İçeriğe geç

Babam Gibi Olmak İstiyorum

Hafta sonu Arca daireye gitmiş ve babasının ustaları yönlendirmesinden hayli etkilenmişti. Hatta o gün akşama kadar babasının yanında durmak istemiş, babasını dikkatle izlemiş ve istediği gibi ustalara yardım etmeye çalışmıştı. Bir yandan da inşaat malzemelerini tanımaya çalışıyordu.

Akşam, inşaattan eve doğru gitmek üzere hareket ettiklerinde Arca, babasının alet çantasını elinden bırakmak istemedi. Çantanın içindeki aletleri tek tek çıkarıyor, ne işe yaradıklarını babasına soruyordu.

Babası da sıkılmadan bütün aletlerin görevlerini tek tek anlatıyordu.

— Bu ne işe yarıyor baba?

— Bu pense. Bir şeyi sıkıştırmak veya tutmak için kullanılır.

— Peki bu?

— Bu da tornavida. Vidaları sıkmak ve gevşetmek için kullanılır.

Mert Bey, Arca’ya aletleri kullanırken dikkatli olması gerektiğini de söylüyordu.

— Ama dikkat etmelisin Arca. Bazı aletler yanlış kullanıldığında seni yaralayabilir.

Arca ise babasının söylediklerini dikkatle dinliyor ve elindeki aleti bırakmadan:

— Dikkat ederim baba, diyordu.

Eve geldiklerinde Selen Hanım, Arca’nın yüzündeki mutluluğu fark etti.

— Arca çok mutlu görünüyor. Anlaşılan bugün çok güzel geçmiş, dedi.

Mert Bey gülümsedi. Arca’nın o gün yaptıklarını kısaca anlattıktan sonra üzerlerini değiştirip akşam yemeklerini yediler. Ertesi gün Arca’yı okula bırakmak üzere uyudular.

Sabah olduğunda Mert Bey, Arca’yı okula bıraktıktan sonra devam eden inşaatına gitti.

Akşam olduğunda Selen Hanım, Arca’yı okuldan almaya gitti. Tam okuldan çıkacakları sırada Güldeniz Öğretmen, Selen Hanım’a seslendi.

— Selen Hanım, bugün Arca çok ilginç bir şey söyledi, dedi.

Selen Hanım merakla öğretmenine baktı.

— Ne söyledi?

Güldeniz Öğretmen gülümseyerek anlattı:

— Bugün büyüyünce mimar olmak istediğini söyledi. Hatta birkaç kez, “Babam gibi mimar olmak istiyorum. Ne zaman mimar olacağım?” diye sordu.

Güldeniz Öğretmen’in yüzünde de bir tebessüm oluştu.

— Ben de ona, “Allah başka dert vermesin. Elbette büyüyünce istediğin mesleği, yeterince çalışırsan yapabilirsin.” dedim.

Selen Hanım’ın yüzünde de bir tebessüm belirdi.

— Dün babasıyla bütün gün inşaattaydı. Haliyle babasıyla birlikte olmak oldukça hoşuna gitti. İleride babası gibi olmak istemesi normal olsa gerek, dedi gülerek.

Akşam Mert Bey işten eve döndüğünde Selen Hanım, Güldeniz Öğretmen’in söylediklerini ve kendisinin verdiği cevabı anlattı.

Mert Bey gülümsedi.

— Ne mutlu bana… Demek ki oğluma doğru bir şekilde örnek olabilmişim.

Bir süre düşündükten sonra sözlerine devam etti:

— Fakat şu anda sadece benim mesleğimi biliyor. Ona farklı meslekleri de tanıtmak isterim. Böylelikle daha küçük yaşlardan itibaren farklı mesleklerin neler olduğunu öğrenir ve ileride kendisine hangi işin daha uygun olduğunun farkına varabilir.

Mert Bey o gece, meslek seçiminin bir insanın hayatını ne kadar etkilediğini düşünüyordu.

Belki de birçok çocuk, babasının veya sempati duyduğu bir tanıdığının yaptığı işi kendisine yakın gördüğü için o mesleği seçiyordu.

Oysa gerçekler bundan çok daha farklıydı.

Bir mesleği seçmek, yalnızca o işi yapmak istemekten ibaret değildi. Her mesleğin kendine göre zorlukları, sorumlulukları, güzel ve zor tarafları vardı.

Belki de çocuklara daha küçük yaşlardan itibaren farklı mesleklerin neler olduğunu, bu mesleklerin hangi zorlukları ve güzellikleri barındırdığını anlatmak ve mümkün olduğunca çok mesleği tanımalarını sağlamak gerekiyordu.

Böylece çocuklar, yalnızca çevrelerinde gördükleri insanların mesleklerine bakarak değil, kendi ilgi ve yeteneklerini keşfederek seçim yapabilirlerdi.

Kim bilir, belki de böyle yetişen çocukların oluşturduğu bir toplum; severek yaptığı işte başarılı olan, mutlu ve üretken insanlarla dolup taşardı.