Oteldeki ikinci günlerinde Arca, sabah erkenden uyandı. Ailesiyle birlikte restorana indiklerinde kahvaltı masasında onu birbirinden güzel yiyecekler bekliyordu. Birkaç çeşit omlet, zeytin, bal ve simitten oluşan kahvaltısını bir bardak portakal suyuyla tamamlayan Arca, oldukça keyifli görünüyordu.
Kahvaltı bittikten sonra hep birlikte havuz kenarına geçtiler.
Arca, havuzun kenarına geldiğinde fazla beklemedi.
“Cuuum!”
diye bağırarak suya atladı. Ardından kurbağalama yüzerek biraz önce atladığı noktaya geri döndü.
Tam o sırada Arca’nın yaptıklarını dikkatle izleyen bir çocuk fark etti. Arca’yla yaklaşık aynı yaşlarda olan bu çocuk, onun her hareketini gözlerini ayırmadan takip ediyordu.
Arca birkaç kez daha suya atlayıp yüzdü. Bir süre sonra çocuk da onun yaptığı hareketleri taklit etmeye başladı.
Arca bunu fark edince gülümsedi.
Bir süre sonra Mert Bey’in yanına giderek:
“Baba, el ele tutuşup havuza atlayalım mı?” diye sordu.
Mert Bey oğlunun isteğini kırmadı.
“Elbette oğlum.”
Baba oğul el ele tutuşup havuza atladılar. Sonra bir kez daha… Bir kez daha…
Her atlayışta Arca’nın kahkahaları havuzun çevresinde yankılanıyordu.
Bir süre sonra Mert Bey:
“Arca, bu sefer balıklama atlamayı deneyelim mi? Öğretmenin sana göstermişti. Hem öğrendiklerini hatırlamış olursun.” dedi.
Arca’nın gözleri parladı.
“Tamam baba! Ama bana yardım et.”
Mert Bey oğlunun yanında durdu. Ona nasıl durması gerektiğini hatırlattı ve ilk denemesinde destek oldu.
Arca öne doğru uzandı ve…
Şıp!
Küçük bir su sıçramasıyla havuza girdi.
Sudan çıktığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
“Baba! Yaptım!”
“Evet oğlum, yaptın.”
Arca birkaç kez daha Mert Bey’in yardımıyla balıklama atladı.
Tam sudan çıktığı sırada biraz önce kendisini izleyen çocuğun yanına geldiğini fark etti.
Çocuk gülümseyerek:
“Merhaba! Arkadaş olalım mı? Benim adım Demir. Seninki ne?” diye sordu.
Arca önce bir an düşündü. Sonra gülümseyerek elini uzattı.
“Ben Arca. Elbette arkadaş olabiliriz.”
Demir’in gözleri havuza doğru kaydı.
“Çok güzel atlıyorsun. Dün kaydıraktan da güzel kaydın. Bana da balıklama atlamayı öğretebilir misin?”
Arca’nın yüzü bir anda aydınlandı.
“Elbette arkadaşım!”
Arca, Demir’e nasıl durması gerektiğini anlatmaya başladı.
“Önce ayaklarını böyle koyuyorsun. Sonra kollarını öne uzatıyorsun. Sonra da…”
Arca anlatırken Mert Bey ile Demir’in anne ve babası onları gülümseyerek izliyordu.
Demir’in babası şaşkınlıkla:
“Normalde bizim oğlan böyle şeyleri asla denemez. Beni bile şaşırttı.” dedi.
Mert Bey gülümseyerek Arca’ya baktı.
“Arca da yeni öğreniyor. Birlikte deneyince daha eğlenceli oluyor.”
Demir birkaç kez denedi. Balıklama atlamayı henüz başaramasa da sudan çıkınca yüzünde korkudan çok merak vardı.
“Bugün balıklama atlayamayalım,” dedi. “Ama normal atlayıp yüzebiliriz.”
Arca hemen:
“Olur! Hem birlikte yüzmek daha eğlenceli!” diye karşılık verdi.
O gün havuzda saatlerce oynadılar. Birlikte yüzdüler, birbirlerine su sıçrattılar ve kahkahalar attılar.
Bir süre sonra havuzdan çıkıp kaydırağın olduğu bölüme gittiler.
Arca, dün Mert Bey’le yaptığı gibi bu kez Demir’in elini tuttu.
“Hazır mısın?”
Demir biraz tereddüt etti.
“Biraz…”
“Ben yanındayım.”
İkisi el ele tutuşarak kaydırağa çıktılar.
Ve birlikte kaydılar.
“Vuuuuuu!”
Demir’in korkusu birkaç saniye içinde kahkahaya dönüştü.
Kaydıraktan çıktığında hemen Arca’ya baktı.
“Bir daha yapalım mı?”
Arca gülerek:
“Tabii!”
dedi.
Demir’in babası bu kez şaşkınlığını gizleyemedi.
Mert Bey’in yanına yaklaşarak:
“Normalde ben olmadan kaydıraktan bile kaymaz. Bugün oğlumu tanıyamıyorum. Arca’yı görünce o da denemek istedi.” dedi.
Sonra oğluna baktı.
“Galiba cesaret gerçekten bulaşıcıymış.”
Mert Bey gülümsedi.
“Bazen çocukların birbirinden öğrendiği şeyler, bizim anlattıklarımızdan çok daha etkili oluyor.”
Akşam olduğunda gökyüzü yavaş yavaş karardı. Arca ve ailesi odalarına çıktılar.
Arca duş almak için hazırlanırken Mert Bey oğlunun yanına oturdu.
“Arca, bugün yaptığın bir şeyi fark ettin mi?”
Arca merakla babasına baktı.
“Neyi?”
“Sen bugün sadece kendi öğrendiklerini geliştirmedin. Demir de seni izledi ve bazı şeyleri denemek için cesaret buldu.”
Arca’nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Ben ona yardım ettim.”
“Evet. Ama en önemlisi, bunu güvenli bir şekilde yaptın. Cesur olmak, her şeyi düşünmeden yapmak değildir. Ne zaman denemek, ne zaman durmak gerektiğini bilmektir.”
Arca sessizce babasını dinledi.
Mert Bey devam etti:
“Bugün cesaretini kullanırken dikkatli davrandın. Öğrenme isteğini de hiç kaybetmedin. Üstelik bir arkadaşına ilham oldun. Bununla gurur duyabilirsin.”
Arca babasına sarıldı.
“Yarın Demir’le yine oynayabilir miyiz?”
Mert Bey gülerek:
“Bence Demir de bunu çok ister.”
dedi.
Tam o sırada Selen Hanım, küçük Asel’i de yanına alarak odanın kapısından göründü.
“Hadi bakalım, bizim geniş ve mutlu ailemiz tamamlandı!”
Arca hemen Asel’in yanına koştu.
Odanın içi kısa sürede kahkahalarla doldu.
Arca’nın mutluluğu, sanki odanın dört bir yanına yayılan görünmez bir ışık gibiydi.
Ve tatillerinin ikinci günü de böylece, yeni bir arkadaşlık ve öğrenilen yeni bir cesaretle sona erdi.