok sahip çıkıyordu. Davut neredeyse Kenan için ikinci bir babaydı.

Kadirin telefonu çaldı. Açtı telefonu:

-Kadir abi hazırda ol seni öldürmeye geliyorlar.

-Bismillah olum ! Kim geliyor ?

-Vedatın adamları. Sana doğru geliyorum abi.

-Sakin ol aslanım sen.

-Abi nasıl sakin oluyim öldürecekler seni iki kişiler diye duydum. Dedikodusu dönüyor alemde.

-Beni öldürecek adam daha doğmadı !

Kadir silahını aldı ve soğukkanlılıkla depoya indi. Gelen kişiyi öldürebileceğinden o kadar emindi ki depoda varilleri hazırladı. Asitleri de hazırladı. Öldürdüğü önemli kişilerin beyinlerini ve kalplerini üstünde isimleri olacak şekilde kutulara koyuyordu vücutlarını doğrayıp asidin içine attıktan sonra. Tamamiyle bir katildi. Öyle normal bir katil de değil. Kimi zaman normal bir kasap kimi zaman vahşi bir kasaptı. İşteyken hayvanların ölü vücutlarını doğruyordu. Diğer işteyken de insanların ölü vücutlarını doğruyordu.

Kapıdan ses geldi. Cezmi kapıyı açmaya uğraşıyordu. Kadiri yatağında biliyordu. Ama Kadir depodaydı. Kadir sesi duydu ve depoda durmaya devam etti. Cezmi kapıyı açabilmişti. Yatak odasına doğru yola koyuldu. Yavaş yavaş ses çıkarmamaya çalışarak ilerliyordu. Odaya geldi ve yatağın bozuk bir şekilde olduğunu gördü ve bir bıçak açılma sesi duydu. Kadir sustalı bıçağını açmıştı ve anında Cezmi beyin omzuna saplamıştı. Amacı ilk başta acı çektirmek olacaktı. Hikayeyi tam olarak ondan dinlemek istiyordu. Cezmi bey silahı doğrulturken bir darbe de eline aldı ve silah yere düştü. Elinden ve sırtından bıçaklanmıştı. Kanlar akıyordu ve Kadir eter döktüğü bezi Cezmi beyin yüzüne yapıştırdı. Cezmi beyin bayılmadan önce son duyduğu ses “Biraz acı çektirmesem olmaz dime Cezmi” idi.

Cezmi bey kendine geldiğinde etrafına baktı. Bir sandalyeye bağlanmıştı. Karşısında Kadiri görüyordu. Davut bu sırada Cezmi beyden haber alamayınca Kadirin evine doğru yola koyuldu ve vardığında kapıyı açık gördü. Sakince içeri girdi. Yerdeki silahı gördü ve kanı da gördü yerde: Ah be Cezmi birlikte yapacaktık bu işi. Etrafa bakıyordu kan damlamıştı her yere. Düşündü. Kadirin Cezmiyi deposuna götürdüğünü anladı. Kan izlerini takip etti. Olabildiğince sessiz olmaya çalışıyordu. Depoyu buldu. Kapı aralıktı. Konuşuyorlardı. Silahını eline aldı ve kapıyı tekmelediği gibi silahı Kadire doğrulttu. Kadir, Davutu görünce hem irkildi hem de silahını direk Cezmiye doğrultup sıktı. Cezmi kafasından vuruldu. Cezmi ölmüştü. Davut aynı anda sıkmıştı silahı ve Kadiri göğsünden vurmuştu. Kadir yere düştü ve nefes almaya çalışıyordu. Son anlarıydı. Kalbinden vurulmuştu. Davut:

-Senin öldürdüğün kişilere yaptıklarını biliyorum pislik herif aynısını sana yapıcam haberin olsun ! Kadir gülümsedi. Davut Kadirin kafasına sıktı.

Davut her şeyi bitirmişti. Hemen Meltemi aradı:

-Meltem Cezmiyi kaybettik. O seni aldatmadı. O seni sevdi. Tahmin edemeyeceğin kadar çok sevdi seni.

-Noldu ? Neler diyorsun Davut sen ? Davut telefonu kapattı.

Parayı aldı ve Balıkesir’e yolladı. Daha sonrasında ise kayıplara karıştı.

Meltem para geldiğinde içindeki notu gördü. Notu Davut yazmıştı Cezmi beyin ağzından. Okudu:”Bu para çok sevdiğim ailem için bir miras.”

Davut ne diyeceğini bilememişti ve sadece kısa bir cümle yazmıştı. Eski dostunun mirasını ailesine gönderdiği için mutluydu…