İçeriğe geç

1. bölüm

Her zaman güven sorunum olmuştur ama bu bir tık fazlaydı, annem Derya ve babam Aytekin ikisi de iyi gibilerdi sanırım? birde sonradan doğan kız kardeşim Doğa var biz çekirdek bir aileydik. Lise yıllarım biraz kötüydü zorbalıklar hakaretler ve dahası yani belki de her liseli genç yaşamıştır bunu, fakat beni birkaç kişi den ayıran ve korkudan kaskatı bırakan bir kaç olay yaşadım ve bunu kimseye anlatamadım sanki aldığım her karar beni daha çok köşeye sıkıştırıyor gibiydi.

Lisenin ilk yılları kalabalıktan fazla çekinen bir tip değildim ve bunda zorlanan çocuklara da yardım ederdim ve bu sayede 3 tatlı kızla tanıştım biri Miray aralarındaki en tatlı kızdı çünkü bana zorbalık yapan üç çocuktan kurtarmıştı beni kendisi özgüvensiz olmasına rağmen beni kurtarmaya cesaret etti. mavi gözleri omzuna düşen koyu kahve saçları ve tatlı giyim tarzı ile favori en yakın arkadaşımdı tabi Betül le Denizi de seviyorum ama Miray benim için başkaydı benim tam tersimdi özgüvensiz olmasına rağmen açıldı mı fena bir kız oluyordu duygularını içinde tutmazdı istese ağlar istese kızar ve hayır diyebilirdi şimdi böyle özgüvensiz tip mi olur? Dediğinizi duyar gibiyim ama o terapilere ve psikoloğa gidiyor. Onun bu sürecine birazda biz yardımcı olduk ve artık çok iyi duygularını ifade edebiliyor ve bizlerle ve zorbalarla rahatlıkla konuşup tartışabiliyor hatta artık o bizi koruyor Betül ve Deniz zaten koruyucu meleğim gibiler onların yeri de ayrı.

Sabahın erken saatlerinde kalktım ama evde kimse yoktu Doğa okuluna gitmiş annem ile babam...

Annem ile babam ayrıldılar pekte mutlu değildik zaten, ayrılmadan önce annem babamla tartışmaya girdi babam anneme vurmaya başladı o zamanlar doğa daha 2 yaşındaydı ve ben 16. Bu şiddet aslında hep vardı ama bu sefer dozu fazlaydı.

Doğayı aldım ve hemen odamıza kaçtım doğa ağlıyordu çünkü annem babama bağırıyor küfür ediyor ve babam daha çok sinirlenip vuruşlarını sertleştiriyordu. gözlerimi kapadım ve düşündüm kardeşimi yatağa oturttum ve ona en sevdiği çizgi filimi bilgisayardan açtım ama ses o sesleri kapatmıyordur etrafıma baktım ve kulaklıklarım gözlerime takıldı kulaklıkları kardeşime taktım hemen odadan çıktım ve dışarıdan kilitledim annemin telefonu oturma odasında yerdeydi oturma odası büyüktü ve oturma odasının köşesinde yemek masası vardı yemek masasının altına girdim ve hemen 112 yi aradım. fısıltıyla her şeyi anlattım ve adresi verdiğim sırada babam masanın altına eğildi ve bacağımdan tutup masanın altından çekti ayağa kalkmaya çalıştım ama aya kalkamadan saçımdan tutu bana vurmaya başladı telefonu elimden bırakmadım çığlıklarım yüksekti ama ben duymuyordum. Belki de çığlık atmıyorumdur? telefondaki abla asla susmadı adımı söyleyip bana seslendi ve dayanmam gerektiğini söyledi babam en son boğazımdan tutup duvara dayadı beni ayaklarımın yere değmediğini fark ettiğimde daha çok korktum nefes alamıyordum göz yaşlarım babamın ellerine damlıyordu gözlerimin içine baktı sanki pişman gibi ama değildi rol yapıyordu dudaklarımın arasından zorlayarak "baba!" kelimesi çıktı ve beni bıraktı sanki üçüncü kattan düşmüşüm gibi hissettim kalbim ağrıyordu yaralarımdan çok, babamla göz göze geldik. Öksürdüm hala boğazım acıyordu babam dizlerinin üzerine çöktü ve bana sarıldı çok sıkı sarılıyordu yarattı morluklar canımı yakıyordu öfkesi sevgiyi yok etti yaralarımı daha çok acıtıyordu "B.. bırak baba bırak, canımızı yakmaktan sıkılmadın mı?"

Bağırdım oda ağlıyordu elini kaldırdı boğazım acıyordu ellerimle boğazımı tutuyordum ve o elini kaldırınca geri çekildim telefon tam yanımdaydı ve hala abla sesleniyordu "Alo... alo beni duyuyor musun Aylin duyuyor musun polisler kapıda şimdi çıkıyorlar kurtuldun tatlım duyuyor musun?" Ellerim titriyordu telefonu aldım ve titrek bir sesle "Evet duyuyorum?" derin bir nefes verdi ve gülerek "Tamam tatlım olduğun yerde kal ve..." derken babam telefonu alıp duvara fırlattı tekrar o duman gözlerini sarıyordu ayağa kalktı telefon paramparça olmuştu babam saçımdan tutu ve yeniden vuracakken kapıyı sertçe kırdılar ve polisler içeri girdi babam saçımı bıraktı ve bilincimi kaybettim yada sadece yorulmuşumdur bilemiyorum.

ardından bir ses duydum Doğanın tatlı gülüşüydü ve en sevdiği çizgi filimin sesiydi gözlerimi yavaşça açtım hemşirelerden biri kardeşime yemek yedirmeye çalışıyordu gözlerimi açtığımı gördüğü anda ayağa kalktı ve bağırarak doktoru çağırdı etrafa baktım hastanedeydim ve kardeşim iyiydi peki, annem?

gözlerimi ovuşturdum ama canım yandı yüzüm yaralarla doluydu akşam ve sabah öğlene kadar uyumuştum hemşireler ve doktorlar geldi annemin iyi olduğunu ama şuan dinlenmesi gerektiğini söylediler rahatlamıştım "babanı merak etmiyor musun?" dedi hemşirelerden biri, kardeşimi beslemeye çalışan hemşire ters bir bakış attı ve diğer hemşire odadan çıktı yanıma yaklaştı ve "Ben Ayşe o boş konuşan tatlı belada Pelin o bir tık duygusuzdur onu takma tatlım şimdi dinlen sana yemen için bir şeyler getiriyim" kafamı olumlu anlamda salladım ve gülümsedim geriye doğu çekildi ben gülümseyince yüzündeki gülümseme zoraki bir gülümsemeye dönüştü kekeleyerek "Tamam!" deyip hızla çıktı.

Evet şaşırmış olmalıydı pencereden onu görebiliyordum ağlıyordu zorlanıyordu bu işten doktora baktım kağıda bir şeyler karalıyordu "Şey doktor bey bir şey soracaktım ben?" Doktor anlamış gibi önce yere sonra bana baktı "bak kızım baban çok kötülük etmiş size huzur vermemiş ama artık kardeşinden sen sorumlusun gerçek bu annen iyi ama ruhsal olarak değil kafasına aldığı darbeler sonucu beyin kanaması geçirdi ve hafıza kaybı yaşıyor ve bu hafıza kaybı geçici değil Aylin kızım üzgünüm." gözleri dolmuştu benimde doldu ama içimde sanki bir boşluk var gibiydi ağlıyordum ama hiç bir şey demedim çenem titriyordu sürekli gözümdeki yaşlar yanaklarımdan süzülüp ellerime damlıyordu.

Doktor bana sarıldı ve odadan çıktı ve doğa ile göz göze geldik "Doğa artık istediğin yemekleri yiyebileceksin ve istediğin tüm oyuncaklar senin olacak!" dedim titrek bir sesle ve dayanamayıp bağırarak ağladım. Hıçkırdım bağırdım ve neden diye sormaya başladım doktorlar içeri girdi hemşire ve doktorlara baktım ellerinde iğne vardı sakinleştirici gibiydi "Neden? neden o an özür diledin ha baba neden özür diledin ne yalan söylüyorsun neden gözlerimin içine bakıp benden nefret ettiğini söylemiyorsun?" sustum sakindim sadece ağlıyordum ve bağırarak konuşuyordum. "Ne kadar acı çektik biliyor musunuz?" gözlerimdeki yaşları sildim o an ne hissettim bilmiyorum "Neden?" doktor ve hemşireler kollarımdan tutu istemedim sakinleşmek istemiyordum uyumak ve aynı kabusu tekrar yaşamak istemiyordum ama iğneyi vurdular ve uyuya kaldım.

bir hafta geçti yaralarım daha iyiydi daha z canım yanıyordu annem hala hastanedeydi duruşmaya gittik kardeşim hastanede hemşirelerin yanında kaldı bende şahit olarak gittim babamı o geceden sonra ilk kez görecektim.

zamanı gelmişti kapıyı aralandığında ilk gördüğüm babamdı bana bakıyordu takım elbise giymişti yakışmamıştı özensizdi dik durmaya çalıştım ama bana bakıyordu sürekli önce komşular konuştu ve en son ben hakim "Kızım neler olduğunu anlatabilir misin?" Önce hakime ardından babama baktım "Hakim bey anlatıca bir şey yok! yıllardır iş gence gördük en sonunda annem hafızasını kaybetti ve hiç bir şey hatırlamıyor belki de yakında ölecek ama onun için sadece mutluyum çünkü unuttu sadece unuttu ama ben unutmadım!" gözlerim doluyor ve sesim titriyordu içerisi çok sessizdi "Hakim bey annemi hep küçümsedi ve dövdü ellerimi ceza olarak sıcak suyla yakardı bazen haftalarca yemek vermezdi, doğa için evimizde hırsızlık yaptığım ekmek çaldım bunun için yağmurun altında hareket etmeden üç saat bekletti ceza olarak. ve daha aklınıza gelecek bir çok şey ne uğruna bilmiyorum? O akşam sadece Doğayı düşündüm korktu ama güçlüydü ben değilim her an bayılabilirim çünkü yoruldum." Yoruldum der demez ağlamaya başladım ellerimle yüzümü kapadım ve biraz ağladım ve gözlerimi silip o geceyi anlattım hakim babama 20 yıl babama ceza vermişti ve 1 milyon tazminat ne kadar iyi yada ne kadar kötü bilmiyorum ama babam o parayı ödedi ve bende o parayla baştan başlamaya karar verdim ve işte şimdi buradayım. yeni bir ev ve yeni bir hayat işe girdim hafta içi akşamları bire kadar çalışıyorum hafta sonu cumartesi günleri kafede garsonluk yapıyorum pazar günleri ise doğa ile bütün gün dışarıda yada evde takılıyoruz onun istediği yada merak ettiği yerlere gidiyoruz okuldan mezun olunca üniversite var ben üniversiteye giderken Doğa da 3. sınıfa başlayacak bu biraz zor olacak ama yapacağız.