İçeriğe geç

Benzinlikteki Çikolata

Ertesi sabah Arca, ailesiyle birlikte kahvaltı yaparken birden babasına dönüp:

— Hani beni hamburger yemeye götürecektiniz? diye sordu.

Selen Hanım gülümseyerek oğluna baktı.

— Amcacığım, gün daha yeni başlıyor. Sabah kahvaltısında hamburger yenmez ki. Önce güzelce kahvaltımızı yapalım. Sonra acıkınca, sana söz verdiğimiz gibi hamburger yemeye Ayvalık’a gideriz, dedi.

Arca, annesinin sözlerini duyunca rahatladı. Demek ki hamburger planı hâlâ geçerliydi.

Mert Bey’in hazırladığı peynirli omleti afiyetle yedikten sonra:

— Çikolata istiyorum, dedi.

Selen Hanım mutfaktan iki çikolata getirerek birini Arca’ya, diğerini de kardeşi Asel’e verdi.

Arca, kendi çikolatasını büyük bir iştahla yedi. Çikolatası biter bitmez gözünü kardeşinin elindeki çikolataya dikti. Bir anda Asel’in elindeki çikolatayı çekiştirmeye başladı.

Asel çikolatasını bırakmamak için direniyor, Arca ise ısrarla çekmeye devam ediyordu.

Mert Bey hemen araya girdi.

— Arca, sen kendi çikolatanı yedin. Bu Asel’in çikolatası. Lütfen kardeşine çikolatasını geri verir misin?

Arca başını salladı.

— Ama ben daha istiyorum!

— Ama bu onun çikolatası. Kendi çikolatanı yedin.

Arca bir süre dirense de Mert Bey kararlı bir şekilde konuşmaya devam etti:

— Eğer böyle devam edersen bugün Ayvalık’a gitme planımızı da gözden geçirmek zorunda kalacağım.

Arca bir süre düşündü. Sonunda kardeşinin elindeki çikolatayı bıraktı.

Kahvaltı toparlandıktan bir süre sonra ailece Ayvalık’a gitmek üzere yola çıktılar.

Ancak arabada fazla yakıt kalmamıştı. Mert Bey, her zaman uğradığı benzinliğe girerek depoyu doldurdu. Ödeme yapmak için markete yöneldiğinde Arca da babasının yanına koştu.

— Baba, ben de geleceğim!

— Tamam Arca, gel bakalım.

Marketin içine girdiklerinde Arca’nın gözü hemen raflardaki çikolatalara takıldı. Özellikle yumurta şeklindeki büyük kutunun içinde bulunan çikolatalardan çok hoşlanmıştı.

— Baba, bundan istiyorum!

Mert Bey kutuyu eline aldı ve fiyatına baktı. Çikolatanın oldukça pahalı olduğunu görünce oğluna:

— Arca’cığım, bunun fiyatı biraz yüksek. İstersen bunu şimdi almak yerine internetten daha uygun fiyata sipariş edebiliriz. Böylece aynı parayı gereksiz yere harcamamış oluruz. Arta kalan parayla da senin başka bir ihtiyacını karşılayabiliriz, dedi.

Arca bir süre kutuya baktı. Tam babasının söylediklerini kabul edecek gibi olmuştu ki kasiyer:

— Bu çikolatalarda iki al, bir öde kampanyası var, dedi.

Arca’nın gözleri bir anda parladı.

— Baba! İki tane alabiliriz! Ben bunlardan istiyorum!

Mert Bey gülümsedi.

— Arca’cığım, bak sana marketten bu paraya iki değil, belki dört tane çikolata alabilirim. Ama biz burada daha pahalı olanı almak yerine paramızı daha dikkatli kullanmaya çalışıyoruz.

Arca başını salladı.

— Hayır, ben bunu istiyorum!

Mert Bey bir kez daha açıkladı:

— Bunu alırsak bugün başka bir şey almak için paramız kalmayabilir.

Ama Arca kararını vermişti.

— Ben bunu istiyorum!

Mert Bey bir süre oğluna baktı. Arca’nın ısrarı devam edince sonunda çikolataları satın aldı.

Ailece tekrar arabaya binerek Ayvalık’a doğru yola çıktılar.

Hamburgerciye vardıklarında Arca büyük bir heyecanla menüsünü seçti. Ardından:

— Baba, ekstra patates ve soğan halkası da istiyorum, dedi.

Mert Bey oğluna baktı.

— Arca’cığım, sana benzinlikte ne söylediğimi hatırlıyor musun?

Arca sustu.

— O çikolatanın pahalı olduğunu ve onu alırsak bugün başka harcamalarımızı sınırlamak zorunda kalacağımızı söylemiştim. Sen yine de o çikolatayı almak istedin. Bu nedenle bugün için belirlediğimiz harcama limitimizi kullanmış olduk.

Arca’nın yüzündeki neşe bir anda kayboldu. Başını öne eğdi.

— Ama baba… Bugün alsak, yarın hiç para harcamasak olmaz mı?

Selen Hanım oğlunun üzgün hâline bakarak Mert Bey’e sessizce baktı. Sanki “İstersen bir kez olsun izin verelim,” der gibiydi.

Fakat Mert Bey kararından vazgeçmedi.

— Hayır Arca. Bugünkü harcama limitimiz burada bitti. Sana sadece menünü alacağım. Bunun dışında bugün başka bir şey alamayız.

Arca bir süre sessiz kaldı.

Sonunda yemekleri geldi. Arca çok neşeli olmasa da ailesiyle birlikte yemeğini yedi.

Yemekten sonra arabaya binip Dikili’ye geri döndüler.

Eve geldiklerinde biraz dinlendiler. Bir süre sonra Asel’in de Arca’nın da uykusu gelmişti. Gözleri kapanıyordu.

Mert Bey Asel’i, Selen Hanım ise Arca’yı odasına götürerek yatırdı.

Çocuklar uyuduktan sonra Selen Hanım, Mert Bey’in yanına geldi.

— Bugün hamburgercide Arca’nın patates ve soğan halkası isteğini neden kabul etmedin? diye sordu.

Mert Bey sakin ama kararlı bir ses tonuyla cevap verdi:

— Çünkü ona benzinlikte ne olacağını açıkça söyledim. Çikolatanın pahalı olduğunu, onu alırsak bugün başka bir şey için harcama yapamayacağımızı anlattım. Arca buna rağmen çikolatayı almakta ısrar etti.

Bir süre düşündükten sonra devam etti:

— Eğer hamburgercide istediği her şeyi alsaydım, ona verdiğim sözün hiçbir anlamı kalmazdı. Bugün söylediğimin tersini yapmış olurdum. O zaman Arca ileride benim koyduğum sınırların gerçekten bir anlamı olmadığını düşünebilirdi.

Selen Hanım başını salladı.

— O zaman gerçekten doğru olanı yapmışsın, dedi.

Mert Bey yatağına uzandı.

Gözlerini kapatmadan önce gün boyunca yaşananları bir kez daha düşündü.

“Çocuğumun her istediğini yerine getirirsem onu mutlu ettiğimi düşünebilirim. Acaba gerçekten ona iyilik mi yapıyorum?” diye geçirdi içinden.

Belki de bazen bir çocuğa “hayır” diyebilmek, ona istediği her şeyi vermekten çok daha değerliydi.

Çünkü çocuklar yalnızca istediklerini elde etmeyi değil, beklemeyi, vazgeçmeyi, seçim yapmayı ve sahip olduklarının değerini bilmeyi de öğrenmeliydi.

Mert Bey, bugün verdiği kararın doğru olduğuna bir kez daha inanarak gözlerini kapattı.

Eşinin de onu desteklemesinin verdiği huzurla kısa süre içinde uykuya daldı.